SANATA BAKIŞ

0
19
BAŞ YAZI

 

Bu sayıda siyasette çok yer vermeden ama değinmekten vaz geçemediğim bir yazı hazırlamak istedim..

Sanatı tarif etmenin zorluğunu dost sohbetinde fark ettim.  İkimizin de kendimize göre bir tanımlaması vardı.

Ona göre; Belli bir düzen için de ortaya çıkarılan duygu ve düşüncelerin estetik anlayışla desteklenmesiydi.

Bana göre; İnsan oğlunun iç dünyasının dış dünya ile iletişim kurma yoluydu.

Arkadaşımın tanımı benimkine göre elbette daha bilimsel. İnsan dışa vuramadığı ya da anlatmakla zorlandığı konuları sanat ile aktarma yolunu seçmiştir. Tanımlar aslında birbirine çok yakın.  İletişim de duygu ve düşüncelerin aktarımı olduğuna göre sanatın temelini duygu ve düşüncelerin dışa vurumu olarak algılamak daha doğru olacaktır. Tanımda mutabık kaldığımıza göre sanat topluma ne kazandırıyor ki gelişmişliğin simgesi olarak görülüyor. Evet, arkadaşım insana sorgulama yetkisi kazandırdığı konusuna değinirken. Bende farklı bir çerçeveden konuya bakmayı sağladığını düşünüyorum. Her kesin aynı düşünmesi mümkün olmadığını bilsek de farklı bir düşünceye tahammül sınırımız düşüktür. Hep kendi düşüncemiz doğru olduğundan karşı tarafı her zaman suçlarız. Suçlamanın boyutuna göre de tartışma veya kavga ile sonuçlanır. Ama işin içine müzik, şiir, sinema, resim, tiyatro gibi sanatın herhangi bir dalı girdiğinde tartışan insanların ne kadar da anlayışlı ve hoşgörülü bir hale dönüştüğünü göreceksiniz.

Olmaz demeyin olur. Hayata bakış felsefeleri farklı olan iki arkadaşıma ne zaman denk gelsem tartışırlar. Çoğu zaman tartışmaları kırıcı olduğundan denk gelmemek için elimden gelen çabayı gösteririm. Bu ikisinin hiçbir konuda bir araya gelemeyeceğini düşünürken paylaştığım şiir ve müzik parçasını ikisinin de beğendiğini görünce o zaman sanatın gücünü anladım. Sanat bir güçtü toplumlar da huzuru sağlayan, insanları birleştirici ve insanları yaşama bağlayan barış çubuğu.

Bu noktada yıllarca tartışılan soruya geliyoruz sanat toplum için mi sanat için mi yapılmalı sorusu. Yıllarca cevap bulamadığımız soru burada da karşımıza çıktı. Sanat insana odaklı, paylaşımcı, iyileştirici, aydınlatıcı ve rehber olmalı. İnsan da toplumu oluşturan birey olduğuna göre, sanat toplum için olmalı.

Sanatın zayıf olduğu veya sınırlandırıldığı coğrafya ya baktığınız da kargaşa ve savaş içindeler. Kargaşa ortamı ilerlemenin düşmanı olduğundan insanlar sadece bencilliğin peşinden, basit çıkarların ve toplumu olumsuzluğa sürükleyen liderlerin doğrultusunda düşünmeden, sorgulamadan taparcasına giderler. Sanat toplumları uyandıran, düşündüren iletişim aracımız. Onun için çocuklarımıza sanatı sevdirelim. Ucube zannedip korkmasınlar.

Hoş görüye ihtiyacımız olan bu günler de; çocuklarımızı yitiriyoruz, şehitler veriyoruz, halkımız harabeye dönen sokaklar da mağdur. Siyasilerin geçimsiz birbirlerine hakarete varan sözleri ile gerilen taraf olmaya itilen halkımız birde ağır ekonomik koşullar ile uğraşıyor.

Dünya savaşa dönerken insanlar ülkelerinden göç ederken, kültürü, dil, dini farklı ülkelere sığınmaya çalışırken para uğruna onları ölüme taşıyan ya da insanlıktan bahseden ülkelerin gelmemeleri için batırdıkları feribotlar,  göndermeyin diye para ödeyenler ve alanlar.

İşte dönen koca dünyanın üzerinde yaşayan insanoğlu. Dünya mı bizi döndürüyor yoksa insanlar mı dünyayı belli değil.

Sanatsız kalmadan  farklı düşünceleri hapsetmeden, insanlara insancıl bir bakışla savaşsız yarınlara..

 

CEVAP VER