OYA AYDOĞAN, 6-7 EYLÜL VE PERA’DA MODA

0
46

Nuri sigarasını tüttürüp Yüksek Kaldırımı tırmanırken, yıllar önce geldiği İstanbul’da neler yaşayacağından bîhaberdi. Tünel’e geldiğinde  önünde uzanan, nam-ı diğer Cadde-i Kebir’in bin yıllık yorgunluğunu adeta kaslarında hissetti. Bitmek üzere olan sigarasına yenisini bağladı. Derin bir nefes çekip, dumanının bir kısmını ciğerlerine hapsedip, kalanını burnundan salıverdi mavi-gri gökyüzüne doğru.

Yeşilçam Sokağı’nın girişinde duvara yaslanarak, kalabalığın arasında karşı sokağa bakıp, Cemâl ustanın dükkanı aklına geldi. Nuri belki de, mesleğinin en güzel günlerini  geçirdi o dükkânda. Nasıl geçirmesin ki; Cemâl usta dönemin en gözde oyuncularından OYA AYDOĞAN’ın babası idi. Oya arada bir uğrardı dükkâna, Nuri için bulunmaz zamanlardı.  Cemâl usta, Erzincan’dan göçtükten sonra Beyoğlu’nda hatırı sayılır terziler içinde yer almıştı.

Beyoğlu terzileri içinde öyle biri vardı ki, sonraki yıllarda adını tüm Türkiye duyacaktı: Yıldırım Mayruk.

Mayruk’un ünlü bir modacı olmasının hikayesi Gönül Yazar’ın kendisine bir elbise diktirmesiyle başlıyor. Yazar’a Mayruk’u tavsiye edenin ise Erol Simavi olduğu söyleniyor.

Nuri kısa bir süre Yıldırım Mayruk’un yanında da çalışmıştı. Aradan uzun yıllar geçmiş, O’nun Beyoğlu terzileri arasında arşınladığı yollarda, bugün bulundukları bölgenin tarihine çok uzak bir nesil yürüyordu. Beyoğlu’na geliş sebepleri sadece eğlence olan bir nesil….

Hayatının uzunca bir bölümünü geçirdiği Beyoğlu’nda, mesleğe vefa adına bir araştırmaya başlayan Nuri, yıllarca belge, bilgi ve görsel malzeme toplayarak BEYOĞLU TERZİLERİ hakkında önemli bir arşive sahip oldu.

Bu arşiv bugün Kültür Bakanlığı desteğiyle belgesel filme dönüşüyor. Türkiye’nin kültür hazinesine, milli hafızaya büyük katkılarından dolayı teşekkürler NURİ KAYMAZ.

KUMBURGAZ’DAN BELGESELE GİDEN YOL

Oya Aydoğan’ı ilk gördüğümde henüz 17 yaşlarımda idim. Denize girmek için, Kumburgaz’a günübirlik gider-gelirdik arkadaşlarla. Aydoğan’ın yazlığının önündeki kumsala kamp kurardık. Hafta sonu gittiğimizde onu göremez olsak da, hafta arası kumsal tenha iken, mayosunu giyer yanımıza gelir birlikte denize girerdik. Oya Aydoğan ile denize girmek bizim için rüya gibiydi. Aydoğan’ın zirvede olduğu yıllardı. Filmlerini izlediğin bir kadın ile denize birlikte girmek elde edilemeyecek bir durumdu o yaştaki bizler için.
Bir hafta boyunca yaşadıklarımızı arkadaşlarımıza anlatır hava atardık. 4 kişiydik, hiçbirimiz Oya Aydoğan’ın yazlığının yerini diğer arkadaşlara söylemezdik. Öyle ya, bu zevk sadece bize ait olmalıydı.

Aradan uzun yıllar geçti gazetecilik dönemimde birkaç davette karşılaşmıştık. Kendimi hatırlattığımda ayak üstü o günleri yâd etmiştik.

Nuri Kaymaz’ın belgesel projesi gündeme geldiğinde ve Nuri Oya Aydoğan ile olan ilişkisini anlattığında, ona hemen “bu projede Aydoğan da olmalı” demiştim. Nuri “şahane olur” diyerek onaylamıştı.

Sonrasında Oya Aydoğan’a projeyi anlatmıştım. Nuri’nin adını duyunca ayrı bir sevinç kaplamıştı yüzünü. Böyle bir projeye seve seve katkı sağlayacağını söylemişti. Olmadı. Ömrü vefâ etmedi.

BELGESELDEN NOTLAR

Belgeselin adı: PERA’DA MODA.

Roma İmparatorluğu’ndan bu yana Pera yabancı bölgesi olma özelliğini yüzlerce yıl sürdürdü. Roma Dönemi’nde Ceneviz, Venedik ağırlıklı bir nüfus popülasyonuna sahip bölge Osmanlı’da, Levanten ve yabancı ziyaretçilerin de ikâmet ettikleri yer haline geldi. Yüzlerce yıl moda ve eğlencenin merkezi oldu.

– Pera, Beyoğlu’na evrilirken, terzilik ve moda gayrimüslimlerin tekelindeydi. 6-7 Eylül 1955 tarihine kadar öyle kaldı. Belgeselde Osmanlı’dan günümüze uzanan Pera’nın hikayesi anlatılıyor.

– İstiklal Caddesi’ndeki dönemin en büyük mağazaları olan, Orozdibak, Tiring, Luvr, Karlman, Stein, Brod, Mayer İstanbullular’a Avrupa’nın modasını taşırdı. Hazzo Pulo Pasajı gibi onlarca pasajda terziler, varsıl erkek ve kadınlara elbise dikmeye yetiştiremezdi.

– Belgeselin çekimlerine Oya Aydoğan da katılacaktı. Çocukluğunun geçtiği Beyoğlu’nu,  babasının dükkânını ve çocukluğunda babasına nasıl yardım ettiğini anlatacaktı. Olmadı. Ömrü vefâ etmedi.

– Belgeselde yer alan en önemli konu ise; 6-7 Eylül olayları: Beyoğlu’nda o dönem Rum ve Ermeni terziler çoğunlukta. Türkiye’nin moda merkezi olan Beyoğlu dünyanın da moda merkezi olma yolunda ilerliyor. New-York, Milano daha sahneye çıkmamış.

– Dokumacılar ünlü İngiliz kumaşına denk gelecek bir kumaş cinsi üzerine çalışıyor.  Birden olaylar patlıyor. Beyoğlu toz-duman… Rum ve Ermeni vatandaşlara ait dükkânlar talan ediliyor. Yahudilerinkilere dokunulmuyor.

– 6-7 Eylül Beyoğlu’nda bir milat belgeselde bu konu şöyle işlenmiş: Olayların akabinde Rum ve Ermeni terziler, kumaş tüccarları ülkeyi terk ediyor. Bir kısmı Avrupa bir kısmı da Amerika’ya göç ediyor ve gittikleri yerde büyük moda merkezleri kuruyorlar. Milano ve New-York’un yıldızı, İstanbul’dan göçen terziler sayesinde parlıyor.

CEVAP VER