Serdar Denizmen'den Başkanlık Sistemi ve Yeni Anayasa

0
33

Yakın zamanda atama ile Maltepe AK Parti Gençlik kolları Başkanlığına atanan ve ekibini kurarak çalışmalara start veren kısa zamanda çalışmaları ile dikkatleri üzerine çeken Serdar Denizmen ‘Başkanlık Sistemi’ ve ‘Yeni Anayasa’ ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Maltepe AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Serdar Denizmen şu açıklamalarda bulundu;

“Gençlik neden yeni anayasa istiyor; Milli iradeyi yansıtan sivil bir Anayasa Devleti daha genç, daha dinamik, daha akılcı ve daha hızlı çözüm üreten bir yapıya kavuşturacak bir anayasa ülkemizin olmazsa olmazıdır.
Bu sorunun cevabını verirken Türkiye cumhuriyetinin kuruluşundan günümüze kadar yapılan anayasalara ve kanunlarımızın yapılış ve çıkarılış şekillerine bakmak kafi gelecektir.Türkiye Cumhuriyeti çok ağır bedeller ödenerek kurulmuş,kuruluş sürecinde yapılan anayasa ve temel kanunlar halkın o anki ihtiyacını bir nebze karşılasa da eksik kalmıştır. Anayasa ve kanunlar bir ülkenin halkının tarihten günümüze gelen yaşayış düzeniyle örtüşmesi gerekir,toplumdan kopuk yasalarla toplum düzeni sağlamak mümkün değildir.Örneğin medeni kanun için İsviçre ceza kanunumuz için İtalya örnek alınmış neredeyse bire bir uygunlanmaya çalışılmıştır.Kanunlar tamamı ile milli olmadığı için Türk milletinin ihtiyaçlarını karşılamakta da zorlanmıştır.Nasıl ki İsviçre halkı ile Türk halkının örf adet,gelenek ve görenekleri birbirine benzerlik göstermiyorsa bu halkların kanunları,kanun düzenleri ve kanunlarının uygulanış şekillerinin aynı olması beklenemez.Bu sebeple yapılacak yeni anayasa ve yeni anayasa bağlı çıkarılacak kanunlar toplumun uyum sağlayacağı değil topluma uyum sağlayacak şekilde olmalıdır.Ancak bu şekilde devletle toplum bir bütünlük sağlayarak dünyada söz sahibi olacak ivme ve gücü sağlayabilir.

Yeni anayasa isteği ilk bakışta toplumun her hangi bir ferdini ilgilendirmiyormuş gibi görünebilir,ancak esnaf Ahmet amca ile ev hanımı Fatma teyze ile devletin bir bütünlüğünü oluşturacak evin Temelini de çatısını da bu anayasa oluşturacaktır.1924 yılında yapılmış anayasayı bir kenara bıraktığımız da 1961 ve 1982 anayasaları halkın iradesinin değil askeri vesayetin istekleri doğrultusunda yapılmış olan anayasalardır, bu anayasaların sivil halk tarafından da biz gençler tarafından da takdir görmesini ve benimsenmesini beklemek hayalcilik olur.Bir binanın temeli sağlam olmazsa her an yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kalır.Zayıf temeli kuvvetlendirmek sıfırdan temel yapmaktan daha zordur,önce zayıf temeli sıfırlamak sonra tekrardan sağlam temeli kurmak gerekir.Hal i hazırdaki darbe anayasası ile Türk hukuk sistemi zayıf Temel’ler üstünde durmaktadır.Devlet ihtiyaçlarına karşılık vermeyen bu anayasa nedeni ile Kanun Hükmünde Kararnamelerle ve torba yasalarla yönetilmek zorunda bırakılmıştır.Bu tarzda bir devlet işleyişi ile biz gençlerin ve büyüklerimizin hedeflediği yeni Türkiye hedeflerine ve profiline ulaşmamız mümkün değildir.

Dünya siyasetinde söz sahibi olacak bir Türkiye hedefliyorsak,bu hedefe ulaşmak için sağlam bir temel kurmalı ilk önce milli iradeyi yansıtan sivil bir anayasa ile işe başlamalıyız. Devleti daha genç,daha dinamik,daha akılcı ve daha hızlı çözüm üreten bir yapıya kavuşturacak bir anayasa ülkemizin olmazsa olmazıdır.” daha sonra Başkanlık sistemi ile ilgili açıklamada bulunan Denizmen şu açıklamada bulundu;

Milli bir Başkanlık sistemi oluşturmak gerek
“Başkanlık sisteminin gerekliliğini anlayabilmek için öncelikle Türk siyasi tarihini incelemek ve dünden bu güne yaşanan darbe ve krizleri unutmamak gerekir.Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan itibaren parlamenter sistemi tercih etmiş ve bu sistemi benimsemiştir.1923 yılından 1961 darbesine kadar tek meclisli parlamenter sistem varken,1960’dan 1980 darbesine kadar olan 19 yıllık dönemde ise çift meclisli olmasına rağmen yine parlamenter sistem ile yönetilmiştir.1980 darbesinden sonra ise yine tek meclisli parlamenter sisteme dönüş yapılmıştır.Türkiye’nin parlamenter sistem tercihinin ağır aksakta olsa bir şekilde yürüdüğünü ancak iki darbe ve çok kez ekonomik ve siyasi krize neden olduğunu söyleyebiliriz. Merhum Başvekil Adnan Menderes döneminde tek başına güçlü bir Demokrat Parti iktidarı olmasına rağmen meclis ve hükümet askeri darbeyi engellemekte başarısız oldu,1980 darbesi öncesi ise 1971’den darbeye kadar olan dönemde mecliste bir istikrar sağlanamaması sağ sol çatışmalarının zirveye ulaşmasına sebebiyet verdi, zayıf hükümet yapısı gençleri sokaklarda çekemedi ve sonucunda askeri darbe oldu ordu 1960’daki gibi yönetime el koydu 7 bin kişiye idam cezası istendi 517 kişiye idam cezası verildi ve idam edilenlerden biri bizim gibi ömrünün baharında olan 17 yaşındaki Erdal Eren idi. 90’lı yıllar ile 2000’li yıllar arasında ise koalisyon hükümetleri furyası artan istikrarsızlık ve koalisyon hükümetlerinin uyumsuzluğu 2 ekonomik kriz ve bir post modern askeri darbeye sebebiyet verdi.28 şubat sürecinde meclis ve hükümet yine askeri vesayet baskısına dayanamadı hükümet istifa etmek zorunda bırakıldı akabinde insanlarımız müslüman toplumda, müslüman ülkede irticai faaliyetlerle suçlanarak hapse atıldı,başörtülü analarımız ablalarımız kardeşlerimiz sırf başörtülü olmaları gerekçe gösterilerek devlet memurluğu yapamadı devlet dairelerine alınmadı,evlatlarını ziyarete gittikleri üniversitelere ve peygamber ocağı olarak adlandırılan ordunun kapısından içeri sokulmadı.Ülkemiz ve halkımız,meclis ve hükümet ne zaman zafiyet gösterse istikrarsızlaşsa hep askeri müdahalelerle karşılaştı insan hakları ihlaline ve zulme uğradı.
İşte başkanlık sistemi de tamda yukarıdaki Türk siyasi tarihinde yaşanan olayların tekerrür etmemesi için gerekmektedir.Başkanlık sisteminin en önemli özelliklerinden birisi koalisyon hükümetlerinin kurulmasının mümkün olmamasıdır. Koalisyon hükümetleri döneminde Türkiye’nin ileriye değil sürekli geriye gittiği aşikardır. Devletin hedefleri yönetimi ve biz gençlerin geleceği iktidar ortağı partilerin keyfiyetine değil gücünü toplumdan alan milli iradeyi arkasına almış güçlü bir başkana bırakılmalıdır. Güçlü bir yönetim güçlü bir şüphesiz ki güçlü bir Türkiye’dir.Başkanlık sistemine geçerken parlamenter sisteme geçişte yaptığımız hataları yapmamalıyız. Amerika, Fransa, Güney Afrika gibi başkanlık sistemini uygulamış ülkelerin toplum yapılarıyla uyuşmamaktayız. Ülkemizin üniter yapısı ülkemizin bölünmez bütünlüğü nedeni ile Amerika’da ki gibi eyalet sistemini uygulamamız mümkün değildir. Fransız toplumu ile örf adet ve hayatın olağan akışı benzeşmeyen toplumlar olmamız münasebeti ile yüzde yüz Fransız sistemini benimsememiz de mümkün olmayacaktır.Türkiye başkanlık sistemine geçişte de milli iradeyi yansıtan toplumun ve Türk siyasetinin örf ve adetlerini yansıtan milli bir başkanlık sistemi oluşturmak zorundadır.” diyerek sözlerine son verdi.
IMG_4910 IMG_5092 IMG_5086 IMG_4529 IMG_4473 IMG_4410 IMG_4385 eyupde_genclik_yeni_anayasa_istiyor_h2700

CEVAP VER