İnsancıl 322. Sayısı Sizlerle

0
36

İnsancıl Mayıs 2017 Sayısından

 

1       M. Güner Demiray – Ak Toprak (Şiir)

2       Betül Çotuksöken – Felsefenin Gör Dediği: Felsefe Tarihi: Antropontolojik Okuma 11

Felsefe tarihçilerinin üzerinde birleştiği noktalardan biri de Eskiçağ felsefesinin içinde yaşadığımız bu dünyanın önemine ve insanın bu dünyadaki konumuna dikkati çeken bir düşünme bağlamı oluşturduğudur. Buna karşılık, Ortaçağda ise genellikle bu dünyanın ve insanın ikincil bir konuma indirgendiği ileri sürülür. Bu ileri sürüşler felsefi söylemleri, kendi özgül konumlanışlarını, duruşlarını dikkate almadığımızda doğru gibi görülebilir. Ancak antropontolojik yaklaşım ya da bakış açısı eşliğinde yapılan felsefe tarihi okuması böyle bir tutumdan uzaktır.

5       Mustafa Tabak – Panderma (Şiir)

6       Nurşen Aydoğan – Prospero ile Caliban

Ataç, 1955-56 yıllarındaki Varlık dergisinde Shakespeare’in Fırtına oyununun karakterleri olan “Prospero ile Caliban” başlığında toplanan yazılarında; aydın, dörütmen (sanatkar) kavramlarını irdelemiştir.

9       Berrin Taş – Hep Yolda

21 Mart 2017

Tragedyaları okurken de okumayı güzelleştiren önsözleri hep Azra Erhat’ın diliyle okumuşuzdur. Yeni çevrilen kitaplarda aynı özeni bulmak her zaman olası değil. Değişik yayınevleri basıyor. Eseri açımlayan hiçbir bilgiye rastlayamıyorsunuz. Eski MEB baskıları bile daha özenli. Dili eski olsa bile dipnotlarıyla esere ilişkin açıcı bilgileriyle değer verilen bir çalışma olduğunu anlıyorsunuz.

13     Hasan Şahingöz – TabulaRasa (Şiir)

14     Tahir Şilkan – Nazım Hikmet Şiirinde Ölüm

Nazım, henüz 31 yaşındayken yazdığı “Karıma Mektup” şiirinde; sürdürdüğü devrimci faaliyet
nedeniyle idamının istendiğini ancak ölümden korkmadığını belleklerden silinmeyecek güzellikte yazacaktır.

17     Neriman Çelik – 45 Yılın Anları (Şiir)

18     Yusuf Çotuksöken – İddialı Olmak Üzerine (Deneme)

Yıllar öncesine gittim bu kez de: 1977 yılıydı, ben Saint-Joseph Erkek Lisesi’nin o zaman en genç Türk Dili ve Edebiyat öğretmeniyim; ayrıca dergilerde, ansiklopedilerde yazılar da yazıyorum… Hürriyet gazetesinde; rahmetli gazeteci, çevirmen, dünya tatlısı bir insan olan Adnan Semih’in (Yazıcıoğlu) (1925-1979) başkanlığında, bir ansiklopedinin hazırlık çalışmalarına başlanmıştı, ben de ansiklopedinin sözlük bölümünü üstlenecektim.

21     Sıtkı Salih Gör – Temmuz Sıcağında Üşüyen (Şiir)

 

 

 

 

 

22     B. Sadık Albayrak – Türkiye’nin Devrim Çağının Romanı: Üç İstanbul

Mithat Cemal Kuntay’ın Üç İstanbul romanı, Türkiye’nin devrim çağında geçer. Yazar kitabıyla ilgili bir konuşmada, bir dönemin insanlarını, eşyalarını ve evlerini anlatmak istediğini söyler. Anlatmak için İstanbul’u üçe bölmüştür ama kişileri çevreleriyle, ilişkileriyle, davranış biçimleriyle, ahlaklarıyla alabildiğine bütünleştirerek yazmıştır. Üç İstanbul’da bir çağın, değişim içinde romanesk tabloları çizilir. Ya da Mithat Cemal, büyük bir tiyatro sahnesinde 19. yüzyıl Türkiye’sinin temsilini vermektedir. Bu sahnede tarihsel kişiler soluk, loş bir ışıkta görünürken, onun, dönemin kişilerinden yararlanarak oluşturduğu roman kişileri sahnenin ve ışığın odağında yer alırlar.

 

26     Zeynep Alpaslan – Denizim’e (Şiir)

27     Faruk GÜÇLÜ – Bir “Sürgün Yeri” Olarak Bilinen Nevşehir’de Görev Yapan Ülkemizin Ünlü Öğretmenleri

Özellikle 1980 yılı öncesinde kamu çalışanları ve öğretmenler o sürgün senin bu sürgün benim ülkenin dört bir yanına dağıtılırdı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemiz en önemli sürgün merkezleri idi. “Solcu” olarak bilinen öğretmenler için ise Erzurum, Yozgat ve Nevşehir belli başlı sürgün merkezleri idi. Bu insanların tedirgin edilmesi, görevlerini bırakması istendiğinden ya bu illere sürülür ya da normal tayin yoluyla belli başlı illere gönderilirdi.Ancak bu baskılara yılmadan hizmete devam eden öğretmenleri şükranla anmak gerekir.

32     Mehmet Rayman – Yafta (Şiir)

33     Nusret Karaca – Çocukluğumun Semti Haliç… Silahtarağa Elektrik Santralı’ndan Santral İstanbul’a…

Karagümrük’ten başlayan Eyüp, Alibeyköy, Silahtarağa, Hasköy… Kısaca Haliç kıyılarında geçen çocukluk ve ilk gençlik yılları. Şimdi o semtle ilgili yazdığım yazılar ve kitaplarla kucaklıyorum yine Golden Horne (Altın Boynuz)’u…Şimdi bahçesinde top oynadığım eski Silahtarağa Elektrik Santrali’ndeyim. Yani şimdiki SantraIistanbul’da.

35     Bize Gelenler

36     Mürşide Uysal – Geç Kaldım (Şiir)

37     Cumali Karataş – Şiir, Hayat ve Behramoğlu (Söyleşi)

Şiirdeki 50.yılını kutlayan usta ve aydın şair Ataol Behramoğlu ile İkinci Yeni’den geleneğe, çeviriden dünya şiirine konuştuk… “Tenekeci Ahmet Arif”ten Âşık Yaşar Kemal’e, Necip Fazıl’a uzanan söyleşimiz sonunda son yazdığı “Foça dörtlüklerinden” birini de armağan etti.

42     Ubeydullah Günel – Edebiyatı, Sait Faik Hikâye Armağanı Seçici Kurulu ve Bora Abdo Öldürdü

Sait Faik’in yaşamımdaki yeri çok büyüktür. Edebiyatla, dolayısıyla öykü türüyle yeni yeni ilgilenmeye başladığım sıralarda, henüz yüzünü bile göremediğim ama “hocam” dediğim adamın, Fırat Kargıoğlu’nun ilk önerdiği kitaplardan biriydi Lüzumsuz Adam. Zamanla tüm kitaplarını edinip okumuştum Sait Faik’in. Sait Faik’e olan sevgimden, öykülerinden duyduğum hazdan dolayı Sait Faik Hikâye Armağanı alan kitapları da okumaya çalışıyordum. Ne yazık ki birçoğunu okuduğumda aynı estetik hazzı duyduğum söylenemezdi.

 

 

 

 

47     Berrin TAŞ – ESTETİK KALKIŞMA üzerine söyleşi / Cengiz Gündoğdu; “Yazında değerlendirme alanını hurdalığa çevirenleri de gördüm.”

“Çok geriye gitmeden 1789 burjuva ayaklanmasından bu yana insanları küçük bir azınlık yönetiyor. Çok büyük bir ideolojik saldırıyla demokrasi adı altında halkın yönetimi diye azınlık yönetimi gizleniyor. Bunun anlaşılması kavranması gerekiyor. Bu durumu görebilmek için bilincin aydınlanması zorunludur. Benim için tümel kavga budur.”

53     Süheyla Ekemen – Cicim

Durağa vardığında gün çoktan ışımış olmasına karşın saat daha yediydi. Yağmur hafif hafif atıştırıyordu. Şemsiyesini kapatıp duraktaki arkalıksız banka yerleşti. Saatine baktıktan sonra daha iki saat var toplantıya diye düşündü. Birkaç dakika sonu başı görünmeyen ağaçlı yola, karşıdaki koruya, korudaki çınarlara, yeni çiçek açmış manolyaya baktı. Kuş seslerini dinledi.

57     Cengiz Gündoğdu – Yıldız Güncesi

9 Mart Perşembe

Şiirimizin ağır sayılı dört biçimi vardır. İlki İkinci Yeni… İkinci biçem 12 Mart faşizminden çıktı. İnsanın acısını, insanın sevincini, insanın üzüntüsünü değil, acıyı, sevinci, üzüntüyü… kavram şiiri… kavram öyküyü yazmak istediler. Geleceğe kalmak istediler. İnsanın konumlarını… acısını… üzüntüsünü yazdıkta geleceğe kalamazlarmış…

Yazından insanı silmek istediler. Olmadı.

 

 

CEVAP VER