KADER MAHKUMLARINDAN MEKTUBUMUZ VAR

0
46

Her ay Kader Mahkumları Derneğine gelen ve rast gele seçilen mektuplardan birini sizlerle paylaşmaya çalışacağız. Mektuplar sayesinde dört duvar arasına düşen insanlarımızın yaşadıklarını, düşüncelerini ve geleceğe bakışlarını öğreneceğiz. Yazılanların doğruluğu açısından mektubun aslını da yayınlayacağız. Yorum sizlerin olacak…

Bu çalışmada bize yardımcı olan ve her türlü kolaylığı sağlayan Kader Mahkumları Derneği Başkanı Necdet Yüksel beye çok teşekkür ederiz. Dernek yüzbinlerce mahkum ve mahkum yakınına ulaşıyor. Daha fazla ulaşabilmesi için bizlerin yardımlarımıza ve ilgimize ihtiyaçları var. Gazetemiz sizlerle bu bağı kurmaya çalışacak. Şimdi den emeği geçen güzel gönüllere teşekkür ederiz.

DERBEDER HAYAT

Ben şimdi bu mektubu güneşin batmak üzere olduğu bir yerden yani kalbimden yazıyorum.

Çok canlar yaktım, çok insanlar ağlattım. Birileri hep acı çekti, benim yüzümden. Kendime haklı nedenler bulmuştum. Hayatın bana adil davranmadığını düşünüyordum.

Biliyor musun? Vücudumun her tarafı ağrıyor şimdi. Soğuk kaldırım taşlarında sabahladığım günler geldikçe aklıma dayanılmaz bir acı, sızı saplanıyor bağrıma. Silahların, yasa dışı ilişkilerin gölgesinde ki bir hayat. Ben seçtim güçlülerin dünyasında aslında ne kadar zayıf olduğumu kimse bilmez ve anlayamazdı, o gayri meşru denen kalleş ve fani dünyada. Hayatta en çok neyin özlemini çektim, biliyor musun? Hiç bir şeyden korkmadan güneşin doğuşunu ve batışını seyredebilmek ve yatağıma uzandığım zaman düşünmeden uyuyabilmek.

Evet; yalnızca bunlar! Ne yazık ki bir zamanlar hakimi olduğum güzelliklerin şimdi esiri bile olamıyorum. Zamanında yaptığım yasa dışı işler geldikçe aklıma, midem bulanıyor.

Belimde ki soğuk demire güvendiğim yılların sadece yorgunluğu kaldı üzerimde. Barut kokulu ellerimle, kan kusan gözlerimle bir kere korkmadan bakamıyorum aynalarda kendime. Silahların gölgesinde soluklanmayı ben seçtim. Şimdi bana pişmanlık duyuyor musun diye soracak olursan kimin umurunda ki bu! Bizleri yaradan yüce rabbimin mi? Yoksa sizin mi?

Affedilmeyi tabi ki isterdim. Ama artık bu isteğimin hiçbir önemi yok bunu biliyorum. Barut kokan ellerimle, kan kusan gözlerimle, titreyen vücudumla, yorgun bedenimle gideceğim ve sığınacağım bir limanda yok sevdiklerimin gözlerine bakarak onlara bir kere bile sizi seviyorum diyememenin sancısı, sıkıntısı ve acısı beynimde durmadan sızlayan duran lanet düşüncelerden bile beter. Şimdi bana yeniden hayatı yaşama şansı verseler aşık olur, güneşin doğuşunu ve batışını seyreder, korkmadan, düşünmeden huzurlu bir uyku çekerdim.

image002

Haberde İstanbul

CEVAP VER