EGEMENLİK..

0
4

EGEMENLİK…

Aslında bu yazı dünün yazısıydı, fakat elim bir türlü kaleme gitmedi.

Lakin Gazi Mustafa Kemal’in, “Hakikati konuşmaktan korkmayınız” direktifi gereği, yazmak şart oldu.

Yine bir 23 Nisan’ı kutluyoruz.

Ne demek 23 Nisan?

Adı üstünde, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı…

Yani bu işin esası milli egemenlik…

Bu konuda isterseniz biraz da bu işin ustasına kulak verelim.

Devletimizin banisi Ulu Önderimiz Atatürk diyor ki:

“Bütün cihan bilmelidir ki, artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir.”

Yani ebedi Başkomutanımız demek istiyor ki; “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”

Devam ediyor:

“Özgürlüğün de, eşitliğin de adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir.”

Ve en sonunda “Ulusal egemenlik, ulusun namusudur, onurudur ve şerefidir” diyerek son noktayı koyuyor.

Yani neymiş?

Milli egemenlik onur, şeref ve dahi namus meselesiymiş.

Başka bir deyimle, milli egemenliği tesis edememiş milletler namuslarını da koruyabilmiş sayılmazlar!

Evet buruk da olsa, balkonlarımızdan da olsa, bu yılki 23 Nisan’ı daha bir samimiyetle ve çok daha büyük bir çoşkuyla kutladık.

Kutladık ama, milli egemenliğimizi gerçekten tesis edebildik de onun bayramını mı kutladık, yoksa olguların ve algıların esiri olarak “mış gibi” mi kutladık?

Düşünün bakalım…

Bugünkü yaşadığımız ortamda egemenlik gerçekten millette mi?

Yoksa tarihi bir, kültürü bir, töresi bir, ülküsü, inancı, tasası ve kıvancı bir olan bir ulusu “illet ve zillet” diyerek ikiye bölenlerde mi egemenlik?

Namusumuz, onurumuz, şerefimiz ve yarınlarımızın teminatı olan egemenlik kimde?

Halkın seçtiği belediyelerde mi, onların ekmek dağıtmasını dahi yasaklayarak yardım hesaplarını bile donduran muktedirlerde mi?

Köylüde, işçide madencide mi egemenlik, yoksa madenciyi tekmeleyen azgınlarda, veya “al ananı da git” diyen nobran zihniyette mi?

Hak’ta ve halkta mı egemenlik, yoksa camileri ve imamları dahi kendi borazanları gibi kullananlarda mı?

Vergisini peşinen ödeyen işçi ve memurda mı, yoksa yüzlerce milyon liralık vergi borcu tek kalemde silinen, milletin orasına koyanlarda mı egemenlik?

Kim egemen?

Her gün şehitler veren sıvasız evlerin garibanları mı egemen; yoksa köşklere, 1000 odalı saraylara sığamayan ve uçan saraylara doyamayanlar mı?

Asgari ücret altında ezilenler mi, gecekondularda büzülenler mi, kapanan fabrikalara üzülenler mi egemen?

Yoksa; ne varsa satan savan, yalanda, talanda ve riyada tavan yapan, özde münafık sözde inanan, “yersen” herkese kanan ve milleti daima aptal sananlar mı egemen?

Sizce kim egemen?

Vatan için toprağa kanlarını katanlar mı, yoksa yoldan dönüp ülküsünü satanlar mı egemen?

Atatürk’ün Cumhuriyetimizi emanet ettiği gençlerimizde mi, bugün bayramlarını kutladığımız geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızda mı egemenlik? Yoksa minicik yavrularımızın cayır cayır yakıldığı cemaat yurtlarının sahiplerinde mi, ya da her türlü ahlaki duvarı yıkarak minicik yavrularımıza taciz ve hatta tecavüz eden yobazlarda mı egemenlik?

Deyin hele kimde egemenlik?

“Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diyenlerde mi, yoksa Andımız’ı kaldıranlarda, T.C.’yi indirenlerde ve Türk adını sildirenlerde mi?

Yetkileri tırpanlanmış meclis mi egemen, ne istediyse hepsi verilmiş saray mı egemen?

Tutuklu gazeteciler, yazarlar, çizerler mi; yoksa sansürcüler mi egemen?

Lütfen tekrar düşünün…

Devletin asıl sahibi millet mi egemen, yoksa geçmiş dönemde “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir sözü koskoca bir yalandır” diyenler mi egemen?

Bugün kim egemen?

İşimiz çok dostlar…

Tabi ki kul değil birey olmak istiyorsak…

İşimiz zor dostlar!

Tabi ki, köle değil de EGEMEN olmak istiyorsak…

 

CEVAP VER