THE SAME SCNERAİO

0
26

Osmanlı Tarihine de bakıldığında (the same scneraio) aynı senaryo bu yüz yılda önümüze başka bir sorun olarak konuluyor. 1453 yılın da Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethinden sonra, Ermeniler-Rumlar ve Yahudiler millet olarak kabul edildi. Bu vatandaşlarımız, Doktorluk, mimarlık, tercümanlık dışında, başka Devlet hizmetlerinde bulunmazlardı. Tüccar, gayrimenkul sahipleri ve durumları iyi olanlardan ”Haraç”adı altında vergi alınır ve  askere de alınmazlardı. 1856 Yılın da Islahat Fermanından sonra, gayrimüslimlerin dini liderlerinin otoritesi sınırlandırıldı. Tek tip vatandaşlığa geçildi. Bu yıllarda her milletin yönetsel yapısını düzenleyen yapısal değişikliklere gidildi. Bu değişiklikler çoğunlukla Ermeni halkına yapıldı. Ermeni umumi meclisi ve anayasa komitesi kuruldu. 1857 yılında devlet içinde devlet olunmaz gerekçesiyle Osmanlı hükumeti tarafından onaylanmadı. Fakat aynı taslak 1862 yılında tekrar onaya sunularak Ermeni Anayasası Nizamnamesi milleti Ermeni-yan adıyla onaylandı. Bu anayasa 5 bölümden,  99 maddeden oluşuyordu. Ermeni Patriğini Din Meclisi ve siyasi Meclisinden seçilecek bir din meclisi öneriliyordu. Osmanlı ve İstanbul meclisinde 140 delegeden oluşacaktı. Bir nevi açılım, bir nevi yeni haklar veya daha fazla özgürlük düşünülerek  yasalaştırılan hakları;  gayrimüslim vatandaşlar yanlış algılayıp, milliyetçililik akımlarına kapılarak, özellikle Ermeniler Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde ayaklanarak yöre halklarına saldırmaya başladılar. Özellikle Erzurum, Bitlis, Van, Diyarbakır, Elazığ, Sivas illerinde sıkça yaşanmaya başlandı. 1878 ve 1905 arasında bu yasa askıya alındı. Cumhuriyet kurulduktan sonra, anayasada yer aldığı gibi, sınırlar içerisinde bulunan, her yurttaş eşit haklardan yararlanacağı açıkça belirtilmesine rağmen 100 yıl sonra büyük hezimetler yaşayan acılar çeken bu toplumun önüne yine AYNI SENARYOLAR neden konuldu.

Geçmişteki gayrimüslimlerin açılım isteklerinden sonra, Osmanlının başına gelenler ortadayken, günümüz de Kürt sorunu ve açılım isteklerinin hayata geçirilmesi, geçmişteki yaşanan acıların bu sefer Kürt halkının yaşayacağı endişesini taşıyorum.

Devlet doğu ve güneydoğudaki bir nevi özerklik hayalleri peşindeki hayalperest belediyelere,  devlet gücünü göstermeseydi çok daha vahim olaylarla karşılaşabilirdik. Günümüz de,  hala konu olan Ermeni meselesi duruma en iyi örnektir. Anadolu büyük bir mozaiktir, Arap, Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Tatar, Nogay, Boşnak, Arnavut, Gürcü ırklarının insanları;  Sünni, Alevi, Şii, Şafi, Caferiyi, Şah severler, Nusayri gibi değişik mezheplerin ve ismini sayamadığımız cemaatlerinin bulunduğu bir üniter devlettir.

Böyle bir mozaikte, birilerinin teni için,  birilerinin ırkı için,  birilerinin dili için,  anayasa değişikliklerine gidilirse yukarı da belirttiğim, Osmanlılar zamanında ki iç karışıklıkların, bölgesel çatışmaların, kısmı özerklik, devlet içinde devlet kurma hayalleri ve milliyetçililik akımları hızlanacağıdır.

Yine usanmadan belirteceğim tarihimizi OKUMALIYIZ, OKUMALIYIZ ve ARAŞTIRMALIYIZ

SEVGİLERİMLE.

CEVAP VER