HANGİSİ DAHA TEHLİKELİ?

0
6
  • HANGİSİ DAHA TEHLİKELİ?

Devlete ait fabrikaların neredeyse hepsi, zaten satılmış ya da kapatılmıştı!

Şimdi ise özel sektöre ait fabrikalar da kapandı!

Korona Virüs ortalığı kasıp kavuruyor!

Üretim durdu!

Bu yılın turizm olayı bitti!

Virüs belası nedeniyle halk büyük oranda evlerine kapandı. Lokantacısı, dürümcüsü, çerezcisi, nalburcusu, inşaatçısı, çiftçisi, elektronikçisi, beyaz eşyacısı, kafecisi, sinemacısı… Hangi sektörü ele alırsanız alın çok büyük bir krizin içine girmek üzere!

Çünkü tek bir sektörün bile durması, zincirleme olarak bütün sektörleri olumsuz etkiliyor!

Evet bu virüs can alıyor!

Evet, sayısını tam olarak bilemediğimiz binlerce insanımız bu virüsün pençesinde kıvranıyor!

Fakat, bu belaya yakın zamanda bir çare bulunamazsa, aynı bir kasırga gibi ekonomimizi de silip süpürecek!

Bir karabasan gibi üzerimize çullanan kara bela ayan beyan ortada, önümüzdeki günlerde yaşayabileceklerimizi tahmin etmek ise, hiç de zor değil.

Böyle bir durumda ne yapılması beklenir?

Bütün milli güç unsurlarımızı kullanarak ve dünya ile de koordine edilerek bu beladan kurtuluş yollarının aranması beklenir.

Virüsün uzun süre devam etmesi ihtimaline karşı; gıdaya ulaşım, gıda güvenliği, üretimin ve istikrarın devam ettirilebilmesi, devlet ve sağlık sisteminin çökmeden çalıştırılabilmesine yönelik olarak, bu ve buna benzer pek çok problemin sıradışı çözüm yöntemleri aranır, denenir, test edilir ve hayata geçirilir.

Bakın bazı ülkelerde artan sağlık hizmeti ihtiyacının karşılanabilmesi için her yere orduya ait seyyar sahra hastaneleri kuruluyor…

Bizimkiler ne yaptı?

FETÖ’nün darbe girişimini bahane ederek, askeri sağlık sistemimizi kökünden kazıdılar!

Umreye gidenler sanki zemzemle yıkanmış ve zemzemle yıkanana hiçbir virüs tesir etmezmiş gibi, on binlerce umreciyi hiçbir karantina önlemi almadan aramıza saldılar!

Safların sık ve düzgün tutulmasına özen gösterildiği, abdest aldıktan sonra ıslak ve çıplak ayaklarla bile girildiği ve yegane solunum yolumuz olan burnumuzun, secde için o çıplak, ıslak ve dahi mantarlı ayaklarla basılan zemine defalarca değdirildiği camilerimize sanki şimdiye kadar hiçbir hastalık girememiş gibi, cemaat namazlarını iptal etmekte çok geç kaldılar!

Şimdi ne yapıyorlar?

Adındaki Türk ibaresi kaldırılan Kızılay yoluyla, Barzani’nin Erbil’ine maske ve gıda yardımı…

Endonezya’daki camilerin dezenfektasyonu…

Uzaktan eğitim adına ideolojik propaganda…

Şimdi de bir af paketi üzerinde çalışıyorlar…

Sanki başka hiçbir derdimiz yokmuş gibi.

Hırsızlık, gasp, yağma, kadına ve çocuklara karşı işlenen cinsel suçlarından ve dahi uyuşturucu ticareti suçlarından tutuklatıp içeriye tıkılmış olan suçluları, kademeli de olsa affetmeye ve tekrar aramıza salmaya çalışıyorlar!

Ne yazık ki, her icraatın kaynağı zihniyet meselesi…

Evet, bazı virüsler vücutlarımıza yerleşir, ama bazıları da ruhlarımıza…

İnsan gerçekten merak ediyor:

Sizce hangi virüs daha tehlikeli?

Vücudu saran mı, ruhu saran mı?

CEVAP VER