Papin deneyi ve ifade ettiği sosyal olgu

0
47

Düdüklü tencere diğer adıyla Papin tenceresi , yemekleri hızlı pişirebilmek için buhar gücünden yararlanan bir tencere türüdür. Basınç ile düşen suyun kaynama derecesi prensibi sayesinde icad edilen düdüklü tencere üzerinde bulunan kaynadığını gösteren subapın çıkardığı sesten dolayı böyle adlandırılmıştır. Bu subap ayrıca tencerenin aşırı basınçtan patlamasınada engel olmaktadır. Günümüzden 333 yıl önce, 1679’da İrlandalı bir fizikçi olan Robert Boyle’in asistanı olan Fransız fizikçi Denis Papin yaptığı bir deney sonrasında düdüklü tencereyi bulmuştur. Papin, ağır demirden bir tencere kullanarak yaptığı deneyinde, tencerenin üzerine bir kapak koyarak, yüksek ısıda kaynatmıştır. Yemek pişirdiği tencerenin kapağını sıkı sıkı kapatan Papin, buharın basıncıyla kapağın fırlamaması için de üzerine ağırlık yerleştirmişti. Fakat kapağın üzerine koyduğu ağırlık ancak tencerenin patlama noktasına gelebilecek kadar tutmaya yeterli olmuştu. Bu deney sonucunda bulundan düdüklü tencere, normal tencerelere oranla çok daha yemek pişirebilmekteydi ve tencere Papin’in ismi ile anılmaya başlandı yani Papin’in Tenceresi. Peki Papin deneyinin sosyal bir anlamı var mıdır? Papin’in 333 yıl önce yaptığı deney aslında bize sadece düdüklü tencereyi kazandırmamıştır. Düdüklü tencerenin yanı sıra büyük bir baskı altında en masum bir sıvı olan suyun dahi patlayarak içinde bulunduğu tencereyi un ufak edebildiğini göstermiştir. Bu olguyu sosyal açıdan incelendiğimizde, ilginç bir şekilde insan topluluklarının da en masum ve mazlum olanlarının dahi büyük baskılar üzerine, akılların alamayacağı büyüklükte sosyal patlamalara sebep olduğu görülmüştür. Ben insan ve suyun arasındaki bu bağın bir yaradılış mucizesi olduğuna inanlardanım. Yüce yaratıcı; insanı, su ve topraktan yaratmıştır. Çünkü insan doğası gereği yetişkin bir ergen vücudunun vücut su oranı % 60 dır. Büyük oranda sudan oluşan bir yapının suyun verdiği bu büyük tepkiyi vermesi yaradılışının gereğidir. İnsan maiyetine konulan bu su nedeniyle suyun karakterini de almıştır. Kimi zaman meydanları dolduran insan kitlelerine baktığımızda gözümüzün önüne çağlayarak akan kızılırmak gelir. Veyahut akşam mesai bitimi işinden evine dönen caddeleri hınca hınç doldurmuş yorgun, sakin ve dünya telaşesi içerisindeki insan seli size durgun ve sessizce akan bir dereyi hatırlatmaz mı? Yada öfkeli kalabalıklar ellerinde pankartlarla slogan atarak yürürken veyahut önüne gelen her nesneye hatta insana bile zarar vererek yürüyen mütecaviz öbekler, size kara delik gibi önüne geçen herşeyi yutan sel sularını anımsatmaz mı? İşte bu nedenledir ki insan toplulukları yaradılışındaki sudan ve ruhundaki özgürlük aşkından dolayı üzerinde baskı istemez. Papin deneyinde olduğu gibi büyük basınç içerisinde bir kalıba hapsedilen insan toplulukları bir süre sonra dehşetengiz bir patlamayla büyük bir infilaka sebep olur. Bu durum dahi bize Papin deneyinin başlı başına sadece bir deney olmadığını, sosyolojik açıdan da önemli bir olguyu ortaya koyduğunu ispatlar.

Haberde İstanbul / Nazım Şahin

CEVAP VER