DSP İstanbul İl Başkanlığı Hukuk Komisyonu Basın Bildirisi ’10 Aralık İnsan Hakları Günü’

0
59
 
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü, insan haklarının önemini ve onun yaşamımızdaki yerini idrak etmemizi sağlayan önemli bir gündür. Bu 10 Aralık’ta geriye dönüp bir değerlendirme yaptığımızda yine insan haklarının korunması noktasında ülkece sınıfta kaldığımızı görüyoruz. Kanuni düzenlemelere baktığımız zaman, yasalar büyük oranda yeterli olsa da uygulamada sorunlar olduğu çok açık. 2017 yılında yaşam hakkı ihlalleri bakımından Türkiye’de durum kötüye gitmeye devam etti. Bu yıl iş cinayetlerine çeşitli nedenlerle 1119 sayıda vatandaşımızı kurban verdik. Bu cinayetlerde umarsız işverenler kadar denetim sorumluluğunu yerine getirmeyen devletin de ihmali ve payı vardır. İş güvenliğinin sağlanması hususunda devletin sorumluluğunu yerine getirmediği halkımızın acı tecrübeleriyle sabittir. Bu yıl çeşitli nedenlerle 234 sayıda kadın yurttaşımız erkekler tarafından acımasızca katledildi. Kadınlar her geçen sene daha fazla öldürülürken hükümet caydırıcı yasalar getirmek yerine yine kafasını kuma gömmeyi tercih etti. Kadınların maruz kaldığı şiddet olaylarının artarak devam ediyor olması ciddi anlamda endişe vericidir. Bu konuda ivedilikle yasal düzenlemeler yapılıp faillere ağır cezalar verilmelidir. 2017 yılında yaşam hakkı sadece bedensel ölümlerle değil ekonomik ölümlerle de ihlal edildi. OHAL yetkisine dayanarak yapılan ihraçlarla terör örgütü mensuplarının yanı sıra binlerce masum vatandaşımız onurları lekelenmiş ve mesleklerini kaybetmiş olarak hayatlarına herhangi bir ekonomik gelir olmadan devam etmek zorunda kaldı. Türkiye gibi görülen davaların büyük oranda temyizde bozulduğu bir ülkede bu kadar ağır sonuçları olan bir kurumun liste liste isim açıklanarak uygulanması ne kadar doğrudur? Sözde bir “komisyon” dışında itiraz makamı olmayan bu ağır yaptırım çok ciddi ihlallere yol açmaktadır. 2017 yılının ilk yarısında ülkemizde de facto bir başkanlık sistemi uygulandı. Bütün kurumların içinin boşaltıldığı bu dönemde ülke bir referanduma hazırlandı. Bütün anti demokratik şartlara maruz bırakılan propaganda döneminin sonunda referandum günü YSK’nın almış olduğu mühürsüz oyların geçerli sayılması kararı bu yıl ülkemizde yaşanan en büyük skandal olmuştur. Bu kararla her bir Türk vatandaşının anayasal güvencesi ihlal edilmiştir. 2017 yılının sonlarına yaklaşırken hukukun üstünlüğünün ne kadar önemli olduğu siyasi iktidarın yüzüne tokat gibi çarpıldı. Bugün mal varlıklarına el konulan ve ajan ilan edilen Reza Zarrab’ın itirafları ülkemizi zor ve içinden çıkılması güç bir durumda bırakmaktadır. Yolsuzluk yapılmasına ön ayak olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti’ni dolandırdığı açıkça ortada olan bu zat burada yargılansaydı su anda sahip olduğumuz endişelere sahip olmayacaktık. Mahkemelerin bağımsız olması vatandaşların hakkının korunması için olmazsa olmazdır. Geçtiğimiz yıl yine ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri hakkı konularında her zamanki gibi sınıfta kaldık. 2017 yılında 37 adet gazeteci tutuklandı. Şu anda hapishanelerde 152 adet tutuklu gazeteci bulunmaktadır. Bu durum ülkemizin yurt dışındaki imajı için ciddi bir sorun olmakla beraber vatandaşlarımızın haber alma hakkına indirilmiş ağır bir darbedir. Vatandaşlarımızın haber alma hakkının yanı sıra toplantı ve gösteri hakkı da ciddi bir şekilde ihlal edilmektedir. Valilikler keyfi ve herhangi bir hukuki dayanak olmaksızın vatandaşların anayasal haklarını kullanmalarına engel olmakta hiçbir beis görmemektedir. Bu keyfilik derhal ortadan kalkmalıdır. Propaganda hakkı anayasanın herkese tanıdığı bir haktır. Son olarak Ankara Valiliği’nin vermiş olduğu LGBT bireylere yönelik toplantı ve gösteri yapma yasağı hiçbir dayanağı olmayan ayrımcı ve cinsiyetçi bir uygulamadır. 2017 Türkiye’sinde hala bu kararların alınabiliyor olması çürümüş zihniyete işarettir. Bütün bunları göz önüne alarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde açılan davalarda ihlal şampiyonu olan ülkemizin iyiye gideceği ve hükümetin insan haklarına saygılı bir tutum içerisine gireceği bir yıl diliyoruz. Umuyoruz ki 2018 yılında “insanca, hakça bir düzen” tesis edilmesi yolunda önemli adımlar atılır. Demokratik Sol olarak hukuka ve vicdana en çok ihtiyacımız olan bu dönemde üzerimize düşen görevi yapmaktan imtina etmeyeceğimizi tüm kamuoyunun bilgisine sunarız.
İstanbul İl Başkanlığı Hukuk Komisyonu Adına Komisyon Başkanı Av.Yılmaz ÇOLAK

CEVAP VER