SATILIK VATAN!

0
72

satılık

SATILIK VATAN!
(Yok mu arttıran?)

Bir yanda PKK, ülkeyi yangın yerine çevirmiş ve yakıp yıkarken!

Diğer yanda IŞİD eşkıyaları, acımasızca kan dökerken!

Bir yanda PYD bile kırmızı çizgilerimizi çöpe atıp koridor örerken!

Öbür yanda iştahı kabarmış emperyalist sırtlanlar, ağızlarından salyalar akıtarak sıranın kendilerine gelmesini beklerken…

Gün olmuş kanları nehirler gibi akmış, gün olmuş kemikleri dağlar gibi yığılmış ama yine de var olmayı ve daima özgür olmayı başarabilmiş büyük Türk milletinin evlatları olarak, bizler ne yapıyoruz?

Bir yandan askeri kışlada, milleti de meydanlarda tutarken; bir yandan da milletin verdiği OHAL yetkisine dayanarak, FETÖ ile mücadele adına çıkardığımız kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) adeta Vatan’ı pazarlıyoruz.

Dün gece bir rüya gördüm: Biraz gündüzdendi, biraz geceden; biraz dündendi ve biraz da bugünden… Ya bir kaza haliydi, ya da bir “Yakaza”…

Genişçe bir oluktan kan akıyordu! Seyreden sırtlanlar vardı ağızlarından kan damlıyordu!!!

Bir nida geldi kulaklarıma “Tanı Türkoğlu tanı, oluk oluk akan Türk’ün kanı! Uyan Türk oğlu uyan satıyorlar vatanı!!!”

Ürperdim ve uyandım, belki de uyandığımı sandım…

Neler gördüm neler… Biraz dünden, biraz gündem…

Özelleştirme denilen dipsiz bir kuyu gördüm, anladım ki onu görene kadar adeta bir kördüm.

Maalesef ki, adına özelleştirme denilen bu kör kuyuya atılan her şey kaybolmuş ve bir daha geri dönmemek üzere sıfırlanmıştır.

Ve yine gördüm ki, dünden bu güne bizi yönetenler aslında bizi hiç aldatmamışlardır. Tam tersine, gözlerimizin içine baka baka, ağzımızın içine girercesine söyleye söyleye ve kör göze parmak misali satılacak neyimiz varsa göstere göstere satmışlardır.

Ne demek mi istiyorum?

Hemen bütün gördüklerimi anlatıyorum, önce düne gidelim:

Bu memlekette: “-Ne banka bırakacağız, ne fabrika, ne de işletme. Liman da bırakmayacağız. Hepsini satacağız!” denilmedi mi? (Konu Sümerbank idi…)

“-Sümerbank tarihten siliniyor. Elinde bir şey kalmadığı için ismini de kaldırıyoruz.” denilmedi mi? (Konu yine Sümerbank idi…)

“-Staratejik yer imiş… Ne stratejisi? Önemli olan müşteri bulmak. Müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılarına. Seviyorum bu işleri arkadaş” denilmedi mi? (Konu SEKA idi..)

“-Kar edeni de, zarar edeni de satacağız!” diye söylenmedi mi? (Konu bu kez şeker fabrikaları idi…)

“-Babalar gibi satarız!” denilmedi mi? (Konu Tekel idi…)

“-Ülkenin işgal altına girdiğini söylüyorlar. Gelsinler işgal etsinler!” denmedi mi (Konu PETKİM idi…)

“Parayı veren düdüğü çalar. TÜPRAŞ’ı Ruslara satar mısın, diyorlar. Satarım arkadaş” denilerek hepimizin aklıyla alay edilmedi mi? Cümleden anlaşılacağı üzere ağızdan dökülen kara incilerin hedefi bu kez de TÜPRAŞ idi…)

Saman altından su yürüten ve unu da su gibi akıtanlar, büyük icraatlarını işte böyle anlatırlarken, bazıları da ortaya çıkıp babacanca: “-Kim en çok parayı verirse bastırır, alır”, “-Biz, tüm KİT’leri, kim alırsa satacağız” demediler mi? (Konu Türk Telekom idi…)

Sırf devlete hizmet adına, binlerle ve milyonlarla oynayanlar ve icraatlarını yıldırım hızı ile yapanlar “20 bin Dolar veren herkese,TELEKOM’ a ait Bilgileri vereceklerini” söylemediler mi?

“-20 bin dolar veren kızımızı görür” demediler mi?

Yine bu memlekette en yetkili ağızlardan: “-Her şeyi satacağız, Avrupa Böyle yapıyor. Cumhuriyet Halk Partisi zaten bu işleri bilmez, iki koyun da güdemez” denilmedi mi?

“-Ben Ülkeyi Pazarlamakla Mükellefim” diyenler olmadı mı?

Oldu mu, olmadı mı?
Bilmem.
Ben size soruyorum?
Belki oldu, belki de olmadı…
Ama benim rüyamda düne ait gördüklerim işte bunlardı…
Ya bir uyku hali, ya bir kaza, ya da bir yakaza…

Ama görünen bir gerçek var ki, ölüyü uyandırır:

“Pazar tezgâhında satışa çıktı,
Her şeyiyle beleş Vatan toprağı!
Devr-i saltanat için dinini yıktı,
Kelepir satıldı Vatan toprağı!

Sünnetsiz ecnebi sahibi oldu,
Bastırdı parayı tapusu oldu!
Dünkü yolcu bugün hancı mı oldu?
Kervana katıldı Vatan toprağı!

Kan döktük can verdik enayi(! ! !) gibi…
Yaram çok derindir görünmez dibi!
Kimin elinde kaldı milletin ipi?
Kementte asıldı Vatan toprağı!” (Şiir: İhsan Şahin)

Gelelim bugüne ait gördüklerime,

İnanın hala emin değilim. Uykuda mıyım, serapta mı? Cennette mi, Cehennemde mi, yoksa Araf’ta mı?

Kara bir 15 Temmuz yaşadık ve adeta bir kâbustan başka bir kâbusa uyandık!

Ve yine gördük ki, dünden bugüne yine değişen bir şey yok. Dün de aynı bugün de…

Nasıl mı? Hemen anlatayım:

Hain darbe girişiminin hemen ardından aziz milletimiz, Meclisi aracılığı ile kendini yönetenlere OHAL yetkisi verdi ve yöneticilerini; darbeci FETÖ ile, kan emici PKK/PYD ve IŞİD’le mücadele etmekle ve devletini kirleten parazitlerden temizlemekle görevlendirdi.

Görevlendirilenler ise hiç vakit kaybetmeden kollarını sıvadılar ve işe koyuldular.

Artık durum OHAL, devir ise KHK devriydi…
Gözaltılar, tutuklamalar, ihraçlar, davalar…

Evet, bunlar böylesi bir durumda olası şeylerdi, fakat başka şeyler de oluyordu.

Çıkarılan 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye dayanarak, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilerek Meclise gönderilen Torba Yasa’nın 35’inci maddesine göre; tam 110 devlet kurum veya kuruluşunun satışının önü açıldı.

Bu yasaya göre, neredeyse bütün devlet kurum veya kuruluşlarının tümden ya da kısmen, taşınırları ve taşınmazlarıyla birlikte satılması gündemdedir. Şimdi sıkı durun ve görün bakalım nelerin satılması planlanıyor:

Atatürk Orman Çiftliği, Ziraat Bankası, THY, PETKİM, DMO, MKE, TÜMOSAN, Fişeksan, Silahsan, Barutsan, Elroksan, Mühimmatsan. TCDD, PTT, DHMİ, GAP, Kırka Boraks İşletmeleri, Bandırma Boraks İşletmeleri, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Türksat, TPAO, TRT, DHMİ, Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı, Türkiye Kömür İşletmeleri, Türkiye Çelik İşletmeleri, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı…

Bunlar listeye giren 110 devlet kurumdan sadece 25-30’u…

Bu tasarı geçen gün meclise geldi ve 80 maddesi kabul edildi. Ve nihayet muhalefet partilerinin sağduyulu duruşları neticesinde bu sözünü ettiğimiz özelleştirme/satış maddesi geri çekildi.

Yani kanaatim odur ki, milletçe direkten döndük.

Lakin; kentleri ve doğayı sermayeye adeta sınırsızca peşkeş çeken 75’inci madde kabul edildi. Kabul edilen maddelere göre: Hazine arazilerinin 49 yıllığına bedelsiz tahsisi, yatırımın tamamlanması ve 5 yıllık istihdamın sağlanması halinde bedelsiz olarak devri yapılabilecek. Yine Orman Kanunu’na getirilen düzenleme ile müsadereye konu olmaları nedeniyle kamu hizmetine sunulamayacak olan ve orman niteliğini kazanan taşınmaz üzerinde bulunan fabrika ya da ticarethaneler, 49 yıllığına kiraya verilebilecek. Düzenlemeyle orman arazileri üzerine kurulduğu için dava konusu olmuş, ruhsatları iptal edilmiş fabrika ve ticarethanelere işlerlik kazanmasının yolu da açıldı. Orman arazisine fabrika kuracakları adeta cesaretlendirecek olan bu uygulama ile, ormanların talan edilmesinin daha da kolaylaşacağı kuvvetle muhtemeldir.

Şimdi soru:

Bütün bu KHK düzenlemelerinin DARBE ile, OHAL ile ve FETÖ ile ne alakası var?

Dedim ya, “Dün gece bir rüya gördüm. Satılık yazısı vardı bir tabelada, tam değildi hece hece, ve kocaman yazıyordu: Te Ce, Te Ce…

Satılık vatan!

Yok mu artıran?

CEVAP VER