PEDOFİLİNİN EĞİTİM VE FETVALARLA BAĞI

0
15


Zümrüt Apartmanı romanındaki iğrenç ifadeler pedofili konusunu yeniden toplumun gündemine getirdi. Pedofilinin temelin ekonomik ve toplumsaldır. 1980 lerden beri gelen toplumsal dayanışmacı, üretime odaklanan birey yerine tüketime, bireyciliğe (bireysel hazza, çıkara) odaklanan bireyin yaşadığı kültür ve ahlak karmaşasının sonucudur. Her koyunun kendi bacağından asılacağı, gemisini kurtaranın kaptan olduğu bireyci anlayış her türlü toplumsal değeri, iyiliği dışladı.
Pedofili ve enseste yol veren anlayışın müfredat ve Diyanet fetvalarında izlerine rastlıyoruz. Bu iki anlayış kadının üzerinde kurulan egemenlikten kaynaklanıyor. Kadını hizmetçi konumuna indiren anlayış çocukları da teslimiyetçiliğe ikna ediyor.
İmam hatip liselerinde okutulan “Fıkıh” ders kitabına göre talak kocanın tek taraflı irade beyanıyla eşini boşamasıdır. Kocaya mahkeme önüne çıkmadan boşama hakkı getiriliyor. Geçici evlenme engelleri şöyle sıralanmıştır:
“• Müslüman erkek müşrik kadınla, Müslüman kadın da Müslüman olmayanlarla evlenemez.
• Koca üç talakla boşadığı kadınla evlenemez.
• Bir kadın bir erkekten fazla kişiyle, aynı anda evlenemez.
• Bir adam aynı anda kadının teyze, hala ve kız kardeşi ile evli olamaz.”
Boşama hakkı kocanın
“Koca üç talakla boşadığı kadınla evlenemez” diyen MEB yazarlarına göre Talak, “belirli sözler kullanılarak tek taraflı irade beyanı ile evliliği sona erdirmek” olarak tanımlanıp “öncelikle kocanın hakkı” sayılmıştır.
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) da “İslam’da boşama yetkisi prensip olarak kocaya verilmiştir.” fetvasıyla boşama hakkını öncelikle kocaya vermiştir.
Koca boşama hakkını nasıl kullanacak?
“Fıkıh Okumaları” ders kitabında kocanın boşama hakkını nasıl kullanacağı şöyle ifade edilmiştir:
“Koca talak hakkını bizzat kendisi kullanabileceği gibi bunu vekil veya elçi vasıtasıyla da kullanabilir. Kocanın bu hakkı, evlilik akdi sırasında veya daha sonra eşine vermesi de mümkündür. Buna, tefvîz-i talak denir. Bu durumda kadın, bu hakkı o anda veya daha sonra dilediği bir zamanda kullanabilir. Kocanın, boşama hakkını hanımına vermesi kendi boşama hakkını ortadan kaldırmaz.”
Ders kitabındaki “Kocanın bu hakkı, evlilik akdi sırasında veya daha sonra eşine vermesi de mümkündür” ifadesinin benzeri DİB’e yöneltilen “Boşama yetkisinin eşe veya başkasına devredilmesi mümkün müdür?” sorusuna verilen fetvada görülebilir. Fetvayı okuyalım:
“Boşama yetkisini elinde bulunduran kocanın, bu yetkisini, nikâh akdi sırasında veya evlilik süresi içinde karısına veya bir başkasına devretmesi mümkündür…Erkek, eşine, ‘Sen muhayyersin. Beni veya boşanmayı tercih edebilirsin. İstersen kendini boşayabilirsin, evliliğe devam konusunda karar senin.’ gibi sözler ile boşama hakkını verebilir. Kadın bu tür sözlerle kendisine verilen boşama yetkisini aynı mecliste kullanmazsa hakkını kaybeder.”
Kadının eski eşine geriş dönüş yolu
Kadının eski eşine geriş dönüş yolu ise “Fıkıh Okumaları” ders kitabında Bakara suresinin 228-229. ayetlerine dayanılarak işin içine zifaf da katılarak şöyle açıklanmaktadır:
“Kocanın sahip olduğu boşama hakkı üçle sınırlı olup birinci ve ikinci boşamadan sonra koca belirli şartlarla karısı ile evliliği devam ettirme hakkına sahiptir. Ancak üçüncü boşamadan sonra [beynûnet-i kübrâ (büyük ayrılık)] koca, boşadığı karısının bir başka erkekle sahih bir şekilde yapacağı ikinci evliliğin, boşanma ve ikinci kocanın ölümü ile normal bir şekilde sona ermeden ve kadın iddetini bitirmeden onunla tekrar evlenemez.
Kadının ilk kocası ile tekrar evlenmesini helal hâle getiren ikinci koca ile evlenip boşanmasına fıkhî bir terim olarak ‘şer’î tahlil’ denilmektedir. Halk arasında ‘hülle’ olarak bilinen bu uygulama kocanın boşama yetkisini sorumsuz yere kullanmasını önlemek için alınmış bir müeyyidedir. Bir başka ifade ile üç talakla boşanan eşlerin tekrar evlenebilmeleri için boşanan kadının başka biriyle evlenmesi ve bu evliliğin hilesiz, sahih bir şekilde ve evlilik amacına uygun olarak yapılması ve zifafın gerçekleşmesi gerekir. Hz. Peygamber, ikinci eşiyle zifaf olmadan birinci eşiyle evlenmesinin helal olmadığını belirtmiştir.”
DİB, üçüncü kez boşamadan sonra ise kesin ayrılık gerçekleşeceğini, bu durumda, kadın başka bir şahıs ile hileli olmayan bir evlilik yapmadıkça ve bu evlilik boşama ya da ölüm ile sona ermedikçe ilk eşi ile tekrar bir araya gelmeleri mümkün olacağını Bakara Suresi, 2/230’e dayanarak hükme bağlamıştır. DİB’in hilesiz evlilikten anladığı zifaftır.
“Dinen boşama üç kere ile sınırlandırılmıştır. Birinci ve ikinci boşama sonrasında eşlerin yeniden bir araya gelme imkânı vardır (Bakara, 2/229). Kişi ric’î (dönüşü olan) talak ile boşadığı eşine, iddet süresi içinde nikâha gerek kalmadan, iddet süresi bitmiş ise yeni bir nikâh akdi ile dönebilir. Bâin talakta ise iddet içinde bile olsa ancak yeni bir akitle dönebilir. Üçüncü kez boşamadan sonra ise kesin ayrılık gerçekleşir. Bu durumda, kadın başka bir şahıs ile hileli olmayan bir evlilik yapmadıkça ve bu evlilik boşama ya da ölüm ile sona ermedikçe ilk eşi ile tekrar bir araya gelmeleri mümkün değildir (Bakara, 2/230).”
Görüldüğü gibi ders kitapları ve fetvalarda boşamanın mahkeme yerine sözlü ifade olabileceği, boşamanın kocanın hakkı olduğu ve boşanma sonrası kadının önceki eşine geri dönebilmesi için ikinci eşle zifaf yaşaması gerektiği belirtilmiştir.
Boşanma şartları Medeni Kanunun 161-166. maddelerinde; zina, hayata kast pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, eşlerden birinin ortak hayatı terk etmiş olması, akıl hastalığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması gibi sebeplerle sınırlandırılmıştır.
Mahkemeye çıkmadan “boş ol” sözüyle boşama
“Fıkıh” ders kitabında “boşama” anlamına gelen talak şöyle düzenlendi:
“Boşanma (talak), evliliğin son bulmasıdır. Talak, taraflar arasındaki evlilik bağını sona erdirir. Evliliği bitirecek boşama işlemi, ‘Aramızdaki evlilik bitti, seninle boşandım.’ gibi açık (sarih) bir sözle veya ‘Artık senin eşin değilim. Ben senden ayrıldım.’ gibi içinde boşama ve talak kelimesi geçmeyen fakat boşanma kastıyla üstü kapalı (kinayeli) söylenen cümlelerle de gerçekleşebilir.”
DİB’e yöneltilen “ ‘Boşarım’ demekle boşanma meydana gelir mi?” sorusuna verilen şu fetvada (yanıtta) görülebilir:
“Boşama, yetkili kişi veya kurumun kesin kararı ve bu kararın yoruma yer bırakmayacak şekilde açık sözlerle ifade edilmesiyle olur…
Boşama, kişinin eşine söylediği ‘Boşsun’, ‘Boş ol’, ‘Boşadım’ veya ‘Karım boştur’ gibi boşama iradesini ortaya koyan ‘şimdiki veya geçmiş zamanlı’ ifadelerle ya da mahkemenin kararıyla gerçekleşir (Mergınânî, el-Hidâye, III, 165 vd.; İbn Kudâme, el-Muğnî,, X, 355).”
Kadınlar Müslüman olmayanlarla evlenemezken erkekler evlenebilir
“Fıkıh” ders kitabına göre “Müslüman erkek müşrik kadınla, Müslüman kadın da Müslüman olmayanlarla evlenemez.” Diyanet de benzer şekilde kadınların müşrikler dahil Müslüman olmayanlarla, erkeklerin de sadece müşriklerle evlenemeyeceğine dair fetva vermiştir. DİB “Ehl-i kitaptan biri ile evlenilebilir mi?” sorusuna şu fetvayı veriyor:
“…kadın olsun erkek olsun müşriklerle evlenmek yasaklanmış (Mümtehine, 60/10) ancak müslüman erkeklerin, Ehl-i Kitap’tan iffetli kadınlarla evlenmelerine izin verilmiştir (Mâide, 5/5).”
“Fıkıh Okumaları” ders kitabına göre koca, annesi ile zifafa girmediyse, kadının kızıyla yani, adamın üvey kızıyla evlenmesinde günah olmadığı belirtilmektedir. Erkek için evlenilmesi “haram” kılınan kadınlar Nisa Suresi’nin 23. Ayeti gösterilerek şu şekilde belirtilmiştir:
“Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız –eğer anneleri ile zifafa girmediyseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur-, öz oğullarınız karıları, iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır ve çok merhamet edicidir.”
DİB “Kendileriyle evlenilmesi haram olan kadınlar kimlerdir?” sorusuna şu fetvayı vermiştir:
“Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, eşlerinizin anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur-, öz oğullarınızın eşleri, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.’ (Nisâ, 4/23) Daha sonra evli kadınlarla evlenmenin de haram olduğu ifade edilmiştir: ‘…Evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır.’ ”
MEB ders kitabı “kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız –eğer anneleri ile zifafa girmediyseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur-” diye yazıyor. Fetva ise; “kendileriyle zifafa girdiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur-”
İfadelerdeki tek farklılık ders kitabında “karılarınızdan” olan kelimenin fetvada “eşlerinizden” olması.
Erkek, kadınlar aralarında akraba değilse çok eşli olabilir
“Fıkıh” ders kitabında “Bir adam aynı anda kadının teyze, hala ve kız kardeşi ile evli olamaz.” ifadesinin benzerine “Kendileriyle evlenilmesi haram olan kadınlar kimlerdir?” sorusuna verilen şu fetvada rastlıyoruz:
“…iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz…tek kadınla evlilik esas olmakla birlikte şartlarına uyarak birden fazla kadınla evlenmek isteyen erkek için bu sayının dörtle sınırlı olduğu ve aynı anda dörtten fazla kadınla evli olunamayacağı (Nisâ, 4/3) bildirilmiştir.”
DİB, “iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz” ifadesini şöyle açıklamaktadır:
“Nisâ suresi, 23. âyette geçen ‘İki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz de size haram kılındı.’ ifadesi, ‘Kadın, halası, teyzesi, erkek veya kız kardeşinin kızı üzerine (onlarla aynı anda nikâh altında olacak şekilde) nikâhlanamaz.”
Dahası elbise, karşı cinsin dikkatini çekmemeliymiş. Nafaka varken mehir düzenlendi. Kadına bakmak haramdır. Mezheplere göre avret yeri farklılığı gözetildi. Kürtaj “cinayettir” yaklaşımı var. Estetik yasak. Tekfir eden (dinden çıkan) erkekse Müslüman bir kadınla evlenemez.

NOT: Bu hususta “Gayrimilli Eğitim” ve “Diyanet’in Fetvaları” kitaplarımdan okuyabilirsiniz.

Tarihçi
Mustafa Solak

CEVAP VER