“HAYIR” Diyenler ve TARIH…

0
65

HAYIR DIYENLER VE TARIH…

Komünist Rusya’nın baskısı altındaki Polonya’da, sıradan bir işçi olan Lech Walesa; eğer Rus baskısına ve haksızlıklara HAYIR demeseydi, arkasına on binlerce cesur yürek düşmeyecek ve bugün bağımsız bir “Polonya Cumhuriyeti”nden bahsetmiyor olacaktık.

Başlangıçta, oradan oraya satılan Trakyalı bir köle olan Spartaküs; eğer HAYIR diyerek başkaldırmasaydı ve yine hayır diyen eski kölelerden oluşan bir ordu kurmamış olmasaydı, milattan önce 70’li yıllarda yaşamış olan bu insanın ismini dahi duymamış olacaktık.

Sırf derilerinin renkleri farklı diye, kendilerine “Siz bir halk değilsiniz! Dolayısıyla hakkınız da olamaz!” diyenlere karşı HAYIR diyerek yaşamı boyunca savaşan bir Geronimo olmasaydı, belki Kızılderililer bugün dahi insandan sayılmayacaklardı.

Eğer “Çılgın At” diye birisi ortaya çıkıp da, Amerikalı beyaz adama karşı HAYIR demeseydi, Güney Dakota ve Montana’daki Kızılderililere yıllarca kan kusturan Zalim General Custer ve Ordusu; yenilgi nedir hiç tatmadan ve hiçbir bedel ödemeden zulümlerini sürdüreceklerdi. Ve bugün bizler ne Çılgın At adındaki bir kahramandan, ne giderek yükselen bir Kızılderili milliyetçiliğinden ne de Rushmore dağındaki dünyanın en büyük heykeli olan Çılgın At Heykelinden söz etmiyor olacaktık. (İşte bu heykel HAYIR’ın heykelidir ve bu heykel o kadar büyük ki, 1948 yılında başlayan inşa faaliyeti halen daha devam etmektedir.)

Eğer Fransız halkı; kendilerini sürekli ezen Mutlak Monarşi Yönetimi’ne ve Roma Katolik Kilisesi’nin insanlık dışı tahakkümüne HAYIR demeseydi, ne demokratik bir Fransa’dan, ne güçlü ve gelişmiş bir Fransız devletinden ne de Fransız İhtilali’nin ardından dünyaya yayılan eşitlik, özgürlük ve adalet ilkelerinden bahsediyor olacaktık…

Eğer Almanya’nın Freiburg halkı; Alman Devleti’nin, kendi şehirlerinde nükleer santral kurma kararına HAYIR deyip direnmeseydi, Bugün için Freiburg Kenti, Avrupa’nın Çevre Başkenti olamayacak ve dünyadaki temiz enerjiye geçiş projelerine ev sahipliği yapmıyor olacaktı. Belki de bugün Freiburg diye bir şehir dahi olmayacaktı.

“Hayatın kurallarını değiştirecek kadar güçlü değilim, ama kurallara boyun eğmeyecek kadar güçlüyüm.”, “Bir ülkenin emperyalizme karşı zaferi bizim zaferimizdir, aynı şekilde yenilgisi de bizim yenilgimizdir.” Diyen bir Che Guevara; içinde bulunduğu halkların yoksulluğuna, çaresizliğine, ezilmişliğine, eşitsizliğine ve üzerlerindeki baskılara HAYIR diyerek harekete geçmiş olmasaydı ve ABD emperyalizmine karşı HAYIR demeseydi, bugün dünyaca ünlü bir efsaneden söz etmiyor olacaktık.

Eğer Bosnalı Müslümanlar; 200.000 kişiyi bulan Sırp katliamlarına rağmen, canları ve kanları pahasına Sırp zulmüne ve Sırp egemenliğine HAYIR demeseydiler, bugün için bir Bosna Hersek Devleti hayallerde dahi var olmayacaktı.

Hindistan’da resmî olarak “Ulus’un Babası” ilan edilen Gandi; çilelerle dolu olarak geçen yaşamına rağmen, eğer İngiliz emperyalizmine HAYIR diyerek başkaldırmış olmasaydı bugün Bağımsız bir Hindistan’dan bahsetmiyor olacaktık.

Eğer, Fidel Castro diye bir adam çıkıp da Batista diktatörlüğüne ve Amerikan emperyalizmine HAYIR diyerek bayrak açmasaydı, Küba denilen yer belki de çoktan bir Amerikan eyaletine dönüşmüş olacaktı ve belki de dikta altında ezilmiş ve hatta yok edilmiş bir halktan söz ediyor olacaktık.

“Ferman padişahınsa, Dağlar bizimdir…” diyen Dadaloğlu’nu ölümsüz yapan tek şey, onun haksızlıklara karşı HAYIR diyebilmiş olmasıdır.

Halife Osman bin Affan’ın kendi akrabalarını İslam Devleti’nin değişik vilayetlerine vali olarak tayin etmesine ve onlara beytülmal’den para kaynağı sağlanmasına, vergi gelirlerinin adaletsiz dağıtılmasına, Muaviye bin Ebu Sufyan’ın şaşaalı yaşam tarzına, savurganlığa ve israf saraylarına HAYIR diyen ve bu nedenle de sürgünlerden sürgünlere gönderilen bir Ebu Zer olmasaydı!!! Düşünün ki İslam hangi karanlık kuyulara gömülmüş olacaktı?

Düşünün bir kere, İslam’ın içindeki adaletsizliklere, haksızlıklara ve zulümlere HAYIR diyen bir Ebu Müslim çıkmasaydı; İslamiyet’i mana dini olmaktan çıkaran Ebu Süfyan, Muaviye ve Yezit gibilerin saltanatı yıkılabilir miydi?

Eğer Hazreti Musa Firavun’un zulmüne HAYIR diyemeseydi, halkını özgürlüğe kavuşturan Musa olur muydu?

Çavuşesku’nun saltanatı; Romanya halkı tarafından, Çavuşesku’nun zulmüne karşı HAYIR denilebildiği için yıkıldı.

Köroğlu; Zalim Bolu Beyi’nin zulmüne HAYIR diyebildiği için ölümsüz oldu.

Kürşad ve 40 çerisi; Çin’in esaretine karşı HAYIR dedikleri için tarihe yazıldılar. Hayır diyebildikleri için akıllara kazındılar.

Eğer Kürşad ve 40 çerisi, hayatları pahasına HAYIR dememiş olsalardı, “Özgür Türk” diye bir mefkûreden bahsedilebilir miydi? Peki, ikinci bir Göktürk Devleti hayat bulabilir miydi?

Çanakkale Destanı’nı yedi düvele karşı HAYIR diyebilenler yazmıştır.

Padişah Vahdettin “Evet” deyip İngiliz’e sığınırken, Mustafa Kemal, silah arkadaşları ve Aziz Türk milleti; emperyalizme, emperyalizmin zulmüne, işgallerine ve esarete HAYIR diyebildiği için özgürlüğümüzü kazandık.

Bugün için kendi bayrağımızın gölgesinde özgürce yaşayabildiğimiz Türkiye Cumhuriyeti, HAYIR diyenlerin kurduğu bir cumhuriyettir.

Ve bu Cumhuriyeti kula kulluk etmeye HAYIR diyenler kurmuştur.

Yine, Azerbaycan Halkı yıllarca süren Moskof zulmüne HAYIR diyebildiği için bağımsız olmuştur.

Kıbrıs Türk Barış Harekâtı’nı, Yunan’ın ve Rum’un zulmüne HAYIR diyenler kazanmıştır.

Daha dün, FETÖ’nün darbe girişimine karşı; Türk Milleti ve Türk Ordusu hep birlikte HAYIR dediği için FETÖ başarılı olamamıştır.

Görülen odur ki, bugüne kadar evet diyenler değişti ve yok oldu. HAYIR diyenler ise değişmedi.

Peki, ne yaptılar?

Onlar tarihi değiştirdi.

Bundan sonra da, biat edenler değil, HAYIR diyenler kazanacaktır.

Haksızlığa,

Adaletsizliğe,

Zulme,

Esarete,

Saltanata,

Kulun kulluğuna,

Yandaşlığa,

Kandaşlığa,

Fitneye,

Fesada,

Diktatörlüğe,

Teröre,

Bölücülüğe,

Türk düşmanlığına,

Din bezirgânlığına,

Samimiyetsizliğe,

Kötüye ve çirkine HAYIR diyenler…

  • Tarihi, HAYIR diyenler değiştirmeye devam edecek…

CEVAP VER