Lozan; “Kendi toprakları üzerinde tam bağımsız”

0
35

DSP Lozan’ın  gerçek bekçisidir.


Yaklaşık 30 yıl öncesine kadar, ulus veya millet tanımı şöyleydi: “belli topraklar üzerinde yaşayan, dili, dini, ırkı, kültürü bir olan insan topluluğuna millet denir”; yine belli topraklar üstünde ibaresi korunarak, bu tanım artık şu şekli aldı: ” bugün için ortak doyumu, yarın için ortak amacı olan insan topluluğuna millet” denir.
Ayırd edici bu tanımlardan ayrı olarak, bir de şunum ekleyelim: “millet” kelimesi, kökeni “din” olan bir kelimeden türemiştir; durumun Türkiye için eksik bir ifade olduğunu gören büyük Atatürk, millet kelimesini, din ayrımı yapmamaya özen göstererek, Öz Türkçe bir kelime ile değiştirmiştir: “ulus” ile! Buna göre ulus tanımında geçen “ortak doyum ve ortak amaç” 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması ile çerçevesini bulmuştur.
Antlaşmaya göre Türk Ulusu “tam bağımsızlık” amacında, din ayrımı gözetmeden buluşmuştur. “Belli topraklar” üzerinde sözü gibi afaki bir ifade de, Lozan’da anlam ve kesinlik kazanmış, vatan sınırları, uluslararası bir antlaşmada kesinleşmiş ve kabul edilmiştir. Şu anda bile, sınırları uluslararası bir antlaşma ile tesbit ve kabul edilen biricik devlet Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Lozan görüşmeleri devam ederken, 6 ay kadar görüşmelerin çıkmaza girmesi, Türk tarafının “kendi toprakları üzerinde tam bağımsız” yaşamak hakkında ödün vermemesi ve bunun
İçin de baskı unsuru olabilecek tüm ekonomik , hukuki ayrıcalık ve kapitülasyonları tamamen reddetmesi idi.
Sonunda büyük devletler, Türkiye’nin kararlılığı karşısında 24 temmuz 1923 de antlaşmayı imzalamışlardır.
O tarihten başlayarak, antlaşmaya taraf olan diğer ülkeler, alttan alta Lozan’ı yok saymak için çalışmalara devam etmişler; ve kendilerine içerden yandaş bile bulmuşlardır. Bunu öngörmüş olan Atatürk, Gençliğe Hitabe’sinde “gaflet, dalalet ve hatta hıyanet”ten bahsetmiştir.
Göğsümüzü gere gere söyleyebiliriz ki, Lozan’ın gerçek bekçisi önderimiz Bülent Ecevit olmuş ve tam bağımsızlığımızı haşhaş tarlalarıns, Ege Denizi’ne, Beşparmak Dağları’na yazmıştır.
Bunu bayram konuşmasında genel başkanımız, Önder Aksakal da, son yıllarda Yunan işgaline maruz kalan ada ve kayalıkların geri alınacağını haykırmıştır.
DSP Lozan’ın tek gerçek bekçisidir.
24 Temmuz aynı zamanda işçi haklarının da yasal olarak tanındığı ve yine Bülent Ecevit tarafından “Emekçi Bayramı” olarak önerilen ikinci bir bayramımızın da tarihidir. Taşeron işçilik adıyla emekçinin sömürülmesine son vermek ve sendikal hakları tüm çalışanlara yaymak partimizin zaten programında olan maddelerdir.
Bu nedenlerle, 24 temmuz bizim için çifte bayramdır.
Ne mutlu bu bilinçte olanlara!

Ne mutlu Demokratik Solculara! Ne mutlu Türküm diyene

 

Çiğdem MERCAN

DSP İstanbul İl Başkanı

 

CEVAP VER