ATATÜRK’Ü ANLAMAK…

0
7

ATATÜRK’Ü ANLAMAK…

Ulu Önderimiz ve Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki;

“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”

Hadi o zaman onu biraz daha yakından, anlayarak ve hissederek görmeye çalışalım:

“Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli TÜRK kahramanlığı ve yüksek TÜRK kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir.”

“Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk, O’nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz.”

“Ey TÜRK Gençliği! Birinci vazifen, TÜRK istiklâlini, TÜRK Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.”

“TÜRK milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir.”

“Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”

“Biz doğrudan doğruya millet severiz ve TÜRK milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı TÜRK topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar TÜRK kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur”

“TÜRK, TÜRK olduğu için asildir. Çoğumuz, büyükbabamızın babasını hatırlamayız. Bütün soy gururumuzu, TÜRK olmanın içinde buluruz”

“TÜRK Milleti’nin karakteri yüksektir, TÜRK Milleti çalışkandır, TÜRK Milleti zekidir”

“TÜRK çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır”

“Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük TÜRK olarak dünyaya gelmemdir”

“TÜRKlük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır”

“TÜRK budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”

“Biz TÜRKler tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz”

“TÜRK Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı var olmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır”

“Bu dünyadan göçerek TÜRK Milleti’ne veda edeceklerin çocuklarına, kendinden sonra yaşayacaklara son sözü bu olmalıdır: Benim TÜRK Milleti’ne, TÜRK Cumhuriyeti’ne, TÜRKlüğün istikbâline ait ödevlerim bitmemiştir. Siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar edersiniz. Bu sözler bir ferdin değil, bir TÜRK Milleti duygusunun ifadesidir. Bunu, her TÜRK bir parola gibi kendinden sonrakilere durmadan tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her TÜRK ferdinin son nefesi, TÜRK Milleti’nin nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedî olduğunu göstermelidir.”

“Yüksek TÜRK… Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur”

“Bugün hepimize düşen ortak görev; ulusal değerlere, bilince, Cumhuriyet’e sahip çıkmak, Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşı’nı kazanan ruhu korumak ve bu bilinci gelecek kuşaklara aktarmaktır. TÜRK Ulusu dili, kültürü, tarihi ve saygın kimliğiyle aydınlık yarınlara el ele güçlü biçimde yürüyecektir.”

“Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz… Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. TÜRK Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.”

“TÜRK Milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmuştur bu devletin dayandığı esaslar “Tam Bağımsızlık” ve “Kayıtsız Şartsız Milli Egemenlikten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu Milli Egemenliktir. Milletin Kayıtsız Şartsız Egemenliğidir…”

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına TÜRK Milleti denir”,

“TÜRK kuvvet ve zekasının yenmediği ve yenemeyeceği güçlük yoktur.”

“Çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.”

“Ben diktatör değilim. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar, evet, bu doğrudur. Benim arzu edip de yapamayacağım bir şey yoktur. Çünkü ben zorâki ve insafsızca hareket etmesini bilmem. Bence diktatörlük, diğerlerini râm edendir. Ben kalpleri kırarak değil, kazanarak hükmetmek isterim.”

“Ben istese idim derhâl askerî bir diktatörlük kurardım ve memleketi öyle idâreye kalkışırdım. Fakat ben istedim ki, milletim için modern bir devlet kurayım.”

“Esas kıymeti kendine veren ve mensup olduğu millet ve memleketi ancak şahsiyeti ile kaim gören adamlar, milletlerinin saadetine hizmet etmiş sayılmazlar. Kendi gidince ilerleme ve hareket durur zannetmek bir gaflettir.”

“Şimdiye kadar milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birisinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır. Bu kadar acı tecrübeler geçiren milletin bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün olmayacaktır.”

“Amerikan sistemini memleketimizde tatbik etmeyi hiç hatırıma getirmedim; sistemsiz ve kanunsuz tarzda, reisicumhurlukla başvekaleti birleştirmeyi düşünmedim ve düşünecek adam olmadığım bütün milletçe malumdur zannederim.”

“Orduya ilk katıldığım günlerde, bir Arap binbaşısının ‘Kavm-i Necip evladına sen nasıl kötü muamele yaparsın’ diye tokatladığı bir Anadolu çocuğunun iki damla gözyaşında Türklük şuuruna erdim. Onda gördüm ve kuvvetle duydum. Ondan sonra Türklük benim derin kaynağım, en derin övünç membaım oldu. Benim hayatta yegane fahrim, servetim, Türklükten başka bir şey değildir.”

“Anladık ki, kabahatimiz kendimizi unutmuş olduğumuzmuş. Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, ilk önce biz kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı, hissî, fikrî ve fiilî olarak, bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim.”

“İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!”

“Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.”

“Ne mutlu TÜRK’üm diyene”

Daha ne desin?

En büyük TÜRK! Seni;

Saygıyla,

Sevgiyle,

Özlemle,

Şükranla ve

Minnetle anıyoruz….

Ve….

İnan ki, MUMLA ARIYORUZ!!!

Hani diyorsun ya: “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”

Senin duygularını ve fikirlerini anlayan Türkler olarak bizler;

Son nefesimize kadar Türklüğümüzü yaşamaya ve savunmaya devam edeceğiz.

Her kim ki milliyetimizi ayaklar altına almaya çalışırsa, işte onlar daima ayaklarımızın altında olacak.

Son nefesimize kadar Aziz Türk vatanının bekçisi,

Asil Türk milletinin koruyucusu…

Ve faziletli Türkiye Cumhuriyeti’nin muhafızları olarak kalacağız.

Senin bizlere öğrettiğin milli ve evrensel değerleri nesillerden nesillere aktarmak suretiyle, Allahın da izniyle Türk milletini, Türk vatanını ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet payidar kılacağız.

Aziz Atatürk! Senin büstlerini parçalayan cahiller, heykellerini yıkmaya çalışan akıllı meczuplar, fikirlerine saldıran yobazlar, milliyetine saldıran kansızlar ve cumhuriyetine saldıran namussuzlar yakın zamanda tarihin çöplüğünde kaybolacak ve unutulacaklardır.

Sen ve senin değerlerin ise; bir Dede Korkut gibi, bir Oğuz Ata gibi, Mete, Atilla, Yavuz, Kanuni, Alparsan, Bilge Kağan ve diğer Türk yıldızları gibi nurlu ışıklarını saçmaya ve bir yıldız gibi parlamaya devam edecektir.

Yüzlerce yıl sonra dahi, sen ve senin değerlerin hatırlanmaya devam devam edilecektir.

Ruhun şad, devletimiz daim olsun.

CEVAP VER