MADIMAK’LAR NASIL ÖNLENİR

0
23

 

24 Haziran tarihinde İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görevli savcı ve hâkimlerin telefonlarına gönderilen “adliyemizdeki Kuran tilavetine tüm hakim ve cumhuriyet savcılarımız davetlidir” mesajı atıldı. Adliye koridorlarında Kuran okundu ve Cuma namazı kılındı. Bu bir meydan okumadır. Geleceğin Türkiye’sini özetliyor.

Olumsuzlukları göstermek marifet değil, ancak tehlikelere karşı uyarma ve örgütlenmeye hizmet ediyorsa anlamlıdır. Bu bakımdan laik Cumhuriyet’i savunanlar ne yapacak?

Ne yapılmayacağını söylersek gerisi kolay. Örneğin Alevi kökenli bir belediye başkanı şunu diyor:

“Alevi olduğum kadarıyla Sünniyim, Sünni olduğum kadar Hristiyanım, Hristiyan olduğum kadar Müslümanım” diyor.

Ayda bir olmasa da iki ayda bir mutlaka Camiye, Cemevi’ne, Kiliseye gidiyormuş. “Ne var ki bunda, halkı kucaklamaya çalışıyor” denebilir. Halbuki kamusal hizmet veren birinin, “bir belediye başkanının dinsel anlayışının önemi yok, kimseyi ilgilendirmemeli, din üzerinden demeç vermek yakışık almaz, her inanca eşitim” demesi gerekmez mi?

Her ibadet mekanına gitmeye çalıştığını belirtmesi kamusal alanın dinselleşmesine katkı olmuyor mu?

Eleştirdiğiniz dinci gericiliğin alanını böylece genişletmiyor musunuz?

Kendini “sosyalist” olarak tanımlayan bir milletvekili haklı olarak din eksenli bir anayasa yapılmasına karşı çıkarken diğer yandan “özgürlükçü laikliğe susamış topraklarda” yaşadığını belirtme gereği duyuyor. Bu söylem İsmail Kahraman’ın “laiklik anayasadan çıkarılmalıdır” dediğinde iktidar çevresinin  “olur mu öyle şey, özgürlükçü laikliği biz getirdik” cümlelerine benzemiyor mu?

Oysaki uygulamada sorunlar olsa bile “laiklik özgürlüktür” demek gerekmez mi?

Bu davranışlarınızla laikliği de Aleviler’i de savunamazsınız. Aksini gerekçelerinizi ortaya koyarken dini, meşrulaştırıcı araç olarak görmeye başlarsınız ve vicdanların dışına taşırarak dinin eğitimde, hukukta, yönetimde ve toplumsal yaşamda hükümranlık alanını genişletirsiniz.

Aleviliğinizi vurgulayarak, ibadet mekanlarına gittiğinizi reklam yapar gibi söyleyerek, “özgürlükçü”, “inançlara saygılı” laiklik diyerek Madımak’ların önüne geçemezsiniz. Bu yapılan kimlik siyasetçiliğidir. Kimlik siyaseti hitap alanınızı daraltır. Alevileri toplumun diğer kesiminden uzaklaştırarak sadece kendi sorunlarıyla ilgilenmesine hapsedersiniz. Alevi kökenden gelen kişiyi yurttaşların genel çıkarını savunmaktan uzaklaştırırsınız. Sünni inanışlı kişiyi de “zaten Alevilerin haklarını savunan var, ben Sünnilerin veya başka kesimlerin haklarını dile getireyim” noktasına sürüklersiniz.

Sivas’taki ve başka yerlerdeki Madımak anmalarını sadece Alevi örgütleriyle yapmak toplumun geri kalanından koparıyor. Oysa Madımak Katliamı özünde laiklik meselesidir.  Oysaki laiklik hava, su gibi tüm ülkemizin ihtiyacı ve herkesi meselesidir. Madımak Anmalarının daha kitlesel olması meselenin laiklik olduğunun ortaya konması ve anma programlarının laikliğe duyarlı örgütlerle ortaklaşa düzenlenmesiyle olanaklıdır.

Cumhuriyetçi kesim hor görülen, yurttaşlığın dışına sürüklenen herkesin haklarını savunmalıdır ama kimlik siyasetine teşne olmamalıdır. Laik Cumhuriyet’in yurttaşlık kültürü hepimiz için birleştiricidir.

 

 

solak81@outlook.com

13516360_10205006111391422_7615417600561384959_n

CEVAP VER