Kemal Kılıçdaroğlu: “Biz erken seçime hazırız.”

0
38

Şimdi erken seçim için şartlar olgunlaştı mı? Bence asıl sorulması gereken soru belki şuerken seçim şartları kimin için olgunlaştı? Erken seçime kim karar verecek? Parlamento karar verecek dersek doğru parlamento sonunda bir oylama yapacak. Ama kararı parlamento vermeyecek bir kişi verecek. Bir kişi karar verecek, “erken seçime gidiyoruz” diyecek, ona göre bakanlık bürokrasisi harekete geçecek, yasa teklifleri hazırlanacak, parlamentoya sunulacak ve erken seçim kararı alınacak. Dolayısıyla erken seçim hani kamuoyunun beklediği ya da kamuoyunun işte erken seçimin koşulları oluştu dolayısıyla artık bir erken seçim kaçınılmazdır diye oturup düşündüğü, tartıştığı bir seçim süreci değil, tek adam rejiminin başlangıcını yaşıyoruz biz. Dolayısıyla bir adam karar verecek sarayda oturan bir kişi erken seçime gidelim diyecek hiç kimse itiraz etmeyecek ve erken seçime gidilecek. Gelinen tablo üzülerek ifade edeyim bu.

Ha, biz erken seçime hazır mıyız? Evet hazırız. Biz daha önce görevden alınan Belediye Başkanları için o Belediye Başkanlıkları için “yeniden seçim yapalım” dedik. Bir demokrasinin namusunu kurtaralım, bir kişi istifa ettiyse seçim yapılsın ve oraya seçimle bir Belediye Başkanı gelsin. Dolayısıyla bütün dünyaya şu mesajı verebiliriz o zaman. Bir kişi istifa etti Belediye Başkanlığından, ama belde halkı tekrar toplandı ve kendi yeni Belediye Başkanını seçti ve Türkiye’de demokrasi vardır algısını daha güçlü olarak biz dünyaya ifade edebilirdik, ama bu fırsat da olmadı. Çünkü yine sarayda oturan bir kişi dedi ki, “hiç gerek yok erken seçime, ben zaten adayı belirledim bu gidecek orada oturacak…” Dolayısıyla demokrasi sürekli kan kaybeden bir kurum haline geldi Türkiye’de.

Şöyle yorumlamak lazım, ekonominin daha da kötüye gideceğini düşündükleri an bir erken seçime giderler. Ekonomi pek de parlak değil. Ekonomi kötüye gidiyor. Nasıl kötüye gidiyor? Cari açık artıyor, işsizlik artıyor, bütçe açığı artıyor, enflasyon artıyor. Fatura kime çıkıyor? Fatura garibana çıkıyor, çiftçiye çıkıyor fatura, emekliye çıkıyor, işçiye çıkıyor, memura çıkıyor, esnafa çıkıyor. Kazanan kim? Bir avuç insan. Hatta onları ben “tefeci” diye tanımlıyorum. Eğer siz 15 yılda bir grup insana, bir grup çevreye 620 milyar lira faiz ödüyorsanız, 620 milyar liranın dışındaki eski parayla 620 katrilyon lira ediyor. Sadece yurt dışına 146 milyar dolar faiz ödüyorsanız o ülkenin beli doğrulamaz. Kim alıyor bu faizi, bu geliri kim alıyor? Çiftçi almıyor, emekli almıyor, memur almıyor, sanayici almıyor. Kim alıyor bu parayı? Dolayısıyla sorgulanması gereken çok alan var. Ekonomi daha da kritik noktalara gideceği yönünde bir algı hükümet kanadında oluşursa, yani saray çevresinde oluşursa daha kötü bir tabloyla karşılaşmamak için erken seçim tercihi yapılabilir.

Haberde İstanbul

haberdeistanbul@gmail.com

CEVAP VER