DSP İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI BASIN AÇIKLAMASI

0
104

Değerli Basın Mensupları,

 

Kıymetli Demokratik Solcu Dostlarım,

 

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi kadınlar günü, kadın eşit yaşam hakkı mücadelesinin simgesidir.

Temel hak ve özgürlüklerin tam olarak cinsiyet ayırmadan tüm insanlığa sunulduğu, eşitsizliklerin giderildiği, şiddet, tecavüz, istismarın, ruhsal ve psikolojik baskıların yok olduğu, çocukların evlendirilmediği, bir Türkiye dileği ile, Dünya Emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun.

 

Genel Başkanımız Önder Aksakal’ın 27Şubat2018’de Çağlar Cilara ile yaptığı söyleşi çok konuşuldu. Biz Partimizin ve Genel Başkanımızın konuşulmuş olmasından şikayetçi değilsek de, olası yanlış anlamalar bizleri üzecektir. DSP’nin kim olduğunu bir kez daha hatırlatmak için burada toplandık.

 

Genel Başkanımız, bahse konu söyleşide, üstüne basa basa ve defalarca Demokratik Sol Parti’nin tek başına seçime girme iradesinde olduğunu söylemiştir. Ancak her zaman alıştığımız gibi yine “seçime giremezseniz CHP ile ittifak yapacak mısınız” sorusu Genel Başkanımıza yöneltilmiştir. Genel Başkanımız her partiye eşit uzaklıkta olduğumuzu, başka hiçbir partinin arka ya da ön bahçesi olmadığımızı, devamlı başka bir partiyle anılmanın bizi üzdüğünü belirtmek için kendini bir ironi ile ifade etmiştir. Zira DSP, üç kere iktidar olmuş bir partidir. AKP’den önceki iktidar partisi DSP’dir. Varlığımızın ancak başka partilerin kuyruğuna takılmaktan geçtiğini söylemek, bizim kabullenmediğimiz içi boş bir fikirdir. Mülakatın    geneli dinlenildiği zaman, hiçbir partiye yakın olmadığımız ve her partiye aynı uzaklıkta olduğumuz, Genel Başkanımızca tekrar tekrar dile getirilmiştir. Ancak tüm bu diğer ifadelere rağmen Genel Başkanımızın ironisi, sanki bir pazarlık söz konusuymuş gibi yansıtılmıştır.

 

Şimdi makul düşünenlere şunu sormak isterim! Her partiye mesafe koymak ve kendi doğrularını başkalarına bakmaksızın ifade edebilmek ilke değil de nedir?

Önder Aksakal’ın yaptığı tam olarak budur. Bülent Ecevit’in diğer sol akımlardan ayrılmak için Türkiye’nin yerel değeri olan demokratik sol ifadesini kullanmasıyla, Genel Başkanımızın “ her partiye eşit mesafedeyiz, kimsenin arka bahçesi değiliz” minvalindeki ifadelerinin ne farkı vardır?

 

Biz, bize sadece şeklen benzeyen ama özünde çok farklı olan partiler gibi mi olmak zorundayız? Demokratik Sol’un ayrı bir rengi yok mudur?

Biz, bizi tek tip olmaya zorlayan ilkesizliğe karşı durduğumuz için Demokratik Sol Parti olarak ve bir İLKE ABİDESİ olarak ayaktayız! Şimdi bizden ilkesiz davranmamızı ve bir partinin arka bahçesi gibi davranmamızı nasıl beklersiniz? Biz Atatürk’ün partisi değil miyiz? Söyleyeyim: Biz Ecevit’in partisi olduğumuz gibi ve en az o kadar Atatürk’ün de partisiyiz. Türkiye’nin bütünlüğünü, inançlara saygılı laikliği, demokrasi fikrini benimseyen diğer partiler de kendisini Atatürk’ün partisi olarak anabilirler. Buna itirazımız yoktur. İtirazımız, Atatürk’ü, tıpkı din istismarcılarının dinimize yaptığı gibi, kendi tekeline almak isteyenleredir. Böyle olduğu içindir ki, DSP diğer tüm diğer partilerden farklıdır. Öyle olduğu içindir ki DSP kendi Cumhurbaşkanı adayını çıkarmıştır! Yine öyle olduğu içindir ki DSP’nin niyeti kimseyle koalisyon yapmaksızın tek başına seçime girmek ve devleti yönetmektir.

 

DSP’yi, diğer partilerden farkını ortaya koyduğu için ayıplamak, AYIPTIR! Rahmetli İsmet İnönü’nün sözüyle; yeni bir dünya kuruluyorsa, DSP o dünya içinde yerini alır. Kimseye de dönüp bakmaz.

 

Bugün itibariyle ne seçim vardır ne de seçim kanunları yapılmıştır. Seçimin kuralları halen belirlenmemiştir. Bilindiği gibi ittifak, seçim öncesi yapılan koalisyon demektir. Hal böyleyken, Genel Başkanımıza, eğer yeni koyulacak kurallar DSP’nin seçime girmesine müsaade etmezse, DSP’nin başka bir partiyle ve özellikle de CHP’yle koalisyon yapıp yapmayacağı sorulmuştur. Genel Başkanımız, DSP’ye böyle bir engelleme olduğu halde, DSP’nin, yeni düzende en fazla Meclis temsili sağlamak ve DSP ilkelerini hayata geçirmek için gerekeni yapacağını bir ironiyle belirtmiştir. DSP Genel Başkanı, tüm DSP’lilerin   ortak aklına ses olmuştur. Sistem DSP’nin önüne duvar örecekse, DSP bu duvarı yıkacak zekaya, bileğe ve de yüreğe fazla fazla sahiptir.

 

Anlamayanlar için tekrar anlatalım:

 

Bir: DSP, seçime tek başına girecek, barajları yıkacaktır.

Çünkü DSP, diğer partilerden başka bir partidir. Hiç kimseye benzemez.

 

İki: DSP’nin elinde para yoktur.  Pul yoktur. Bunların taptığı anlamda güç de yoktur.

Ama DSP’nin ilkesi vardır, halkı vardır, Allah’ı vardır!

 

Üç: Allah’tan ve ulustan başka kimsesi olmayan DSP’liyi “ilkesizlikle” suçlamak, DSP’nin biricik varlığı olan “ilke”yi elinden almaya çalışmak kusura bakmayın terbiyesizliktir. Süt siyahtır demek ne kadar saçmaysa, DSP’liye ilkesiz demek de o derece saçmadır.

 

Dört: DSP, ilkeleri için yaşar; DSP’li ilkeleri için ölür. İlkeleri için ölebilen insan ilkesiz pazarlık yapar mı? Allah’tan korkun! Yapmaz!

 

Beş: DSP, ilkesiz pazarlığı AKP’yle yapmaz CHP’yle yapmaz, Komunist Partiyle ya da başka bir partiyle de yapmaz. Kimseyle yapmaz…

 

Yanlış anlayanlar varsa, artık doğru anlasınlar. İstanbul İl Örgütü olarak arkasında dimdik durduğumuz Genel Başkanımızın anlatmak istekleri tam olarak bu ifade ettiklerimizdir. Artık bizim bu ülkeyi bu kötü yönetimden kurtarmak için daha çok çalışmamız ve örgüt olarak bu boş işlerle daha az uğraşmamız lazımdır.

 

Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.

Haberde İstanbul

 

CEVAP VER