DSP İstanbul İl Başkanı Çiğdem Mercan Bayram Kutlama Mesajı

0
34

Sayın PM üyelerim, il yöneticilerim, ilçe başkanlarım ve yöneticileri – tüm arkadaşlarım, basınımızın kıymetli üyeleri hepiniz hoş geldiniz.

Evrensel sol ile, Türkiye’nin gelenek görenekleri adetlerini birleştiren demokratik solun üyeleri olarak, elbette bu ulusun tüm değerlerini bir bütün olarak görüyoruz. Ulusal bayramlar da dini bayramlar da bizim için önemlidir. Ayırmadan hepsini kutluyoruz. Bayramlarımız, bize sahip olduğumuz değerler hatırlatır. Birleştiricidir, sevginin saygının beslenerek büyütüldüğü günlerdir.. Bayramımız kutlu olsun.

Bayramın 1. Günü dünya barış günü olarak kutlandı.1974 te Kıbrıs barış harekatı için  Bu bir Barış hareketidir, Barışı sadece Türklere değil Rumlara da getirmek için bu hareketi yaptık’ diyen Onursal Genel Başkanımız barışı sözlerden alarak eyleme taşımıştır.

Bugünün diğer bir özelliği de bayramı yeni taşındığımız il binamızda yapıyor olmamız. Allah utandırmasın, yeni yerimiz, hayırla gelmiş olsun, başarılarımıza tanık olsun.

Ülkemizin içinde bulunduğu şartlar gözler önünde, Türkiye’yi ikili parti sistemine mahkum etmek isteyen bir anlayış var. 15 yıldır uzun bir süre .mecliste basiretsizlikte istikrar sağlamış, sebep oldukları kayıpları örtmek için farklı mizansenlerle karşımıza çıkan adı muhalefet olup muhalefetin sahip olduğu hakları, halkın menfaatine sunamayan muhalefet partiler varken  ne söyleyebiliriz ki?

 

Sendikal örgütlenme hakkı, Toplu sözleşme hakkı, grev haklarına Bülent Ecevit ile kavuşmuş olan işçi kardeşlerimiz Şimdi sahip olduğu değerleri korumak için mücadele veriyor. bu çok düşündürücü- grev hakları bile ellerinden alınmak istenen işçilerin örgütlenerek kurdukları sendikalar pasifize edilmek isteniyor, Belli meslek örgütlerinden fikir sorulup kabul edilirken- diğerleri önemsenmiyor.

En son sağlık alanında yaşadığımız ve mevzuatları değiştirmek üzere çıkmış olan KHK’da yine sendikaların ve meslek örgütlerinin fikirleri yine sorulmadı diye serzenişler yükseliyor.

Sermaye işçilerin yaşamından daha önemli değildir! Yaz okulunda yada okullarda olması gereken çalışmaması gereken çocukların, çalıştıkları güvensiz ortamlar sebebi ile ölmeleri, insanlık ayıbıdır

3 ayda, tarlaya kamyon kasasında ve traktörle taşınan 22 tarım işçisi can verdi. Dönemimizde çıkartılan iş güvenliği yasası uygulansa bu kişiler ölmeyecekti. Ölümlerden sonra Soruşturma başlatmak yerine, ölümler olmadan can güvenliğini sağlayacak iş güvenliği yasasını uygulamak/ uygulatmak bu kadar zor mu? Bu sayı içinde ölen 2 ve yaralı 9 çocuk var _ İLO’da da söz verilip, sözleşmeler imzalanmasına rağmen çocuk işçiliği ile mücadele neden güçlendirilmiyor?

Merdin’den Sakarya’ya 60tl yevmiye için giden Mardin’ li işçiler canlarından oldular. *Tarım işçileri için GÜVENLİĞİN sağlanması
*Mevsim işçilerinin ÖRGÜTLENEREK güçlenmesi ve haklarını isteyip, kavuşmaları,
*Doğudaki İŞSİZLİĞE çare bulunması gerekiyor.
Mecliste halkı temsil eden, bayram için 20bin harçlık alan seçilmişler _ NE ZAMAN BİTİYOR TATİL? Ne zaman bu halkın dertlerini göreceksiniz?

Hükümet küçük köylü tarımını desteklediğini ifade ediyor ancak politikaları şirket tarımı destekliyor.

Avrupa birliğine esas girilme sebebi serbest dolaşım hakkı olarak belirtilse bile, aslında Avrupa birliğinin kendine üye ülkelerinin tarımı için verdikleri destektir. Bu fonlar sayesinde, Almanya, Fransa en büyük payları alırken Türkiye’ye neden pay verilsin – ne acıdır ki Türkiye samanı bile ithal eder durumdadır.

Tarımla geçinemeyenler şehirlere göç edince ve istihdam problem olmaya devam ediyor.

Milli Eğitim Bakanlığı, Özel öğretim kurumları kanunu kapsamında, engelli öğrencilerin öğle yemeklerini karşılamak zorunda olmasına rağmen, yemekleri bütçe israfı olarak niteleyerek “Kaynak israfını önlemek” gerekçesiyle bağışçılar tarafından karşılanması isteğini kurumlara bir yazıyla bildirdi. ENGELLİ ÇOCUKLARIMIZ NE ZAMANDAN BERİ BÜTÇE İSRAFI OLDU?

İsmi çocuk istismarı ile adı duyulan Ensar Vakfını, HALK EĞİTİMLERDE ve OKULLARDA İSTEMİYORUZ.

MEB, Ensar Vakfı ile 5 yıl geçerli olmak üzere ‘çeşitli eğitim, seminer ve sosyal etkinlikler düzenlenmesine dair işbirliği’ yaptı. Buna göre Ensar Vakfı sanatsal, sportif, sosyal, kültürel, bilimsel ve teknolojik gelişimi desteklemeye yönelik eğitim, seminer, proje, gezi, kitap okuma, yarışma, kamp, yaz okulu gibi etkinlikler düzenleyebilecek.

 

Türkiye Maarif Vakfı, Gülen Cemaatinin okullarına alternatif olarak kurulduğu söylenmişti. Şimdi 6 ülkedeki okullar dahil Fetö okulları (49 adet) birer birer bünyesine kattığı duyuruluyor. Bakanlık geçen yıl bu vakfa 90 milyon lira aktarmışken bu yıl 241. milyon aktardı. (Bkz.Resmi gazete) Vakfın bu yıl eğitim_ öğretime 13bin öğrenci ile başlayacağı tahmin ediliği söyleniyor. Peki neden Vakıf? Milli Eğitim Bakanlığı bu okulların kontrolunü kendi alabilecekken , niçin hemen vakıflar kuruluyor ve devreye giriyor? Eğitim MEB işidir. Hata düzeltilirken, bu yapılan başka bir hata değil mi? Eğitimde vakıflar MEB’den daha mı ehil?

“Hiçbir dernek, vakıf, cemaat, tarikat Milli Eğitim Sistemine ortak edilmemeli.

 

 

17 yaşındaki çocuğa 4 kez cinsel istismarda bulunana 42 yıl hapis istemi ile açılan davada karar 2 yıl 11 ay olarak sonuçlandı. Neden mi? “Mağdurun rızası var” kabul edildi. Nitelikli cinsel istismar işte böyle ortadan kalkar._ Rızası olan neden mağdur olarak şikayet etsin. Kadına cinsel  istismarın artması bir ülkenin geriye gittiğinin önemeli bir göstergesidir

 

İmar sorunları ve Çarpık kentleşmenin çözülmediği şehrimde, olası bir depremde kurtulan sayısının pek fazla olması beklenmediği, 493 adet olan deprem toplanma alanı sayısının 77 ye düşmüş olmasından belli. Ayrıca, ortak alan olan toplanma alanlarına yapılan binalar yıkılmazsa, vatandaş bu binalarda hak sahibi olup gidip orada toplanıp, o binalara yerleşebilir mi? Alanın adı ortak olduğuna göre sıkışacaklar biraz belli ki.

Yeni müfredatlar padişahlığın sisteminin günümüz versiyonu tek adamcı Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ni meşrulaştırıcı, Atatürk, devrim ve laiklik karşıtı, Siyasal İslamcı, cihatçı, yayılmacı, kadın ve diğer din ve mezhepleri ötekileştirici, aşağılayıcı, insan onuruna aykırı bir anlayışı yansıtmaktadır. Dahası ilim, irfan, tekke, zaviye, gibi dinsel kavram ve kurumların günümüzde de geçerli olmasına yönelik olarak düzenlendiğini tespit edildiği uzmanlarca söyleniyor.

Örneğin: Belirtildiği üzere, eğitimci arkadaşların almış olduğumuz  bilgiler doğrultusunda ;

6) “Türk milletinin cumhuriyet yönetimindeki kararlılığı ve çok partili siyasî hayata etkisi açısından Kubilay Olayı’nı analiz eder” cümlesi de taslaktan çıkarıldı.[1] Ortaöğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi müfredatında görüleceği üzere Kubilay Olayı’na Türk milletinin Cumhuriyet yönetimindeki kararlılığı açısından değil “farklı bakış açıları” söylemiyle Cumhuriyetle hesaplaşma noktasından yaklaşılmıştır.

 

7) “Atatürk’ün Ölümü ve Sonrası” ünitesinden “Atatürk’ün ölümü üzerine yayımlanan yazılı ve görsel kanıtlardan hareketle fikir ve görüşlerinin evrensel değerine ilişkin çıkarımlar”, “Türk milletinin ulu önderine ebedî bağlılığına ve minnet duygusuna ilişkin çabalarına kanıtlar”, “Atatürk’ün kişilik özelliklerinden çok yönlülüğü, akılcılığı, bilimselliği, çağdaşlığı” kısımları taslaktan çıkarıldı.[2]

1) Ocak’taki taslağın ilk ünitesinin başlığı “20. Yüzyılın Başlarında Osmanlı Devleti ve Mustafa Kemal” idi. Yeni müfredatın 1. ünitesinin başlığından “Mustafa Kemal” çıkarılarak “20. Yüzyılın Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya” oldu.

2) Bu ünitedeki “Mustafa Kemal’in 5. ve 3. ordularda aldığı vazifelere değinilir” şeklindeki kazanım açıklaması çıkarıldı. Fakat “Irak Cephesi’ndeki Kut’ül-Amâre Zaferi’ne ve Medine Müdafaası’na değinilir” kazanımı ise yeni müfredatta yer aldı.

4) Taslaktaki “Atatürkçülük ve Atatürk İlkeleri” ünitesi kaldırılarak ilkelere müfredatta sadece başlık düzeyinde yer verilerek sınırlandırılmıştır.  Bu ünitede ilkeler ayrıntılıydı. Müfredatta ise tek tek ilkelerin açıklanması ve önemi üzerinde durulmayarak genel bir anlatımla yetinilmektedir.

6)  “Mustafa Kemal’e ‘Atatürk’ soyadı verilmesi üzerinde durulur” çıkarıldı.

7) “Atatürk Orman Çiftliği örneğinden yola çıkarak Atatürk’ün modern tarımın gelişimine ve çevre bilincine verdiği önem vurgulanır” kazanım açıklamaları çıkarıldı.[3]

8) “Atatürk’ün hasta olduğu dönemde devletin iç ve dış konuları ile yakından ilgilendiği belirtilir.  Yurt içi ve yurt dışı basında Atatürk’ün ölümüyle ilgili gazete haberlerine yer verilir” ifadesi taslaktan çıkarıldı.

9) “Mustafa Kemal’in cumhurbaşkanı seçilmesi vurgulanır” ifadesi taslaktan çıkarılmıştır.

  1. VE 2. MEŞRUTİYET DARBE İMİŞ!

TEK ADAM YÖNETİMİ MEŞRULAŞTIRILIYOR

  1. sınıf tarihte padişahlık üzerinden başkanlık sisteminin günümüzdeki adıyla Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin meşrulaştırıldığı ifade şöyledir:

“Osmanlı siyasi hayatında bütünlük ve istikrarın sağlanmasında padişahın ve tek hanedanın önemi”nin fark edilmesi amaçlanarak alttan alta halk egemenliği dışlanmakta ve bugünkü başkanlık heveslilerine dayanak sağlanmaktadır.[4]

İmam Hatip Ortaokul Temel Dini Bilgiler Dersinde ahlaki ilkeler arasından sayılanlardan biri de “Merhamet Etmeyene Merhamet Olunmaz: Şefkat” ilkesi.[5]Şefkatten ziyade kısasa kısas uygulanması gerektiği bilinçaltına aşılanıyor.

  1. sınıfta “Allah’a Kulluk ve İbadet” ünitesinde cihad başlığı da vardır. Cihad “Allah Yolunda Mücadele” olarak tanımlanmıştır.

Laiklik, sekülerizm’in ardına gizlenerek hedef alınıyor

Dikkat edilirse bu kavramlar yaklaşımdan ziyade eleştirilmek, itibarsızlaştırılmak için biraraya getirilmiştir. Burada laiklik yerine sekülerizmin tercih edilmesi bilinçlidir. Laikliğin toplumun aşina olduğu ve Atatürk’ü çağrıştıran bir kavram olması dolayısıyla laikliği doğrudan eleştirerek halkın tepkisini yol açmak istemiyorlar. Müfredatı yazanlar açısından laiklik ve sekülerizm arasında fark yoktur. Laiklik ile sekülerizmin uygulamada farklı olsa da ikisinin de “dini büyük ölçüde devre dışı bırakmak” hususunda buluştukları vurgulanarak laikliğin din karşıtı olduğu söylenmektedir. Anadolu İmam Hatip Liseleri 12. sınıf “Akaid ve Kelam” ders kitabında “inkârcı akımlar”ın  “hümanizm ve sekülarizm temelleri üzerinde yükselmekte”[6] olduğu belirtilmektedir. Dahası laiklik ile eş tuttukları sekülerizmin “dinsizlik” olduğunu ima etmişlerdir:

“Sekülarizm her ne kadar ilk bakışta din karşıtlığı olarak görülmeyebilirse de yönelimleri itibariyle dini önemsememe, hayatı yaşarken dine referans ve gönderme yapmama anlayışı sebebiyle dinden uzaklaşma sonucu doğurmaktadır.”[7]

Ulusal bayramlar değerlerimizden değil mi?

  1. sınıfın “Değerlerimiz” ünitesinde “Bayramlarımız ve Önemli Günlerimiz” başlığı altında Cuma Günü, Ramazan Ayı ve Bayramı, Kurban Bayramı, Kandil Geceleri işlenmiştir ama ulusal bayramlarımıza yer verilmemiştir.[8]

Dahası nikah, boşanma, evlenme, miras, faiz, borsa, hileli satışlar, karaborsacılık, yapay olarak fiyatlarla oynama vb konulardaki düzenlemeye uymayanlara verilecek cezalar için “İslam Ceza Hukuku: Ukûbât” konusu anlatılacaktır.[9]

Laiklik “mesele” olarak görülüyor

Kelam dersi taslak müfredatında yer verilen “Yeni İlm-i Kelam ve İnanç Problemleri”[10] ünite başlığı müfredatta “Kelam İlmi ve Güncel Meseleler” olarak değiştirildi. Fakat “mesele” denilen konular aynı kaldı. Yani: “Deizm, Politeizm, Agnostisizm, Pozitivizm, Ateizm, Nihilizm, Sekülerizm, Satanizm, Tenasüh ve Reenkarnasyon, Kötülük Problemi, Sahte Peygamberlik”[11]

Bizleri es geçiyorlar – hedef bizden sonrakiler yani bizim çocuklarımıza – verdikleri eğitimle öğrettikleri – biat – dincilik ( dindar olan kesim ile siyaseti din üstüne oturtanları ayırmak gerekiyor)

Eğitimi – tönetimi dinselleştirmek isteniyor.

Özetle baklılırsa bir zamanlar arka bahçe olarak bilinen imam hatiplerin müfredatlarını inceleme ihtiyacı duyulmamış – bu müfredatlar şimdi diğer okullara yayılınca bilinçli bir grup eğitimci mücadele veriyor. Milletvekillerine söylediklerini ancak vekiller çok yoğun oldukları ile ilgi gösteremediklerini beyan etmişler.

Aslında iktidar şu anda bizim dönemimizi ve bizlerin fikrini değiştirmeye enerji harcamıyor artık

Yaptıkları yetişen nesli pozitivistlikten dogmatikliğe taşımak yani din temelli sistem- kuranda nas olarak gösterilen bazı şeyler kitaplarda biz demedik yazanı yazdık denilebilecek şekilde tasarlanmış – dinciliği doğal gösteren bir yapı var karşımızda….

Bu yapı karşısında muhalefette olanlar mecliste vekil olmanın yetkilerini neden kullanmıyorlar- seyredeceklerdiyseler neden seçim döneminde vaatlerde bulundular. İç meselelerinden arınıp biraz memleket meseleleri ile ilgilenmelerini tavsiye ederim.

İl binamızı yaparken tüm arkadaşlarımız ellerini uzattılar. Çağırmaya gerek olmadan. teklifsiz gelerek yardımcı oldular. Kimi arkadaşlarımız madden kimi manevi olarak ama illa destek verdiler. Burası hepimizin emeği ile daha da güzelleşecek bir merkez olacak. Şimdilik eksiklerimiz olabilir, en kısa zamanda tamamlayıp, açılış tarihini belirleyip duyuralım. Partimizde, farklı dernek temsilcilerini, sendika temsilcilerini, konsolosları ağırlayalım. Farklı bakış açıları ile onları da dinleyelim. Bizim doğrularımızı- sebeplerini aktaralım.

Marmara bölge toplantısı ekim ayında İstanbul ilinde yapılacak. Marmara bölgesinden, il ve ilçe temsilcileri katılacak –( yatılı olacak) –

İlçelerimize gelince, şu an geçen bayram tutulacak ilçeler diye bahsettiğimizi ilçelerimiz yerlerini tuttular – boya ve yerleşme işlerinden sonra açılışlarını yapacağız – bu ilçeler Ümraniye ve Pendik ilçeleridir. Büyükçekmece ilçesine gidip bazı görüşmeleri sağladıktan sonra kurulacak olan ilçe olarak Büyükçekmece olduğunu diyebilirim.

2019 da yapılacak seçimlerde alınan oylarımızı arttırmak için ilçelerimde şimdiden aday olabilecek arkadaşlarımızı belirlememiz gerekmekte. Şu an görevde olmayan arkadaşlarımızdan evraklarını isteyelim – ilçeleri kurmak için herkes görev alacak- başka yolu yoktur.

Bu vesile ile tüm arkadaşlarımızın  ve halkımızın kurban bayramını kutlarım..

Çiğdem Mercan

DSP İstanbul İl Başkanı

CEVAP VER