ÖNCE SAĞLIK

0
37

Merhabalar,

Yıl hızla geçiyor… İşte Şubat ayı…

Mevsim normalleri, çok soğuk, yalancı bahar gibi sözcükler ile geçiyor en küçük ay…

Soğuk algınlıkları, grip, enfeksiyonlar…

Doktor, ilaç, eczane… HASTAHANE…

 

Önce Sağlık…

Ben size sağlıklı yaşam önerileri, diyet,  bitkisel çay gibi beylik sözler söylemeyeceğim…

Bu işle iştigal eden YÜCE insanlar yeterince var…

Benim sözüm bu başlık altında ACİL KAPISI ÖNÜ VE İÇİ OLACAK…

Önce Sağlık…

Ocak ayının son haftası gece yarısı saat 02 sularında şiddetli göğüs ağrıları ile uyandım… Derhal ölçtüğüm tansiyonumun 200 ü göstermesi beni korkuttu…

5 dakika ara ile yaptığım diğer ölçümler derhal hareketlenmeme neden oldu,

Zira yaklaşık 2 saat direndiğim göğüs ağrılarımın artması ve tansiyonumun 245 olması 112 yi arama nedenim olmuştu…

Telefon etmem ve kapının çalması arasındaki süre yaklaşık 13- 14 dakika arası idi…

Bu duruma sevinmiştim… Tam zamanında gelen İlk yardım ekibi güler yüzleri ile geçmiş olsun demişlerdi… Geliş süresi içinde daha önceki tetkik ve bulguların, anjiyo sonuçlarının olduğu dosyamda eşim tarafından hazırlanmıştı…

Ve sağlık ekibine teslim olduk…

Ambulansa indik…

Buraya kadar son derece memnunum ve de hiçbir takıntım yok…

Ancak, tüm bulgularımı ve son durumumu belirtmeme rağmen Kalp ile ilgili sorunum ortada iken Çok yakın olan Siyami Ersek Kalp ve Damar Cerrahisi Hastanesi yerine,

“En yakın Hastane”  konumundaki  Ümraniye Devlet Hastanesine  doğru  yola çıkışımızın nedeninin;  “Beni, erkenden  huzura kavuşturma  amaçlı MEVZUAT HAZRETLERİNE tabii olma gereği biraz  tedirgin etti”… Fakat her kuralda bir mantık olduğu düşüncesi ile susmak erdemdi…

Öyle ya yolda başıma gelecek vahim bir olayda en yakın hastane önemliydi…

245 tansiyon ile ambulansta olmak yeteri kadar kalp vakası değildi ve sıradan bir acil servis bu işi çözebilirdi… Oysa 112 ambulansın içi benim götürüldüğüm Ümraniye Devlet Hastanesi Acil servisinden daha konforluydu…

En azından 2 sağlık görevlisi başımda idi… Ve damar yolum araçta takılmış,

EKG kabloluları göğsüme takılmış, tansiyon ve diğer ölçümler yapılmıştı…

Bu konumda, 112 Acil Servis sayesinde Ümraniye Devlet ACİL servisine giriş yaptık…

Benden ACİL serviste alınan kan ve yeniden EKG sonucu ardından bana verilen talimat şuydu…

” Kapıdan çıkın, sola dönün, ilerde sağda bulunan ACİL MÜŞAHADE ODASINDA bir yatağa geçin ve bekleyin”…

Ya kardeşim, ben hala yüksek tansiyonda göğüs ağrısıyla kıvranıyorum ve beni dışarı çıkarıp herhangi bir poliklinik  muayenesi gibi beklemeye alıyorsunuz…

Ben kalp hastasıyım…

“Siz bekleyin şimdi sizi DOKTOR görecek “ sözcüğü ve yaklaşık 1 saat bekleyiş…

Ve tansiyonum hala yüksek, düşmesi için hiçbir şey yapılmıyor…

Ve bekliyorum…

Tabi bu arada Acil Müşahede odası evlere şenlik… Ben en dip noktada bir yatak buldum. Ambulansla geldiğim ACİL içinde, iki büklüm yürüyerek ve eşimin kolunda zorla bulduğum bu yatak bu günün en büyük LÜKSÜ idi…

Zira benden sonra ACİLE gelen durum benzeri dostlar ayakta veya yerlerde bekleme yapıyorlardı… Hastanenin adı Ümraniye Devlet Hastanesi…

Tarih artık 25 Ocak Pazartesi sabah saat 08  ler…

Ben Doktor benzeri bir kişiyi görebilme umudu ile bir sağa bir sola dönüyorum… Bir hasta bakıcıya razıyım yani… Ve etrafımdaki acılı insanların feryatları ile bir kez daha hasta oluyorum… Kahrediyorum…

Aradan bir saat daha geçiyor… Bir karmaşa, bir kadın görevlinin bilgilendirme veren sesi ve viziteye çıkan doktor grubu… O sırada bazı hastalardan 3 gündür ilk defa bir doktor gördüklerine dair pek inanasım gelmeyen sözcükler duyuyorum… Öyle ya koskoca ACİL müşahede odasında 3 gün doktor görülmez mi, gerçekten yoksa sen orda neyi bekliyorsun, yoksa acil hasta değimlisin??? … Ve vizite olayı en azından her gün sabah olur…

Hımmmm Cuma öğleden sonra oraya gelmişsen, cumartesi, pazar günlerinden sonra pazartesi sabah vizite grubu gibi bakılırsa doğruluk payı olur ama sen 3 gündür acilde bekleyecek durumda isen zaten hasta değilsindir… Ya kıyameti koparman gerekliydi… Ya da ülkem gerçekleri gibi, ölürüm ama isyan etmem mantığı idi… Peki o zaman niye şimdi…  Doktorlar varken 3 gündür yoktunuz diye şimdi niye dertleniyorsun… Yok, iken sesin niye kısıktı?  Esas doktor o zaman lazımdı… Acildin… Gibi…

Neyse bu,  bu, bu sözler uzar gider… Biz bu önemli konudan konumuza geri dönelim…

Zira ben ACİL vakayım…

Vizit grubu benim perdelerle çevrili  yattığım odacığa geldiler…Yeşil doktor gömleği ile isminin Yasin Bey olduğunu öğrendiğim genç  doktor elinde  kalem anlatılanları yazıyor, Bir  kadın doktor  bütün hastaları tanıyormuş  gibi  elinden bir  kağıt ile bilgi veriyor, parmaklarını çenesine dayamış  sorumlu  Uzman doktor Sivil  gömleği ile hımmmhımmm diyerek dinliyor….

Ve etrafında ASİSTAN doktorlar 3- 5 tane… Ve anlatıyor genç kadın doktor ambulansın verdiği ilk rapor kâğıdının üzerine…

-Efendim, Hasta Bülent Altıntoprak, 56 yaşında, erkek, 245 tansiyonla acil 112 ile geldi,  2004 den kalp hastası,  EKG yapıldı,  kan alındı ve Latince kelimeler… Bir kere yüzümü görmeyen,  bir soru bile sormayan, gölgesini göstermeyen beni benden iyi tanıyan doktorumuz bilgilendirmesini yaparken benim tansiyonum tavan yaptı ve Dinleyen Uzman ile göz göze gelme derdim beni daha fazla gerdi…

Ve o an, Nihayet Beyaz sivil gömlekli Uzmanım ile göz göze geldim.

Tam bir saniye süre ile…

Ve hemen elimin işaret parmağını kaldırarak 1 işareti yaptım ardından boynuma kesme işareti yaparak ölüyorum dedim…

Tedavimin ilk işareti idi bu an… Doktor yanıma geldi, göz göze anımız sürdü…

Ve hemen ben;  Doktor bey yaklaşık 4 saattir tansiyonum düşmedi, göğüs ağrım artarak devam ediyor ve bir doktor bile el sürmedi, hatta doktor bile görmedim…  Lütfen dedim…

Doktor Bey Lütufta bulundu ve hemen sırtıma başını dayadı çıplak kulak ile dinledi… Koptuğum diğer bir andı o an… Ve ardından Yasin Beye birkaç cümle ile bazı bilgiler verdi, duyabildiğim her iki koldan aynı anda tansiyon ölçümü, EKG, ardından Anjiyo… Talimatı…

Bende tabi bir derin ohhhhh olayı… Ve derin bekleyiş…

Bu bekleyiş önce, salondaki vizit konuşmalarının tümü bitinceye kadar yaklaşık bir saat sürdü… Sonra sessizliğin sesi yine yaklaşık bir saat sürdü… Ne gelen var ne giden…

Bari tansiyonumu ölçün ya… Tık yok… Çünkü kimse yok… Sanki tüm sağlık personeli tek yanlı rotasyona tabi olmuş ve hepsi buharlaşmış… Ya kardeşim gün başı,  hafta başı,  saat 10 lara geliyor ya nerdesiniz… Kimse yok… O sırada beyaz önlüğü ile bir kadın doktor bir hasta adı sordu, hastayı buldu… Bir şeyler konuştu onunla, perde var aramızda göremiyorum… Sonra doktor önümden yürüyerek geçiyor ve ben sesleniyorum

Doktor Hanım,  Ben…  Ben… Ben…

Doktor Hanım kendinden emin ve dik sesle; Ben sizin doktorunuz değilim, bekleyin lütfen…

Sanırsın özel bir klinikteyiz ve her hastanın bir doktoru var…

Ya orda en az 50 hasta var… Nasıl yani…

Bir hasta bakıcı turlasa,  3 dakikadan 50 kişiyi 150 dakikada tansiyonlar…

En azından biz biraz kandırılırız. En kötü 150 dakikada bir ölçülürüz…

( 2.5 saatte bir)  ya tık yok…

Eşime dedim ki, ilk girdiğimiz ACİL salonuna bir git, Şu not tutan Yasin Beyi bul…

Eşim 5 dakika sonra geldi, ACİL salonunun önü kuyruk,  hasta dolu,  içeri sırayla alıyorlar… Sevgili yurdum insanı Aile sağlık ocaklarına gitmiyor,  Hastane polikinliğine gitmiyor acil olsun diye ACİL e geliyor…

Aciller acil olarak ölüm sırası bekliyor… Bu iş için bilindiği gibi YEŞİL, SARI, KIRMIZI acil renk kotları ile ayırım var… Fakat burada, Herkes SARI kot ile aynı yerde bekletiliyor ben dâhil…  245 tansiyonla…

Ve eşime hemen dedim ki, sen kapıda hiç bekleme güvenliği yar ve Doktor Yasin Bey bekliyor ben hasta değilim,  benden bilgi istedi de ve emrivaki ile içeri gir, Yasin beye Direk soruyu sor… Eminim olaya girecektir…

Ve beklenen oldu,  eşim Elindeki hastayı bitiren Yasin Beye bilgiyi verdi…

Yasin Bey; İki koldan tansiyonu ölçüldü mü diye sordu… YOK cevabını alınca bir hasta bakıcı ile eşimi bana gönderdi… Tansiyon ölçümü ve yüksek sayı, ardından hasta bakıcı ile ACİL deki ilk giriş yaptığımız salona çağrılma… Sedye yok, yattığım yatağın pedalına bir tekme atan hasta bakıcı yatağı sedye olarak sürmeye başladı… Acile giriş, Yasin bey ile göz göze bakış ve acil talimatıyla, İlaçlı Tomografiye sevk,  ardından alınan kan, EKG…

Yasin Beye GELİŞ,  Acil Röntgen,  EKG ve alınan kan,

Kardiyolog görecek talimatı ve Kardiyolog tarafından yapılan EKO incelemesi…

Tekrar ACİLE dönüş… Doktorlar değişmiş haydaaaa…

Fakat kaderim değişmişti… Yasin Bey Sürecine emrivaki ile ulaşımın ardından son geldiğimiz noktada artık saatler 15 i bulmuştu fakat gerçekten kalp hastası olduğum artık kanıtlanmıştı… Yeni doktorlar ANJİYO sevki için elde telefon hararetli konuşmalara başlamışlardı… Ve hemen eşime bir evrak verdiler onay için,  ardından 112 acil ekibi ile yeniden merhaba ve benim Siyami Ersek Kalp ve Damar Cerrahi Hastanesine sevkim…

Yola çıkışım…

Ve inanılmaz bir karşılama ile Gerçek Kardiyo servisinin teslim alışı ve de ardından

HOŞ GELDİN HAYAT…

İnanın oldukça kısalttığım ve okurken sinirlenme olmasın diye akıcı bir dil kullandığım bu ACİL öyküm İstanbul’da sağlık gerçeğinin ta kendisi idi…

Ve ben dikkat ederseniz Son noktayı bir cümle ile geçtim… Çünkü orda Yani SiyamiErsek’te gerçekten sonuca dayalı bir tedavi ve uygulama ile hayata dönüş çok profesyonel…

Ve bir kuruş ödemeden…

 

 

 

Sonuç;

Evet, ülkemde sağlıkta atılan adımlar var…

Fakat iki ileri bir geri adım atmayı geleneksel olarak sürdürmeyi çok seviyoruz… Oysa İnsan Hayatı bu kadar ucuz olmamalı… Doktorlar atama beklerken, kalite beklerken, eğitim beklerken bir hastane öyle bir diğeri şöyle olmamalı…

Ve burası İstanbul…

Ya daha geri planda olan yerler…

Ya orda yaşayanlar…

Sağlıkta Standart yerine siyasal bakışın oluşması, atamaların liyakat gözetilerek yapılmaması, hastane kapasitelerine dikkat edilmemesi…

Ve en önemli sorunlardan bir diğeri de bilinçli hasta olmayı öğrenemememiz…

Neremiz doğru diye sormayarak,  her şeyi hak ediyoruz demeliyiz…

 

ÖNCE SAĞLIK

DinazorusBülentus

Bülent Altıntoprak

 

CEVAP VER