İSTANBUL’UN ARNAVUT KALDIRIMLARI

0
131

Neden?

Niçin?

Ne zaman?

Nasıl olur?

Sorularını sormadan ve cevaplarını bulmadan rahat edemem. Soracak bir şeyler aslında sorgulayacak bir şeyler muhakkak bulurum. Boş kalmaz, bazen bir kaçı,  bazen hepsi kuru kafanın içinde tüm hızla koşmaya başlarlar. Ben durun, susun,  desem de,  anlamaz, söz geçiremem hiçbir işe yaramayan kelimelere. Kuru kafanın sağına, soluna ve tavanına çarpmaya devam ederler. Sonucu ise şiddetli ağrı. Dedim ya Allahtan Yaradan kuru yaratmış. Et olsaydı ne hale gelirdik bir düşünün. Kelimeler hızlarıyla saplanınca ete, hadi işin yoksa çıkar çıkarabilirsen. O zaman ki kafa ağrısı az kalırdı bu ağrının yanında.

Gün içinde hadi neyse. Uykuda ne yapıyorlar acaba? Çok merak ediyorum.

Belki de kendilerine susun, durun diyemediğim için son surat dörtnala koşuyorlardır, ortamı boş bulunca. Bir gün uyumuş gibi yapacağım, koşuşturmaların en can alıcı anında avazım çıktığı kadar bağıracağım. ‘Susun diye’ Düşünsenize ne komik olurdu. Onlar kaçacak delik ararken,  havada neden, niçin, nasıl, ne zaman, niyeler uçuşurken, ben de,  keyifle korkularını, telaşlarını seyrederken mutlu olur, hallerine kahkahalarla gülerdim.

Yine soruların havada uçuştuğu bir gündü. İstanbul’un çoğu sokağında ki kaldırımlara, park alanlarına hatta trafiğe açık olan sokaklarında bile, irili ufaklı belirli ebatı geçmeyen taşlarla döşediler.  Arnavut kaldırımı sokaklar oldu her yer. Bense Arnavut kaldırımı yapılmasını sorgulamaya başladım. Sorgularken de Demet Sağıroğlu’nun ‘ Arnavut Kaldırımı’ parçasını hatırladım.

Neden sorusuna cevap;  ‘Arnavut kaldırımların geçmişi Osmanlıya dayandığı için bizde de son zamanlar da bir merak olduğundan döşenmiştir.

Niçin sorusuna; Yağmur sularının taşların arasından akmasına izin verdiği için ve sökülüp tekrar döşenmesi kolay olduğu içindir.

Nasıl sorusuna; Değişik ebatlarda olduğu için değişik şekiller verildiğinden sokaklara renk katıyor. Doğal renk olduğundan renk akması olmuyor.

Ne kadar sorusuna; Maaliyeti asfalta göre düşük.

Kim verdi bu ismi; Osmanlı döneminde yol ve kaldırım işçiliğini yapanlar genelde Arnavut olmasından dolayı bu ismi aldığı rivayet edilmektedir.

İşte ben sorularıma cevap bulduğum için kafam rahattı, eve giderken yürüdüğüm yolda ki Arnavut kaldırımın arasına ayakkabı topuğum sıkıştıkça ben söylenmeye başladım. Ne geçiyorsa aklımdan tek tek saydım. Ha saydım derken Türkçemizin elastikiyetinden yararlanıp abes taraflara çekmeyin çünkü ben küfür edemem. En kötü kelimem hay sizin yapacağınız iş anca bu kadar olur dur. Uzun, sivri topuklarla fıldır fıldır yürüyen ben o gün tökezledikçe anladım sorularıma bulduğum cevapların yanlış olduğunu.

Asıl cevap bu günkü yönetim,  kadınlara uzun sivri topuklu ayakkabı giydirmemek için döşüyorlarmış Arnavut taşlarını..

Uzun, sivri topukları inadına giyip inadına Arnavut taşlı kaldırımlarda yürümeye devam..

‘Seni gördüm rüyamda, Arnavut kaldırımlı taş sokakta’ söyleyip.  ıslık çalarak, bir elimde cebimde.

Üstelik hem de fıldır fıldır..

 

 

CEVAP VER