MUKTEDİR…

0
18

MUKTEDİR…

Ey bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış büyük muktedir!

Ey partili, ettiği yemine rağmen taraflı, Anyasa’ya rağmen ayırmacı, İslam’a ve töreye rağmen kayırmacı… Ey AKP’nin ve AKP’lilerin Cumhurbaşkanı!

Sayın Muktedir; bugüne kadar bir kısmı OHAL şartlarında yapılan ve her birisinde çeşitli şaibeler ortaya çıkan bütün seçimlere, gerek Cumhurbaşkanı ve gerek se de tarafsızlık yemini etmiş Partili Cumhurbaşkanı kimliği ile katıldınız.

Her bir seçimde, tarafsız olmaya yemin etmiş olduğunuz halde, ne yazık ki Cumhurbaşkanı kimliği ve kalkanı altında parti mitingleri düzenlediniz.

Devletin bütün imkanlarını seferber ederek AKP lehine çeşitli geziler, çeşitli törenler ve açılışlar gerçekleştirdiniz.

Hem Anayasamıza göre, hem de ettiğiniz tarafsızlık yemine sadık kalarak milletin bütününün Cumhurbaşkanı olmaya gayret etmek yerine AKP’yi kayırdınız, milleti de karpuz gibi ikiye ayırdınız.

Açıkça ve alenen AKP için oy istediniz. Oy istemekle de kalmadınız ve sizin gibi düşünmeyenleri düşman, hain, FETÖ’cü ve terörist de ilan ettiniz.

Bütün bunları taraflı olarak yaparken de, milletin tarafsız bir Cumhurbaşkanı makamı için tahsis ettiği zırhlı zırhlı araçlarınızı, filo filo uçaklarınızı, çifte çifte helikopterlerinizi, katar katar hizmetçilerinizi, bölük bölük korumalarınızı… Velhasıl her türlü devlet gücünü yalnızca bir partinin emrine amade ederek istikbal oluşturmaya çalıştınız.

Adında “Adalet” olan partinizle birlikte ne yazık ki, defalarca adaletsiz seçim ortamları oluşturup ve adaletsiz seçim yasaları çıkararak iktidarınızı güçlü, muktedirliğinizi daim eylediniz.

Bu devlet, bu ülkede yaşayan 81 milyonun hepsinin devleti olduğu halde, görünen o ki siz o devleti yüze 50’nin devleti, yani adeta bir parti devleti haline getirdiniz.

Oysa binlerce yıllık Türk töresinin bir de yazısız anayasası vardı unuttunuz!

Devlet askerle vardır. Asker kılıçla vardır. Kılıç para ile vardır. Para halk ile vardır. Halk ise yalnızca ve yalnızca Adaletle vardır.

Adalet mülkün temeli idi, unuttunuz!

Adalet ortadan kalkarsa yerini zulüm doldururdu, unuttunuz!

Ve yine unuttunuz ki, mazlumun ahı yerde kalmazdı. Halk size devleti değil, yalnızca yönetimini ve üstelik bir süreliğine devretmişti, unuttunuz!

Size sahip olduğunuz bütün bu makam ve mevkileri veren Cumhuriyeti de unuttunuz.

Unuttunuz ki, Cumhuriyeti kuranlarla ve Cumhuriyetin değerleriyle bir türlü barışık olamadınız.

Unuttunuz ki, aynı hataları yapmaya devam ediyorsunuz.

Hala daha, parti menfaatlerini milli değerlerin üzerinde tutmakta olduğunuzu görüyoruz.

Bakın şimdi önümüzde bir yerel seçim var. Ve siz Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Binali Yıldırım’ı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için AKP’den aday gösterdiniz.

Elbette gösterebilirsiniz, burada bir sorun yok. Lakin adaylığı kesinleştikten sonra görevini bırakmazsa işte orada büyük bir sorun var demektir.

Çünkü bakın, o “T.C.”sini her yerden indirttiğiniz Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 94’üncü Maddesi bu konuda ne diyor:

” Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.”

Çok açık değil mi Sayın Partili Cumhurbaşkanı?

Meclisi Başkanı, üyesi bulunduğu siyasî partinin Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine katılamaz.

Seçimde bir partiden belediye başkanı adayı olmak, seçim propagandası yürütmek, seçilebilmek amacıyla toplantılar düzenlemek, mitingler yapmak, seçim ziyaretleri gerçekleştirmek ve mensubu olduğu parti için oy istemek bir “siyasi parti faaliyeti” değil midir?

Mevcut görevini bırakmayan Binali Bey bu durumda: Parti mitinglerine “Meclis Başkanı” kimliği ile katılmayacak mı? Seçim ikna veya propaganda gezilerini AKP adına yapmayacak mı? Bütün bu gideceği yerlere giderken devlet forsunu ve Meclis Başkanı’na tahsis edilmiş araçları, korumaları, uçakları ve helikopterleri kullanmayacak mı? Gittiği her yerde mecburen Meclis Başkanı olarak karşılanıp, ağırlanıp, uğurlanmayacak mı? Ağzından çıkan her söz yine Meclis Başkanı’nın sözü olarak algılanmayacak mı?

Bütün bu işlerde, aslında Meclis Başkanlığı için harcanması gereken milletin paraları, AKP lehine kullanılmış olmayacak mı?

Bütün bunları icra eden Binali Bey’, o Başkanı sıfatıyla temsil ettiği Gazi Meclis’in çıkarmış olduğu Anayasayı çiğnemiş olmayacak mı?

E bu durumda, partinizin isminde de bulunan “Adalet”e halel gelmeyecek mi?

Böyle bir garabeti vicdanınıza nasıl izah edeceksiniz?

Sayın Binali Bey, böyle bir seçimi kazansa bile o koltuğa huzurla oturabilecek mi? Daha da ötesi, yandaşlık ve kandaşlık hamuruyla yoğrulmuş bir düzenin başkan yapacağı Binali Bey, bütün İstanbulluların Belediye Başkanı olabilecek mi?

Düşünün, elinizi vicdanınıza koyun ve siz cevap verin. Siz de benzer bir haksız rekabet, dengesiz siyaset, taraflı ama tarafsız, partili ama partisiz… Yani garabet bir sistemin ürünü olarak seçilip Cumhurbaşkanı oldunuz.

Oldunuz da siz söyleyin, Türk milletinin tamamının Cumhurbaşkanı olabildiniz mi?

Siz de bilirsiniz ki, mesele saraylara girmek değil, gönüllere girebilmektir.

Doğru, saraylara girdiniz ve hatta saray gibi uçaklara da bindiniz.

Peki, Sayın Partili ve Taraflı Cumhurbaşkanı; siz gönüllere girebildiniz mi?

Eğer bütün bunlara rağmen, Anayasa, kanun, kitap, inanç, töre ve adalet hepsi boş, en önemli şey iktidar ve muktedir olmaktır diyorsanız!

Yıkılsın o zaman sizin saltanatınız!

Çöksün o zaman kibir saraylarınız!

Bitsin o zaman iktidarınız! Ve batsın o zaman adaletiniz!

CEVAP VER