2019 SEÇİMLERİ VE NEDEN İSTANBUL?

0
71


Bu yerel seçimlerde ne oldu İstanbul bu kadar önem kazandı. Dünya basını bir yerel seçim sonuçlarıyla bu kadar çok ilgilendi. Neden Cumhurbaşkanı C.H.P’nin genel başkanı ile değil de İstanbul’un bir ilçesinin belediye başkanına bu kadar yüklendi. Bu sorulara cevap verebilmek için küreselleşmenin sürecine bakmak gerekir.
Küreselleşmeyi tek dünya, tek millet, tek para, tek kültür olarak tarif edersem çok da yanlış olmaz. Kültürlerin, ekonominin, siyasal yönetimlerin birbirine benzediği değil kopyası olan dönemi yaşıyoruz. Dünyanın bir ucunda olan olaydan anında haberimiz oluyor. Hatta özel bir eğitim kurumunun daha fazla öğrenci çekebilmek için ” Dünya insanı yetiştiriyoruz, Dünya dilini öğretiyoruz” verdiği reklam gelinen duruma güzel bir örnektir. Her geçen gün küreselleşmenin getirisi, insanı da küresel düşünmeye itiyor. Aslında itiyor demek hafifi kalır küreselleşmenin dibine itti. Bu durumu kabul etmeyen toplumlar kendi öz benliklerini ve değerlerini korumak için mücadele etmektedirler. Bu mücadeleyi eden toplumlar, ulusal bağımsızlığı savunan, üniter devlet yapısına sahip ulusal devletlerdir. Ulus devletleri gelişmeye açık olmakla birlikte kültürel yapının korunmasından yana olduğu için küresel sermayenin önünde ki en büyük engeldir. Küreselleşme ile sermayenin değişmesiyle doğan çok uluslu şirketler devletlerden daha fazla güçlendiler. Çok uluslu sermaye yeni pazarlar yaratmaları ve bu pazarlara hükmetmeleri yani sömürgeleştirerek daha fazla sermaye elde etmeleri gerekir. Çok uluslu şirketlerin küreselleşme olarak tanımlanan acımasız yayılımcı politikalarına ”Sermaye emperyalizmi” diye tanımlamak daha doğru olacaktır. Çok uluslu şirketlerin yeni pazarları ele geçirmesinde ki en önemli engel üniter devletlerdir. Üniter yapı gereği devletler egemenliğini, kültürünü korumak durumunda olduğundan sermaye emperyalizmin önünde ki en önemli engeldir. Bu engeli ortadan kaldırmanın tek yolu ulusal devletleri parçalamaktır. Küresel sermaye şirketleri giremediği ülkelere askerlerle girmiştir Yugoslavya, Irak, Suriye, Balkanlar, Sovyetler Birliği. Türkiye deki siyasi değişimden de küreselleşmeden nasibini aldı ve parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçti. Küresel sermaye Batı da devlet çıkarlarıyla sermayenin çıkarları uyum içindedir. Örneğin; Bush yönetimi ABD’nin büyük şirketlerinin desteği ile iktidara getirildi. Bush yönetiminin dünya üzerindeki işgalleri, ABD şirketlerinin dış pazar paylarını genişletti ve enerji üzerindeki denetimlerini arttırdı. O dönemde İngiltere’de İşçi Partisi hükümeti (Tony Blair hükümeti), Batı kapitalizminin yeni küresel işgalleri için Bush yönetimi ile işbirliği yaptı. Hem de, İngiliz halkının çoğunluğunun, “Irak’ın işgaline karşı” olmasına rağmen. Ancak burada “klasik demokrasi” işlemedi. Şirketlerin ve siyasetin oligarşisi egemen oldu;
Tek Dünya düzenin izlerini 1980 den itibaren hissetmeye başlıyoruz. 1990’lı yıllar tek dünya düzenin olgunlaştığı dönem olmuştur. Bu döneme yeni Kapitalizm yada yeni Emperyalizm diyebiliriz. Küreselleşmenin etkilerini;
Ekonomik,
Siyasi,
Kültürel,
Coğrafi
Teknolojik
olarak beş başlık altında toplamam mümkündür. Yukarıda küreselleşmenin kısa siyasi değişimine değindikten sonra biraz da diğer değişimlere değinelim.
Küresel sermayenin neden olduğu sorunlar;Küresel sermayenin tüketim talebini arttırması kaynakların hızlı kullanılmasına ve teknolojik gelişmeler iklim değişikliğine, mevsimlerin değişimine ve çevre kirliliğine kısacası dünyanın ekolojik dengesinin bozmuştur.

Ulus devletlerin parçalanması insan popülasyonun yer değiştirmesine yani insan göçüne neden olması toplumların demegrofik yapının değişmesine zemin hazırladığından dünya da göç sorununu doğurmuştur.
Geline noktada tüm sorunlar küresel sermayenin yani kapitalizmi tıkanma noktasına getirmiştir. Fakat kapitalizmin yerine yeni bir sistem geliştiremediğin den yayılımcı küresel sermayenin yaşatılabilmesi için yeni pazarlara ihtiyaç doğdu. 2007 yılından itibaren küresel sermayenin yeni yükselen değeri kentler oldu. Ulus devletlerin yıkılmasıyla coğrafi sınırların değişmesi ile kentler üretimin, ticaretin, finansın üssü haline geldi. Buda kentlerin kültürel yapısının, mekanlarının değişmesine neden olduğu gibi yerel yönetimlerin de değişmesinde en önemli sebeptir. Şehirler de mantar gibi biten sitelerin, kendilerine has donanımları, güvenliği olan topraktan uzak, dev gökdelenlerin olduğu lüks sitelerin inşa edilmesiyle birbirine benzeyen yapıların oluşması ile insanlar siteler ve sitelerin dışında ki apartmanlarda yaşayanlar olarak gelir dağılımı mekanlarla ayrıştırıldı. Hatta siteleri yapan inşaat firmaların marka büyüklüğüne göre gelir dağılımı sitelere göre de ayrıştırılmış oldu. Buda kentsel rantları, site rantlarını oluşturdu. Yerel yönetimler yasası ile yerel yönetimlere tanına özerklik yerel yönetimleri merkezi yönetimden uzaklaştırdı. Bu küresel sermaye için daha kolay yönetmek ve yeni küresel sermaye yönetimin doğması demekti.
Kurucusu ABD’li yazar ve siyaset bilimci Benjamin R. Barber olan Küresel Belediye Başkanları Parlamentosu, Dr. Barber’ın 2013 yılında yayımlanan “Eğer Belediye Başkanları Dünyayı Yönetseydi?” adlı kitabında ortaya koyduğu yeni bir küresel yönetim platformu fikri ile ortaya çıktı. Bu fikir doğrultusunda 9-11 Eylül 2016 tarihlerinde dünyanın çeşitli şehirlerini temsilen 75’in üzerinde belediye başkanı, küresel dünyanın sorunlarını tartışacakları yeni bir platform kurmak üzere Hollanda’nın Lahey kentinde bir araya geldi. Yazının bundan sonrası küresel sermayenin merkezlerinden biri olan İstanbul için gelişmeleri içeriyor.
24 Nisan 2017 de İstanbul Tarabya Oteli’nde düzenlenen UNACLA Toplantısına, BM Yerel Yönetimler Danışma Kurulu (UNACLA) Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Kadir Topbaş, başkanlık etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Küresel Görev Gücü’nün (UNACLA) önemli toplantısına ikinci defa ev sahipliği yapıyor. Toplantının açılışında konuşan UNACLA ve İBB Başkanı Kadir Topbaş, katılımcıları ilkbaharda lale zamanı İstanbul’da görmekten büyük mutluluk duyduğunu belirterek, uluslararası alanda güvenilirlik ve temsil kazanmak için büyük potansiyele sahip UNACLA’nın başkanlık görevini sürdürmekten onur duyduğunu söylüyor ve Topbaşın konuşması şu şekilde devam ediyor; “Yerel ve bölgesel yönetimlerin kalkınmadaki önemli rolünü gösterme vakti geldi. Yerel ve bölgesel yönetimler olarak bizler, kalkınmayı herkes için mümkün kılan temel aktörleriz” ifadelerini kullanan Başkan Topbaş, sözlerini şöyle sürdürdü;
“Bunu göstermek için pek fazla ilgi odağı olmayan, fakat çok önemli bir döneme geldik. Bu bağlamda 2016 önemli bir yıldı. Daha önce hiç olmadığı kadar belediye başkanı ve vali bir araya geldi ve temsil ortaya koydu. Yerel ve bölgesel yönetimler dünya asamblesi temsil gücümüzü arttırmayı başardı. Yerelde vatandaşların yapıcı bir şekilde küresel sorumluluklar almasına imkân tanıdı. Çözüm ve fikirler üretme, ilham kaynağı olmaları fırsatını sundu. Şimdi kollarımızı sıvayıp yeni işlere girişme zamanı… Ortak küresel eyleme yönelik taahhütlerimizi yerine getireceğimize inanıyorum. Ancak daha karmaşık ve belirsiz bir uluslararası ortamda işimiz hiç de kolay olmayacak. Şehirlerimizin katma değerini herkes için mümkün kılmak şimdi her zamankinden daha önemlidir.
Dünyanın küresel kalkınmada tarihin en kapsamlı gündemiyle karşı karşıya olduğunu, BM’nin 2030 gündeminin tarihte ilk kez kuzeyde ve güneyde, doğuda ve batıda dünyanın tüm ülkelerine uygulanabilir 17 taahhüt belirlediğini hatırlatan Topbaş, “Bu ortak amaçları düzenlemek inanılmaz bir zaman ve söz birliği oluşturma gayreti gerektirdi. Yerel yönetimlerin benzeri görülmemiş bir görünürlüğü ve varlığı söz konusuydu. “Kentsel Sürdürülebilir Kalkınma Hedefini” gerçekleştirmek bizim ortak savunuculuk çabalarımızın bir sonucudur. Kalkınmanın yerel olması gerektiğinin, yerel yönetimlerin tüm vatandaşlarıyla ve yerel gündemler arasındaki ilişkiyi kurabilecek kurumlar olması gerektiğinin tanınması sağlanmıştır. Diğer yandan yerel yönetimlerin gerçek ve somut çözümler sunması gerektiği de vurgulanmıştır” diye konuşuyor. Bu konuşmanın içinde geçen küresel eylem, küresel sürdürebilirlik, küresel taahhütler, küresel kalkınma sözleri aslında emperyalist küresel sermayenin süslenmiş halidir.
Küresel sermayenin bir ayağı borsa İstanbul da. Hatırlarsanız 2008 de AKP Hükümeti T.B.M.M ine kanun tasarısı sunduğunda anlam verememiş olabiliriz. Kanun tasarısını bir bakalım
2 Temmuz 2008 İHA’ haberi ”Vakıflar Bankası ile Merkez Bankası, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve BDDK merkezlerinin İstanbul’a taşınmasını öngören kanun tasarısı, TBMM Başkanlığına sunuldu. Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınmasını öngören kanun tasarısı, TBMM Başkanlığı’na sevk edildi. Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) merkezlerinin de İstanbul’a taşınmasını içeren tasarıya göre nakil işlemleri 2 yıl içinde tamamlanacak” Merkez bankası SPK, BDDK da İstanbul’a gelirse sermayenin ayakları tamamlanmış olacak.
4 Nisan 2013 ArkiPARC’taki “Yükselen Şehirler Nasıl Başarıyor?” etkinliğinin konuşmacılarından Saim Can Beritan ile yapılan söyleşiden bir bölüm;
Kentlerin farklı periyotlarda çeşitli indekslere tabi tutulması, aslında kentleri, küresel ölçekte ortak bir algı etrafında toplamayı ya da benzer özelliklerine göre sınıflandırmayı amaçlıyor. Günümüzde birçok kentin ulus devletlerden daha tanınır olması ya da bazı yazarlara göre daha değerli bir marka haline gelmesiyle bu şehirler, bir sistem dâhilinde özel olarak incelenmeye ve birçok araştırmanın öznesi haline gelmeye başladılar. İstanbul içinde de böyle bir durumdan söz edebiliriz. İstanbul’un küresel ölçekteki bilinirliğinin Türkiye’ye göre daha yüksek olduğunu söyleyebilirim. Bu bakımdan İstanbul’un nüvesinde, küresel kent olma eğiliminin olduğu ifade edilebilir.
Peki, İstanbul bugün küresel bir kent midir?
Yapılan çalışmalara bakıldığında bunu şu an söylemek zor. Bu tezi destekleyecek bir çalışma, Citi Bank desteğiyle Knight Frank Araştırma tarafından “küresel bir perspektifle gayrimenkul ve zenginlik” temasıyla 2013 yılında yayınlandı. Bu araştırmaya göre Bombay, Yeni Delhi, Rio ve İstanbul, önemi küresel ölçekte hızla artan şehirler arasında gösteriliyor. Yine aynı araştırmada, geleceğin şehirlerinde, kalkınmış ekonomilerden kalkınmakta olan ekonomilere yani genel olarak batıdan doğuya doğru bir eksen kaymasının yaşanacağı bu doğrultuda da Sao Paulo, Meksiko ve İstanbul gibi çok yönlü şehirlerin öneminin artacağı vurgulanıyor.
Kentlerin farklı periyotlarda çeşitli indekslere tabi tutulması, aslında kentleri, küresel ölçekte ortak bir algı etrafında toplamayı ya da benzer özelliklerine göre sınıflandırmayı amaçlıyor. Günümüzde birçok kentin ulus devletlerden daha tanınır olması ya da bazı yazarlara göre daha değerli bir marka haline gelmesiyle bu şehirler, bir sistem dâhilinde özel olarak incelenmeye ve birçok araştırmanın öznesi haline gelmeye başladılar. İstanbul içinde de böyle bir durumdan söz edebiliriz. İstanbul’un küresel ölçekteki bilinirliğinin Türkiye’ye göre daha yüksek olduğunu söyleyebilirim. Bu bakımdan İstanbul’un nüvesinde, küresel kent olma eğiliminin olduğu ifade edilebilir.
Ancak unutmamak gerekir ki birçok küresel kentten farklı olarak, İstanbul’un tarihi boyunca her zaman dünya kenti olması İstanbul’un geleceği açısından çok önemli. Temel sorunuz bağlamında, on yıl içerisinde olmasa da, İstanbul’un gelecekte dünyanın en önemli küresel kentler listesinde yer alması muhtemel gözüküyor. Ayrıca, Türkiye’nin 2023 vizyonundan bağımsız olarak, küresel bir politik güç merkezi olmanın farkındalığında İstanbul için özel bir 2023 projeksiyonuna ihtiyaç var. Küresel kent olma yolunda ilerleyen İstanbul için, olimpiyatlar ve benzer uluslararası organizasyon adaylıkları fırsata çevirmeli.
27 Eylül 2017 BBC’nin haberine göre ABD merkezli uluslararası finans şirketi Mastercard’ın yayınladığı 2017 Küresel Hedef Şehirler Endeksi’nde, bu yıl dünyada en çok yabancı ziyaretçi çekmesi beklenen ilk 30 şehir arasında İstanbul 10. sırada yer ald açıklanıyor.
‘İstanbul küresel havacılık için stratejik bir merkez’
Etiyopya Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Gebremariam, İstanbul’un küresel havacılık sektörü için ‘İstanbul küresel havacılık için stratejik bir merkez olduğunu söyledi.
Yeni havaalanımızın isminin neden Atatürk hava alını değil de İstanbul Hava alanı ismi aldığını biraz açıklık gelmiştir
Artık günümüzde küreselleşmenin lokomotifini şehirler çekmektedir. Geçmişte de şehirler medeniyetin temelini oluşturmuştur. Yunan medeniyeti deyince aklımıza Atina gelir, Helen imparatorluğunun kurucusu Büyük İskender fethettiği ülkelerde ki şehirleri yeniden şekillendirmek için yeni şehir merkezleri kurmuştur. Yunan kültürü ile yerli kültürü kaynaştırarak Helen Dünyası doğmuştur. Roma medeniyetinde durum budur. Yayılımcı politika izleyen imparatorlukların tümü aynı yöntem izlemiştir. Fransa dan önce aklımıza Paris gelir.
Küresel güçler şehirleri kontrol altına aldıktan sonra toplumları da kontrol altına alabilir bunun ilk adımı İstanbul için Habitat toplantısıyla başladı.
2014 yılında 349 Milyar Dolar ekonomik büyüklüğü ile İstanbul, yaklaşık olarak Türkiye ekonomisinin % 40‘ına denk bir hacme erişmiştir. İstanbul tek başına ürettiği geliri ile dünyanın yaklaşık 130 ülkesinden daha büyük bir ekonomiye sahiptir. Türkiye ekonomisi eşi görülmemiş büyüme hızına tanıklık ederken, İstanbul büyümenin de motoru olmuş, 25 bin Dolar ile Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde kişi başı gelire ulaşmıştır. Türkiye İstatistik Enstitüsü verilerine göre yaklaşık 70 bin firmanın uluslararası ticaret alanında faaliyet gösterdiği İstanbul’da 2015 sonu itibarı ile 77 Milyar Dolar ihracat ve 118 Milyar Dolar ithalat gerçekleştirilmiş olup toplamda 195 Milyar Dolarlık bir dış ticaret hacmi yakalanmıştır.
Gelelim Trump’ın Londra belediye başkanı ile ağız dalaşını sadece bir tartışma olarak görmek yanlış olur. Diplomaside mevkidaşlık önemlidir. Trump Kraliyet ailesi yada İngiltere Başkanı ile değil de neden Londra belediye başkanı ile tartıştı?
Independent Türkçe haberine göre; Trump’ın Avrupa’daki aşırı sağ yanlılarının eylemlerine kayıtsız kaldığını söyleyen Khan, “Ona bu ülkeyi ziyaret etme fırsatı verdiğimiz için pişman olacağız” dedi.
Londra Belediye Başkanı, ülkesinin ABD ile özel ilişkileri olduğunu, ancak bazı ciddi meselelerin gündeme getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Londra küresel şehirler arasında New York tan sonra ikinci sıradadır. ABD emperyalist ulusal bir devlettir. Küresel kırk şehrin bir araya gelerek oluşturduğu küresel sermaye artık dünyaya yön veriyor. Bir örnek Paris İklim Anlaşması, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine sera gazları salınımını azaltmaya yönelik önlemleri içeren bu anlaşmaya 195 ülke imza atmıştır fakat Trump Paris antlaşmasından çekilmesine rağmen ABD’nin Paris Anlaşması’nda kalmasını en yüksek sesle savunan kesimlerin başında ABD iş dünyası geliyor.
Google ve Apple gibi devlerin yanı sıra Mobil gibi önde gelen fosil yakıt üreticilerinin de aralarında bulunduğu yüzlerce şirketin yöneticisi, Başkan Trump’a Paris anlaşmasında kalmayı sürdürme çağrısı yapmıştı.
Exxon CEO’su Darren Woods, Trump’a şahsen yazdığı mektupta, Paris antlaşmasında kalınmasını istiyor. Dünya liderinin antlaşmadan çıkmasına rağmen küresel şehirlerin belediyeleri bir araya gelerek sorunları yönlendiriyorlar. Yani emperyalist dünyanın lider ülkesini kimse takmıyor.
Tüm bu açıklamaların sonucu olarak Cumhurbaşkanın sadece yerel seçim dediğimiz İstanbul’u kaybetmesinin tek nedeni gelirlerin vakıflara verilmesi değildir. Küresel kentler küresel sermayenin önemli merkezidir. Küresel şirketlerin merkezi haline gelen ve Türkiye ekonomisinin yaklaşık % 50 sine sahip olan Küresel şehir İstanbul’un mensubu olduğu AKP tarafından yönetme şansını kaybetmiştir. 2023 yılına kadar küresel sermayenin çekim alanında ki İstanbul dünyaya yön veren yerel yönetimin söz sahibi olduğu küresel şehirlerden biri olacaktır.
Dünyayı küresel sermayenin kurduğu şehir devletler yönetecek. Küresel sermayenin şehir devletlerinden sonra ki adımı da şehirlerin kantonlara bölünmesi olacaktır. Küreselleşmenin en önemli basamağı hemşehriciliktir. Bunu da seçimler zamanında özellikle büyük şehirlerimizde etkili olduğunu görmekteyiz. Ulus devletin etkisizleştirilmesinde ki en önemli unsur yerel yönetimler ve Sivil toplum örgütlerin güçlendirilmesidir.

Türkan Kebeci /Haberde İstanbul

Kaynak: SÜ İİBF Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi : Küreselleşmenin Kentler Üzerine Etkisi Hasan Yaylı

İstanbul Üniversitesi Küreselleşme, Şehir Ve Küreselleşmenin Bir Boyutu Olarak Habitat Toplantıları Doktora Tezi Özkan Açıkgöz 2006

www.arkitera.com, www.iha.com.tr, www.dergipark.org.tr

CEVAP VER