Ülker Grubu Harvard’a 24 milyon doları neden bağışladı

0
62

Gülümser Heper yazdı: Ülker Grubu Harvard’a 24 milyon doları neden bağışladı

“İnanma oğul, kırk iki oyunu vardır bunların, her oyunu bir kötülük içindir, it yatağında kırık ekmek, sizin karnınız doysun bize yeter…

Gıda terörizmi kapitalist ekonomik modellerle yönetilen ülkelerde literatüre girmiş, benim de beğendiğim bir terim; insan sağlığına zarar verdiği bilinen gıdaları bizzat kazanma dürtüsüyle konudan bihaber insanlara satmak olarak anlaşılır.

Bu eylemde kapitalizm’in kullandığı aracılar sıklıkla bireyler ve şirketler. Toplum ve insan sağlığını hiçe sayan bu aracıların kullandıkları aleni yöntemleri, pazarlama ve reklam olarak isimlendirilmekte. Gıda teröristlerinin kullandığı maskeli bir yöntem ise bilim, sanat, spor, çevre gibi toplumsal hassas konularda ve alanlarda etkinlikler düzenlemeleri ve amaçlarının tam tersi toplum için, toplum sağlığı için bir profil çizmeleri. Bu bazen bir bilimsel aktiviteye veya bir sinema filmine sponsorluk olurken bazen de bir spor müsabakasında organizatörlük olabiliyor. Tanık olduğum bir organizasyonda Becel isimli margarin türü bir yağ ürününü pazarlayan firma, Türk Kardiyoloji Derneği gibi toplum sağlığını ilgilendiren bir dernek içerisinde ekonomik gücünün getirisiyle ayarladığı ünlü sanatçıları, öğretim üyelerini ve kitle iletişim araçlarını kullanarak toplum kalp sağlığını koruduklarını ima eden çok sayıda etkinlikler düzenlerken yağının reklamını yapmaktaydı.

KİMSE GIDA TERÖRİSTLERİYLE MÜCADELE ETMEYİ AKIL EDEMİYOR

Dünya’nın Gıda Terörizmiyle tanışıklığı farklı farklı. Kimi ülkeler gıda yokluğundan kaynaklanan kitlesel sorunlarla mücadele ederken bizim gibi ülkeler içeriği sorunlu gıdaların pazarlanması terörizmiyle karşı karşıya. Toplum sağlığı hiçe sayılarak Mısır Şurubu neredeyse tüm bisküvi ve içecek sektörüne girmiş; gıdadaki kontrolsüz şeker miktarının neticesi olarak obezite, diyabet ve metabolik sendrom çığ gibi artmış durumda. Üç insanın birisi diyabetik, birisi diyabet temayülünde olup bir insan henüz diyabet olmamış. Diyabet ve getirisi olan damar sorunları ölüm ve sakatlıkların birinci sıra nedeni. Çocuk diyabeti ve obezitesi toplumun gelecekteki hastalık yükünün habercisi. Kalp Damar Hastalıklarının yıllık artış oranı yüzde yedinin üzerinde. Toplumsal yıkım zengin, fakir, ünlü, ünsüz demeden can almakta. Hastalık yükü ilaçlarla ve ameliyatlarla çözülmeye çalışırken toplum daha da bataklığa saplanıyor. Tüm bu dramatik tabloya rağmen kimse Gıda Teröristleriyle mücadele etmeyi akıl edemiyor. Hatta fazla vergi almayı bile düşünmüyor. Bu teröristlerin siyasi erke de sponsorluk yapması terörizmin devamının birinci sıra nedeni.

Şekerli içecek sektörünün toplum sağlığına etkisi birçok çalışmanın meta analizi ile aydınlatılmış durumda. Meta-analizin birisi şöyle: Günde 250 ml ve üzeri şekerli içecek tüketilmesi Tip 2 Diyabet riskini yüzde 18 oranında artırmakta. Obeziteyi de ilave ettiğimizde bir yüzde 13 risk daha ilave olmakta. Yapay tatlandırıcılı içecekler ise Tip 2 diyabet oranının yüzde 25 oranında artırmakta. Çalışmalar tatlandırıcı kullanılan içeceklerin obezite sorununu artırdığını ispatlamış durumda ve FDA, Coca-Cola Firmasını uyararak obeziteyi engelledikleri iddialarının illegal olduğunu ifade etmekte.

ÜLKER GRUBU’NDAN HARVARD’A 24 MİLYON DOLAR

Şekerli gıda sektörlerinin devleri Türkiye gibi dev bir pazarda rahatça semirdiler. Mısır Şurubu kotasının kaldırılmasında etkin rol alan bu ünlü firmalar şekerli içecek ve bisküvi sektöründeki KDV oranlarının düşürülmesiyle satış alanlarını daha da genişlettiler. Örneğin Ülker firması 2014 yılının ilk yarısını 1.5 milyar lira ciro ve 141 milyon lira faaliyet kârı ile kapattıklarını kıvançla anlatmakta. Makyajlı yüzleriyle hayli iddialı bir profil çizen şirketin pazarlama ve reklam stratejileri yukarıda çizdiğim profilin ispatı niteliğinde. Üstelik dünya devlerinden çok daha snop ve çok daha iddialılar. Bilimi desteklediklerini ifade ediyorlar; hatta Nobel peşindeler. Bu iddialarının zemini Harvard Üniversitesi’ne bağışladıkları 24 milyon dolar. Ekmek yedikleri ülkeye yani Türkiye’ye değil de Harvard üniversitesine yaptıkları bağışı eleştirenlere aynı snoplukta cevap veriyorlar.

ÜLKER ELEŞTİRİLERE NE YANIT VERDİ

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker’in, Harvard Üniversitesi’nde Genetik ve Metabolik Hastalıklar bölümünde görev alan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibinin kontrolüne bıraktığı büyük bağış eleştiriler alması üzerine şirketin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker cevap vermiş. Bakın ne diyor:“1636 yılında kurulan Amerikan Harvard Üniversitesi’nin Genetik ve Metabolik Hastalıklar Laboratuvarı artık Sabri Ülker Center olarak anılacak. Projenin mimarı ise son yıllarda uluslararası camiada Godiva markasıyla büyük bir başarı yakalayarak adından söz ettiren iş adamı Murat Ülker… Harvard Üniversitesi Kamu Sağlığı Bölümü’nde genetik araştırmalar yürüten ünlü Türk profesörü Gökhan Hotamışlıgil, obeziteyle diyabeti bağlayan ilk geni bulan kişi… 1995 yılından bu yana Harvard’da çalışıyor ve son 10 yıldır da Harvard’ın Genetik ve Kompleks Metabolik Hastalıklar Bölüm Başkanlığı’nı yürütüyor. Hotamışlıgil ve ekibi özellikle obezite, diyabet ve kalp gibi metabolik hastalıkların genetik temellerini araştırıyor ve bunda da oldukça başarılar, ileride Nobel’i alacak kadar, söylemedi demeyin.”

İddianın büyüklüğü ve sığlığı arasındaki mesafe, kapitalizmin ve siyasi gücün büyüklüğünün ispatı niteliğinde. Zira obezite ve diyabet arası ilişki İbn-i Sina döneminden beri bilinmekte. Şekerli gıdalar üstelik çoğu Mısır Şurubundan üretilen gıdalar satarak bitirdikleri bir topluma ileride çözüm sağlamak için gen araştıracak kadar büyük idealler ve Nobel ödülü fantezisi!

Bu kadar büyük iddialar karşısında Türk insanının nüktedan ifadelerini kullanmak dışında bize söz kalmıyor. “İnanma oğul, kırk iki oyunu vardır bunların, her oyunu bir kötülük içindir, it yatağında kırık ekmek, sizin karnınız doysun bize yeter…”

Gülümser Heper

Odatv.com

 

CEVAP VER