SURİYE VE ORTADOĞU’DA KARTLAR YENİDEN KARILIRKEN…

0
24

SURİYE VE ORTADOĞU’DA KARTLAR YENİDEN KARILIRKEN…

Kim ne derse desin; Fırat Kalkanı ile başlayan, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı ile devam eden harekatlar zinciri, bölgedeki emperyalist statükoyu bozmuş ve Ortadoğu’daki kartların yeniden karılmasına neden olmuştur.

Peki, bu yeni dönemde Trump’un dediği gibi, Amerika artık Suriye’de olmayacak mı?

Söylem böyle, ancak ne yazık ki eylem çok daha farklı.

Neden?

Çünkü Amerika’nın devlet yönetimi, öyle bizdeki gibi bir kişinin iki dudağı arasında değil…

Çünkü Amerika’nın orta ve uzun vadeli devlet hedefleri, bu hedeflere yönelik mikro ve makro ölçekli planları ve de öyle kolay kolay değiştirilemeyen devlet politikaları var. Rastgele değil, işte onun içindir ki, şu anda dünyanın en güçlü devleti Amerika…

Buradaki amacım kesinlikle Amerikan Devleti’ni övmek falan değil, ama hakkı hakça söylemek yine hakkın gereğidir.

Yani oradaki işler, bizdeki gibi Başkan’ın “Süleyman Şah Türbesini boşaltın” demesiyle orası boşaltılmıyor. Veya “Rahibi salıverin”, “Türk asıllı Alman gazeteciyi beraat ettirin”, Meclis kararı falan olmaksızın “açın sınırları Barzani eşkıyaları PYD eşkıyalarına yardım için ülkemizden geçsinler” demesiyle ne suçlular salıveriliyor, ne sınırlar açılıyor, ne de Başkan’ın “Şam’daki Emevi Camiinde namaz kılacağız” deyivermesiyle kurumlar harekete geçiyor.

Mesela orada Başkan: “Bizden önce TEOG mu vardı?” der demez TEOG falan kalkmıyor.

İşte onun içindir ki, Trump’ın defaatle “biz Suriye’den çekiliyoruz, çekileceğiz” demesine rağmen; askeri konvoylar önce harekete geçiyor ve her seferinde Irak üzerinden bir tur atıp’ tekrar Suriye’ye gelip yerleşiyorlar.

Son günlerde yine, ABD Suriye’den çekildi çekiliyor derken, tam tersine Amerkan birliklerinin bölgede yeniden bir reorganizasyon yapılanmasına ve yeniden bir konuşlanma faaliyetine giriştiklerini görüyoruz!

Yeni konuşlanma faaliyet ve bölgelerini incelediğimizde ise, yine görüyoruz ki bu yeni konuşlanmanın iki ana amacı var. Birincisi kurulması planlanan kukla devletin esasını oluşturacak PYD’yi korumak, ikincisi ise bu sözde devlet için finansman imkanı sağlayacak olan petrole sahip çıkmak! Kimin petrolüne? Aynı Irak’ta olduğu gibi bu sefer de Suriye’nin petrolüne!

Rahatlıkla söyleyebilir ki, önümüzdeki dönem ülkemiz açısından çok daha zorlu olacak!

Çünkü Türk Ordusunun kontrolündeki Tel Abyad’da düzenlenen ve 13 kişinin ölümüne, 20 kişinin de yaralanmasına neden olan bombalı araç saldırısı; ABD’nin bölgede Türkiye’ye karşı yeni bir stratejiyi uygulamaya başladığının işaretlerini vermektedir.

Bu yeni strateji; bölgede Amerika’nın planlarını bozan ve kartların yeniden dağıtılmasına neden olan Türkiye’ye karşı yeni bir “yıpratma harekatı” stratejisidir.

Aslında 19 Ekim 2019 tarihli “Sopa!!!” başlıklı yazımda: “Eğer, güvenli bölge diye kastettiğimiz bölgedeki teröristler; aynı bir yılan gibi gömlek değiştirerek başka bir bloktaymış gibi göz boyamaya kalkmazlar, veya üzerlerindeki PYD paçavralarını çıkararak “gündüz külahlı, gece silahlı” vaziyetinde bölgede kalmaya ve başımızı ağrıtmaya devam etmezlerse, sınırımızdan 30 kilometre uzağa çekilecekler” diyerek bu tehlikeye işaret etmiştim. Görünen odur ki, endişe ettiğimiz riskler gerçekleşmeye başlamıştır!

Kanımca ABD, güvenli bölgeyi terörle istikrarsızlaştırmak suretiyle güvensiz hale getirmeye ve bu bölgede mülteci şehirlerinin kurulmasını engellemeye ve bu arada da PKK/PYD’ye yeni bir düzen vermeye çalışacaktır.

Çünkü Türkiye’nin oluşturmaya çalıştığı güvenli bölgede, Arap ve Türkmen etnik ağırlıklı mülteci şehirlerinin kurulması; güneydeki bölücü/yayılmacı Kürtçüler (PYD/PKK) ile kuzeydeki Türkiye Kürtleri arasında güçlü bir set ve yoğun bir Arap/Türkmen kuşağı oluşturulması anlamına gelir. Öyle ki bu set bölücülerin ve onların hamisi olan emperyalistlerin Büyük Kürdistan ve dolayısı ile Büyük İsrail hayalini büyük oranda tarihe gömer.

Bu da ne Bölücü Kürtçülerin, ne İsrail’in, Ne ABD’nin ne de İngiltere’nin işine gelir.

Neden?

Çünkü asıl hedef Türkiye’dir!

Türkiye’nin bölünüp parçalanmasını önleyip geciktirecek her türlü faaliyet, ABD ve diğer emperyalistlerin hedefidir!

Konunun önemini kavrayabilmek için dünden bugüne sahada yaşananları farklı bir gözle ve çok iyi analiz etmek lazımdır.

Mesela Amerika Suriye’ye IŞİD ile mücadele için gelmedi mi?

Geldi…

İyi ama neden bütün üsleri, bütün mühimmat depoları ve önemli mevzilenmelerinin neredeyse hepsi Türkiye sınırının hemen 300-400 metre ilerisinden başlıyor?

Askeri stratejide bir deyim vardır: Yığınaklanma hangi istihkametteyse hedef de o istihkamettedir…

Mesela Arap Pınarı, diğer adıyla Kobani…

Burası çok önemli,

Menbiç çok önemli…

Çünkü bu iki yer PYD/PKK’nın Suriye’deki karargahı ve kalpgahıdır.

Kobani’yi ele geçirmeye çalışan IŞİD’e neler yapıldı biliyor musunuz?

Hayır, Kobani düşmesin diye Türkiye üzerinden sadece Barzani eşkıyaları geçirilmedi. Kobani’yi saran IŞİD eşkıyalarının üzerine yapılan ağır hava bombardımanına ve yapılan sorti sayısına bakmak lazım.

İnanır mısınız bilmem, ama Kobani’de IŞİD’e yapılan sorti sayısı Körfez Savaşı boyunca Irak’a yapılan sorti sayısından fazladır.

Şimdi PYD’nin sözde askeri lideri sayılan, Ferhat Abdi Şahin şerefsizinin adının “Mazlum Kobani” olarak değiştirilmesini, siz yoksa sıradan bir olay mı sanıyordunuz?

Yine, ABD’nin kara gücüm dediği PYD de IŞİD’le mücadele etmiyor muydu?

IŞİD neredeydi? Rakka’da, Deyrizor’da ve Türk sınırına daha uzak yerlerde…

Peki, bu PYD bütün mevzilerini neden Türkiye sınırında inşa etti, neden bütün hendek ve tünellerini Türkiye’ye karşı kazdı?

Bakın, Suriye sınırındaki PYD tünellerinin uzunluğu yaklaşık 500 kilometre, bu tünellerin derinliği 13 metre ve çoğu da betonarme yapılarla desteklenmiş durumda!

Peki bu tüneller dün mü kazıldı, geçen yıl mı, yoksa ondan önceki yıl mı?

Hayır ne yazık ki hayır.

Bu tünellere tam 2014 yılında başlandı. Yani ülkemizde, Cizre’deki, Nusaybin’deki veya Diyarbakır Sur’daki tüneller ne zaman kazılmaya başlandıysa, o tüneller de işte o zaman başladı!

Çünkü hedef Türkiye’dir!

Çünkü bugün yaşadıklarımız aslında dünün işlerinin, çok daha önce planlanmış tezgahların bir sonucudur.

Tarih boyunca olduğu gibi bugün de bu kirli tezgah Mehmetçiğin süngüsü ile bozulmuş, veya en azından sekteye uğratılmıştır.

Bu nedenle, ABD strateji değiştirmek zorunda kalmıştır

Açıkçası ABD’nin bu yeni stratejisi: Türkiye’yi işgale hazır hale getirene kadar yıpratma, yani askeri tabirle hedefi yumuşatma stratejisidir.

Barış Pınarı Harekatı’nın erken durdurulması kanımca doğru olmamıştır.

Çünkü ülkemizin güvenliği açısından aslında güvenli bölge yeterli değildir, fakat harekat erken durdurularak güvenli bölge konusu da riske atılmıştır.

Fakat akıl ve zor oyunu bozar…

Mehmetçik ise evvel Allah, kendisine hedef olarak gösterilecek her yılanın başını ezer.

Amerikanın ve emperyalistlerin uzun vadeli şer planları varsa, dünyanın en kadim devleti olan Türk Devleti’nin de, bu emperyalistlerin akıl dahi erdiremeyecekleri hayır planları vardır.

Yeter ki, içimizdeki ihanet öne, devlet aklı da devreden çıkmasın.

Akılla ve sevgiyle kalın.

CEVAP VER