KUSUR!!!

0
38

KUSUR!!!

Kısacık bir yakın tarih…

Ama bu gözler neler gördü.

Türk tiyatrosunun duayeni İsmail Dümbüllü, sanki yeşil çayırlarda ünlenmiş bir baş pehlivandı…

Zira, şehir tiyatrolarının başına bir güreş hakemini getirdiler!

TÜBİTAK sanırsınız ki bir zooloji merkeziydi. Çünkü bir hayvanat bahçesi müdürünü TÜBİTAK’ın başına getirdiler!

Şüphe yok ki, Yüce Allah, emaneti ehline vermeyi ve insanlar arasında adaletle hükmetmeyi emrediyor… (Nisa 58)

Sevgili Peygamberimiz ise, işin ehline verilmesini tavsiye ederken; “İşi ehline vermezseniz, işte o zaman kıyameti bekleyin!” (Buhari) diye de uyarıyor.

Bir Türk atasözü ne diyor? “At binenin, kılıç kuşananın…”

Peki ya kanunlarımız?

Aslında orada da farklı bir durum yok. Ne diyor: 1. Ehliyet diyor, 2. Bilgi diyor, 3. LİYAKAT diyor…

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’un üç temel ilkesinden birisi hala LİYAKAT’tir. (Md.3-C)

Kağıt üzerinde her şey mükemmel…

Fakat gelin görün ki, KUSUR’lu örnekler her yerde, neredeyse her alanda karşımıza çıkmaya devam ediyor, mesela:

Bir İETT müdürünü, Devlet Demiryolları’na genel müdür olarak atadılar. Adam otobüsçüydü, birden demiryolcu oluverdi. Ama sanırım kendisini denizci sanıyordu. Çünkü trenin birine “Piri Reis” adını koydu!

Bir savcıyı, Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü’ne atadılar!

Yine aynı şeker fabrikalarının yönetim kuruluna eski bir valiyi yönetim kurulu üyesi yaptılar!

Siz bu satılan şeker fabrikaları, durduk yere mi satıldı sanıyordunuz?

Şimdi sıkı durun.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı bu fabrikaların yönetim kurulundaydı!

Dahası var. Ortopedi Profesörü olan bir Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, eski bir kaymakam ve bir Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı da bu fabrikalarda yöneticilik yaptılar!

İşte bu şeker fabrikaları, satışa çıkarıldığında bir Fars Dili Uzmanı yönetiyordu!

İstanbul Belediyesi Ulaşım Müdürünü, THY’ye Genel Müdür yaptılar! Adamlar apronda deve kestiler iyi mi?

Bitti mi?

Hayır.

Daha dün bir atama daha yaptılar. İmamoğlu tarafından kapının önüne konulan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) eski Ulaşım Daire Başkanı’nı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdür Yardımcılığı’na atadılar. Ne de olsa ulaşım ulaşımdır, öyle değil mi? Karada olsa ne yazar, havada olsa ne yazar?

Bizimkiler süpermen…

Fakat memlekette hukuk niye KUSUR’lu diye hiç sormayın. Çünkü adamlar bir hukuk profesörünü değil, maliyede “Vergi Raportörlüğü” yapan bir adamı Danıştay’a Başkan olarak atadılar! Artık ne danışırsan danış…

“Hadi hukuğu anladık da, suç ve suçlularla neden mücadelede edemiyoruz?” diye sorabilirsiniz. Orası da çok farklı değil. Memlekette hiç polis müdürü kalmamış gibi bu adamlar, polislikle alakasız birini, Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’a Emniyet Müdürü yaptılar!

İnsan sırmadan edemiyor: Sağlık Bakanlığı mı, Bayındırlık Bakanlığı mı? Çünkü bir inşaat mühendisini, Sağlık Bakanı Yardımcılığına atadılar!

Bu da bir şey mi?

Şaka falan değil, Trabzon’da bir hastane imamını, aynı hastaneye müdür yardımcısı yaptılar!

Düzce’de ise bir beden eğitimi öğretmenini, bir hastaneye başhekim olarak atadılar! (Nasıl olsa her iki dal da bedenle ilgileniyor, neden olmasın ki?)

Adam klonlamada üzerlerine yok. Hatta on parmaklarında yirmi marifet var. Zira aynı kişiyi:

*Darülaceze İdare Meclisi Üyesi…
*İbni Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı…
*İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi…
*Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kurucular Kurulu Üyesi…
*Syed Mokthar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi…
*Dünya Etnospor Konfederasyonu Yönetim Kurulu Başkanı…
*TÜRGEV Genel Kurulu Üyesi…
*TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi…
*YETEV Kurucusu…
*Kartal Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi…
*İnsan ve İrfan Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi…
*İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı…
*Ve Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi yapmayı başardılar. (Siz onu çoktan anladınız…)

Sanırım bazı KUSUR’lu bakış açıları genetik birer hastalık. Zamanında savaşta gemisini batırılmaktan kurtaramayan bir kaptanı Deniz Kuvvetleri Komutanı yapmıştık.

Günümüzde ise, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde derdest edilen, yani kendini bile savunamayan bir generali, milleti savunsun diye “Milli Savunma Bakanı” yaptılar!

Askerliğin “A”sından bile anlamayan bir tarihçiyi, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü yaptılar! Şimdi Subayını da astsubayını da bu rektör yetiştiriyor. Sanki askerler savaşı, askerlik sanatıyla değil de tarih sınavıyla kazanacaklar!

Sanki Ordu bir ticarethaneymiş gibi, Hazine ve Maliye Bakanı’nı generallerin yerine, “Yüksek Askeri Şura”ya üye yaptılar!

Haberiniz var mı bilmem ama, alın size kusurlu bir örnek daha: 703 sayılı KHK’nın 136/a Maddesi’ne göre herhangi bir Hukuk Fakültesi mezunu olmak şartı aranmaksızın, bir 4 yıllık lisans diploması olan kişileri İdari Hakim olarak atayabiliyorlar!

Siz istediğiniz kadar “Hak-Hukuk-Adalet…” diye kıçınızı yırtın!

PTT Genel Müdürü ve Tenis Federasyonu Başkanı’nı “Danıştay Üyeliği”ne atadılar!

Belki de KUSUR’un böylesini hiç görmemişsinizdir. Adamlar, en azılı Türk ve Atatürk düşmanşarından biri olam Mümtazer Türköne’yi “Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu”na atadılar iyi mi?

17-25 Aralık Büyük Yolsuzluk iddialarında en çok adı geçen ve henüz yargı ve millet vicdanında aklanmamış olan 4 bakandan birini, iki gün önce Çekya’ya büyükelçi olarak atadılar! (Bakara makara hikaye, büyükelçilik harika…)

Bir dövüş sporları federasyonu asbaşkanını İBB Kültür Daire Başkanlığı’na atadılar!

Bir imam hatipliyi, TRT Genel Müdürlüğü’ne atadılar!

Bir zabıtayı, RTÜK Başkanlık Müşaviri olarak atadılar!

Kızı danışman, damadı da bakan yaptılar. Oğlanı zaten her işin içine kattılar!

Son olarak bir KUSUR’lu atama daha yaptılar!

Tarih 13 Aralık 2018, saat sabahın 06:36’sı, şehir Ankara, yer Marşandiz İstasyonu idi.

Büyük bir hızla karşı karşıya gelen iki tren kafa kafaya çarpıştı! 9 kişi hayatını kaybederken tam 86 kişi de yaralandı!

İşte bu kazada bilirkişi raporuna göre KUSUR’lu bulunan bir kişiyi, çok daha KUSUR’lu bir atama yaparak TCDD’ye Genel Müdür yaptılar!

KUSUR’u bile isteye işlemek, kümesi tilkiye, kuzuyu kurda teslim etmek ve dalkavukları da baş tacı etmek!!!

Özel sektörde bir işletmenin kapısından bile içeriye sokulmayacak liyakatsiz adamları, yandaşlık ve kandaşlık adına kamuda vazgeçilmez adamlar haline getirmek!!!

Allah aşkına, bütün bunları nasıl açıklayacaksınız?

Cenap Şehabettin’in dediği gibi “Eşeği mektep müdürü yaparsan, dershaneyi ahıra çevirmesine laf edemezsin.”

Galiba biz hastalıklı bir toplum haline geldik!

Korkarım ki, hızla da iflah olmaz bir topluluk haline gelmek üzereyiz!

Galiba “KUSUR” artık bu milletin genlerine kadar işledi!

KUSUR var mı?

Var!

Ne diyelim?

En kolayı şu:

Kimse KUSUR’a bakmasın, Allah da KUSUR’larımızı bağışlasın…

CEVAP VER