İKTİDAR KADİRİ MUTLAK MI?

0
87

İktidar dış politikada değişikliğe mi gidiyor?

Soruyu yanıtlamadan önce olguları sıralayalım:

1) PYD’nin Lazkiye’ye kadar Suriye’nin kuzeyini birleştirme çabası Türkiye’nin bütünlüğüne bir tehdit olarak algılanmaktadır. Buna karşı hükümetin “ya ben ya onlar” demesine rağmen Amerika’nın PYD’ye desteğini sürdürmesi Amerika’yla karşı karşıya gelindiğini gösteriyor.

2) Rus uçağı düşürüldüğünde “sabrımızı serdogan-putin-i-aradim-acmadi-91586-5ınayamayın” diyen Erdoğan şimdi özür dileyerek terörizme karşı işbirliği yapacaklarını belirtti. Rusya’nın terörist olarak gördükleri belli:

Suriye’de ciğer yiyen IŞİD gibi cihatçı örgütler.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Erdoğan’ın Putin ile Temmuz sonunda biraraya geleceğini belirtti. Bu cümlelerden birkaç gün sonra ilk Rus turist kafilesi ülkemize geldi.

        3) İsrail’e dün vanmunit” diyen Tayyip Erdoğan bugün İsrail tarafından durdurulan Mavi Marmara gemisini yollayan İnsan Hakları Derneği yöneticilerine “İsrail’e giderken bana mı sordunuz!” diyor. “Özür dilemezsen konuşmam”  diyen Erdoğan bu lafını yedi. İsrail ve Türk işadamlarının görüşme trafiği arttı.

4) Rabia işareti yaparak Mursi’yi destekleyen Erdoğanlar Mısır’a heyet göndermeye hazırlanıyor.

Denilebilir ki Erdoğan ve AKP Başkanlık sistemini getirmek için manevra yapıyor. Kimilerine göre ABD ile bir zıtlık yaşamıyor, AKP her şeyi hedefine uygun olarak hesaplıca götürüyor veya Tayyip yeniden ABD’ye tam teslim olacak, Suriye’ye kara hareketi de dahil düşmanlık politikasını sürdürecektir. Daha önce gerginlik şimdi de barış siyaseti uygulaması planlıdır.

Bu bakış açısı Erdoğan’ı kadiri mutlak görmektir. AKP’nin her adımını öngörerek, hesaplayarak attığını değerlendirmek, işi dünya siyasetini bile nerdeyse ABD ile Erdoğan’ın birlikte düzenlediğine kadar varır. Gerçekten de Erdoğan ve hükümet bu kadar öngörülü mü? AKP’nin zorunlulukları yok mu?

Evet Başkanlık niyetleri var ama Rusya, Mısır, İsrail ile sıkıntıların zamanında yaşanmasına neden olmadan da bu niyetini yerine getirmeye çalışabilirlerdi.  O zaman yukarıda saydığımız sıkıntılar ve olgular neden yaşandı?

AKP’nin feodal, mezhepçi zihniyeti, “Yeni Osmanlı” olma hülyası içinde Ortadoğu’ya egemen olma isteği bunlara neden oldu. Ama her şey niyetle olmuyor. Suriye’nin vatanını savunma konusunda direnci, Rusya’nın bölgede Suriye ile ortak davranması, Mısır’da halkın orduyla beraber Mursi’yi devirmesi, İran’ın Amerika’ya Ortadoğu’da açıktan cephe alarak Suriye’ye savaşçı da dahil destek olması AKP’nin hesaplarını bozuyor.

Özetle “ulus devlet direnir” sözü kendini bir kez daha ispatlıyor. Laikliği yaşamış, din-mezhep-etnik köken farklılığını geride bırakarak yurttaşlık kültürünü özümsemiş Suriye ve Mısır gibi devletler ulusal devlet olmanın direncini gösterdiler.

İşte ulusların direnişi, Kilis’e, Hatay’a düşen bombalar, PKK-IŞİD katliamları, turizm ve meyve-sebze sektörünün sinek avlaması Erdoğan’ları Türkiye’nin zorunluluklarını dikkate almaya zorluyor. Ekonomi, tarih bilmeden hamasetle yol alınamaz. İhtiyaçlar, zorunluluklar hizaya getiriyor.

Bu zorunlulukları, Suriye’nin, Mısır’ın vatan ve aydınlanma savaşını görürsek Erdoğanlar’ın “kadiri mutlak” olmadığını görürüz. Dahası AKP’nin şaşkın ördek misali yalpaladığını,güçten düştüklerini ve milleti birleştirmemizin eskisine göre daha kolay olduğunu anlarız.

Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım “Esat başta olduğu müddetçe Suriye ile ilişkileri düzeltmenin söz konusu olmadığını” da söylüyor.Ortaçağ kafaları, öngörüsüzlükleri ülkemizi daha sıkıntılı durumların içine sokması da hesap dahilindedir. Ama mevcut olguların AKP’yi zorunlulukları dikkate almaya zorladığını görmemiz lazım. Kantonları birleştirmek isteyen PYD konusunda ABD ile gerginlik yaşayan iktidar,Rusya, Suriye, İran, Irak gibi bölge ülkeleri ile ilişkileri düzeltmek durumunda kalacaktır.

İktidar Ortaçağ ideolojisi, öngörüsüzlüğü, mülk hırsı nedenleriyle bunu başaramaz. Bunu başarmak için halkı parti, sendika, dernek, odalarda örgütlemek ve Cumhuriyetçi güçleri birleştirmek de bizlere düşüyor.

CEVAP VER