O VOLKAN PATLARSA!

1
20

O VOLKAN PATLARSA!

Ordumuzun vefakar ve cefakar emekçileri olan Astsubaylar, uzunca bir zamandır verilmeyen ve gasp edilen haklarını arıyorlar.

Hem de öyle böyle değil… Kah 100.000 lerle meydanları doldurup inletircesine, kah twitter üzerinden devrim yaparcasına, il il gezercesine, sosyal medyada, meydanlarda, hükümet nezdinde ve ilgili kurumlar nezdinde neler yapmadılar ki?

Bir “Pes Hareketi”ni düşünün, emin olun başka bir ülkede olsaydı yer yerinden oynardı. Zulme varan bu haksız uygulamaları sürdürmeye devam eden ve bu haklı sese kulak tıkayanların itibarları azalmaya ve koltukları birer birer kaymaya başlardı.

Ama bazı konularda “Körler ve Sağırlar Ülkesi” benzetmesini rahatlıkla yapabileceğimiz güzel ülkemizde maalesef ki öyle olmadı. Her türlü fısıltıyı dahi işiten kulaklar bu acı feryatları duymadı, en ufak ayrıntıyı bile gören gözler bu acı hakikati görmedi, 1000 odalı saraylara, çifter çifter köşklere, katar katar makam araçlarına, dört milyonun üzerindeki mülteciye, yandaşına ve kandaşına yeten bütçeler astsubaylara gelince bir türlü yetmedi. Ne yazık ki yer yerinden oynamadı, hükümetler duymazdan, kurumlarımız ise görmezden gemeye devam etti!

Bazen sağduyu galip gelir gibi olup, çeşitli sözler verilmiş olsa da’ “Söz Namustur” ilkesi her seferinde buruşturulup çöpe atılarak, verilen sözler bir türlü tutulmadı!

Daha çok da sadece seçim dönemlerinde hatırlandılar. fakat bir şartla: “seçimden sonra unutulumak” şartıyla!

Derken bu fedakar ve cefakar kesim suskunlaştı, küskünleşti, haklarından ümidini kesmeye ve ömrünü verdiği devletine olan güvenini kaybetmeye başladı. İnanç ve güven kaybıyla birlikte, içine kapanmış ve suskun, ama içten içe de kaynayan bir volkan haline geldi!

Bu günlerde bir avuç cesur yüreğin haricinde hak arayan yok gibi, fakat o bir avuç cesur yürek aslında için için kaynayan ve patlamaya hazırlanan büyük bir volkanın sadece ilk fokurtuları…

Eğer o volkan patlarsa, ki patlayacak!

Bu cesur, organize, yetenekli ve son derece zeki toplumun neler yapabileceğini inanın tahmin bile edemezsiniz.

Tabi ki devletine, milletine ve ordusuna asla zarar vermezler, lakin o demokratik volkan bir patlarsa!

İşte o zaman dönekler korksun, namussuzlar huzursuzlansın, körler ve sağırlar endişelensin, adaleti çiğneyenler kaygılansın ve bu milletin asil evlatlarını yıllardır üzenler düşünsünler!

Çünkü ne altlarındaki koltukları, ne başlarındaki taçları, ne makamları ne de tahtları kalacak!

Şimdi yine bir seçimin arifesindeyiz…

Görmemezlik, duymamazlık ve sözde bilmemezlik, vefasızlıkla kol kola girmiş; ahlaksızlık ve adaletsizlik yolunda pişkince yürümeye devam ediyor.

Nereye kadar?

Belli bir mühlete kadar…

Neden?

Çünkü yüce Allah zalimlere zafer değil, sadece mühlet verirmiş.

Bence o mühlet artık dolmuştur.

Ömürleri boyunca her şeyin çok güzel olması için ömürlerini tüketen astsubaylar, ülkemizin en kritik referandumu haline gelen bu seçimde de her şeyin çok güzel olması için gerekeni yapacaklardır.

Ama durun, bu daha bir şey değil.

Bilirsiniz yavaş atın tekmesi pek olur!

Dua edin de, içlerindeki o volkan patlamasın!

1 YORUM

  1. Biz assubaylar bu ülkeye sadakatimizi terimiz,kanımız canımızla kanıtladık ölümle burun buruna mesai mefhumu olmadan yaptığımız fedarlığın karşılığında imtiyaz değil sadece adalet istedik Bir emirle ölüme gönderilen assubayların haklarını gasp etmek adaletsizlikten öte vicdansızlıktır Ordudaki hain şerefsiz TSK düşmanları bu adaletsizliği özellikle körüklüyerek bizim hizmet verimliliğimizi,moral motivasyonumuzu ve aidiyet duygumuzu yok ederek TSK yıpratmayı amaçlıyor bunu hala görmezden geliyorlar

CEVAP VER