SAVAŞ

0
19

Gece karanlığı da olsa, uzakta da olsa o çöp bidonunu görmüştü. Son umut dedi. Bu bakacağı dördüncü çöp bidonu olacaktı. Üçünde hiç yiyecek bir şey bulamadı.

Kendi kendine ne olursa olsun, bugün bir lokma bir şey bulmalıyım. Hızlı adımlarla bidonun yanına geldi. Çöpün içinde bir kedi, ağzında patileriyle tutarak yemeğe çalıştığı, kocaman bir et parçası.

Gözleri ışıldadı. Kediye hemen pist pist dedi. Kedi gitmez. Şöyle etrafına bakında. Bir dal parçası buldu. Onu kediye doğru salladı. Kedinin ne gideceği, ne eti bırakacağı var.

“Git güzel kedi. Sen yine bulursun. Ben bu gece karanlığında, sen kadar şanslı olamayabilirim. Bunu bana bırak. Bak evde, yatalak bir babam, dört çocuk beni bekler. Hepsi aç. Beni de tok sayma. Lakin evdekiler öncelikli. Bırak sen onu bana” diyerek kediye söz geçirmeye çalışır. Kedi anlamış gibi masum masum bakar. Birden çöp bidonunun yanında bir kıpırdı görür, bakar  kedi yavruları. Sayar dört tane.  Kediye bakar, “Seninde benden farkın yokmuş” der.

“Anladığım kadar, sende yavrularının için onu istiyorsun, bende ama benim bir fazlalığım var. Bana yaşlı bir baba ekle. O et kimin hakkı. Tabi ki benim”

Kedi bu söz üzerine uzun uzun tıslayarak kendisine güç gösterisi yaptığını anlar.

“Hııım, demek ki savaş açıyorsun. Güçlü olan kazansın o zaman” diyerek, hemen bir taş alır yerden.

“Bırak çabuk o eti, atarım sana bak.”

Kedi yine tıslar. Eti bırakmaz. Taşı atar kediye. Kedi yüzüne atlar.Çöpün önünde bir boğuşma başlar.

Hem boğuşuyorlar, hem bir birine laf yetiştiriyorlar.

Kadın der “Bak sen, hem saldıracak yeri biliyor kancık, yüzüme atlıyor, eti göremeyeyim diye. Kendi çöreklenecek ona. Yok öyle yağma, alacağım onu elinden.”

Kedi de ordan başlar tıslamaya, sanki çok beklersin dercesine.

Sonra kadın yüzünden almayı başarır kediyi, fırlatır ileriye. Kedi yerden düştüğü gibi geriye fırlamak ister. Bir bakar kadının elinde, yavrusunun biri.

“Sakın, sakın aklından bile geçirme. Bu et benim. Yoksa, bu yavrunu boğarım” der bekler.

Kedi ne yapacağını şaşırır. Bir ileri atılacak gibi olur. Kadın iki elini yavrunun boğazına geçirir.

Kedi anlar, yavrusu elden gidecek.  Kuyruğunu sert bir şekilde, sağa sola sallar, sonra istemeye istemeye, arkasını döner.

Kadın da anlar, kedinin pes ettiğini. Elini uzatır. Çöp tenekesine, alır eti oradan. Bir elinde hala kedi yavrusu, onu cebine koyar. Diğer cebinden poşetini çıkarır. Etini içine koyar.Kedi etrafında dönmeye başlar, kızğın şekilde.

“Giderken bırakacağım,yavrunu merak etme” der. “Benim de yavrum var. Anlarım seni, ama sende beni anla. Bu hayatta kalma mücadelesi. Güçlü olan kazanır. Şu an ben güçlüyüm.”

Kedinin tıslamaları arka arkaya artarak devam eder. Kendini zor tuttuğu bellidir.

Poşete koyduğu eti, sıkıca tutar. Yavru kediyi cebinden çıkarır. Kediye uzatır. “Üzerime gelme, biraz ileride bırakacağım. Sakın beni takip etme.”

Kedi bir iki yeltenir üzerine doğru, kadın hemen der “Sakın, sakın deneme.”

Kedi zongadak durur yerinde. Kadın geri geri gider. Epey uzaklaştığını anlayınca bırakır yavruyu.

Eli yüzü kan revan içinde koşar adım uzaklaşır oradan.

Muzaffer komutan edasında mutludur, çünkü bir günlüğüne de olsa savaş kazanılmıştır.