kırık bir mızrap eylül…

0
315
… Eylül ,güz bulanığı hüznünü Bir motif gibi ömrümüze dokurken, Yaprak sancılı düşmemeli mesela,,,         Her yaşam bir hikaye ,yada hikayeler birer yaşam .Kiminin yaşanmışlığı çok uzağımızda iken kimi ise yanı başımızda . Yine de uzaklık kavramı aklımın  çeperlerinde gedikler açmıyor ,sınırlar zorlamıyor değil.Uzaklık nedir demekten alamıyorum kendimi ve ardında bir çok soru ,her zaman mesafe ile mi ölçülmeli ,düşüncelerde uzak olamaz mı insan ,ya da en yakın gördüğü kendisi insana yani yine kendisine uzak olamaz mı..? Sanırım bu soruyu yanıtladığımda yakın olanı ,dolayısıyla yakınlığı da bulmuş olacağım.     Aslında hikayeler de benzerlik gösteriyor yaşamlara dair. Farklı olan belki de hikaye içerisinde biçilen roller…Kiminde büyük harf kullanılmış yazılırken kiminde küçük harf.. Yine de insana düşen ,kendisine biçilen rolü bulmak , okumak, anlamak ve elinden geldiğince yaşamak. Ortada bir aramak eylemi var. Peki neyi nerede nasıl aramalı insan .. Her kaldırılan taşın altında başka bir taş mı var .Belki de hayat sorulara yanıttan çok yine karşılığında soru sorulmasını diliyor / istiyor.. Yine de yanıtlanmamış ,sorulmamış sorular olduğu müddetçe sona / sonuca ulaşmak mümkün olabilir mi ? ‘’Hayat bazen noktaları elinde bırakıyor insanın’’ Rollerin benzerliği bir yandan basitliği getiriyor olabilir mi ? Yine de herkese biçilmiş bir başrol… Ahenk bazen basit bir örtü ile gizlenmiş perde arkasında bırakılmıştır…saygı sevgiyi doğurur ,sevgi hoşgörüyü ,hoş görü arayış yolunda azmi. Ahenk içinde sevgi temel taş olabilir mi? Görünen o ki sevgi yanına saygıyı alarak yan yana yürümeli yoluna devam etmeli.. Aksi takdirde sevileni benliğinden uzaklaştıracak ,onu boğacak bir sahiplenme duygusuna maruz bırakabilir.. Ya da ‘’seni seviyorum ‘’ demek ile ‘’sevmek’’ aynı olmanın çok ötesinde içsel çatışmalar yaşayan kavramlar. bitiremediğim bir yazı daha ,sanırım bu yazıda yarım kalacak
hayat gibi…!
sen gibi…!
zira
gün ortasında vurdular sevgiyi de…!
/
fahri Akçiçek

CEVAP VER