DANANIN KUYRUĞU…

0
43

DANA’NIN KUYRUĞU…

25 Eylül’e çok az kaldı!

Pesah oğlu Yahudi Barzani eşkıyası ise kararlı!

Oy pusulalarını bile bastı, artık gün sayıyor.

Engelleyen birileri olmazsa “Bağımsızlık “Referandumu”nu yapacak!

Referandum’a başta Kerkük olmak üzere ezeli Türkmen yurtları da dahil edildi!

Üstelik :
“Herhangi bir grup Kerkük’ün durumunu güç kullanarak değiştirmeye çalışacaksa her bir Kürdün bunun için savaşa hazır olduğunu bilsin.” denilerek bir de küstahça açıklama yapıldı.

Amerika ile el ele verilerek, demografik yapısı Kürtler lehine zorla değiştirilen bu bölgelerde sonucun ne çıkacağını bilmek için referandum sonucunu beklemeye gerek yok!

Irak bu bölünmeye karşı çıkıyor ama kendisi zaten ABD’nin esiri durumunda! Yani elinden hiçbir şey gelmiyor.

Zamanında bir “Kürt Mahabat” tecrübesi yaşamış olan Iran cidden karşı çıkıyor, ama kuşatılıp yalnızlaştırılmış bir Iran’ın tek başına Amerika, Israil ve Ingiltere’ye karşı elinden çok şey gelmesi beklenmiyor!

Amerika, “istemem ama yan cebime koy” diyor ve zaten bu bölünmenin yıllardır mimarlığını kendisi yapıyor!

Kilit ülke ise Türkiyedir.

Kadim Türk devlet stratejilerini terk eden ve kırmızı çizgilerinden vazgeçen Türk Hükümeti; adet yerini bulsun diye dil ucuyla yapılan birkaç açıklama ile karşıyım falan diyor…

Ama görünen o ki, ya perde arkasından tam destek veriyor, veya destek vermek zorunda bırakılıyor!

Ankara ve Istanbul’un göbeğine Barzani paçavralarının çektirilmesi, Kerkük’ün Türkmen Kalesine devasa Kürdistan paçavrası astırılmasına, Türkmen bayraklarının zorla indirtilmesine sessiz kalınması bu vahim desteği ispata yeter de artar bile.

Imam Ubeydullah’a dayanan bir Nakşi ortaklığı da cabası…

Kendisini Milliyetçi olarak tanımlayan ama Türk milliyetçiliğinin köküne kibrit suyu döken sözde muhalif bir partinin çakma milliyetçi lideri ise arada esip gürlüyor… Ama sadece o kadar şimdiye kadar bir damlacık dahi yağdığını hiç görmedik.

Alğı yönetimlerinin psikolojik harekatına teslim olmuş Türk milleti ise hala saf saf; iyi yönetildiğini ve dış politikadaki milli çıkarlarının korunduğunu sanıyor!

Oysa el birliği ile atı çalanlar Üsküdar’ı geçmek üzere ve Irak’taki Türk varlığı çökmek üzere! Çökmek üzere olan yalnızca Irak’taki Türk varlığı da değil, böyle giderse Güneydoğu’daki üniter yapı için de aynı şeyi söylemek mümkün.

Umalım ki, herşeyi düşünen Devlet Aklı galip gelsin.

Yoksa; Barzani’nin Diyarbakır’a gelişini düğün bayram ilan eden, onu Ankara’da kırmızı halılarla karşılayan, Barzani ile gurur duyan, Başika’da Barzani eşkıyalarını eğiten, Kobani kurtulsun diye yine bu eşkıyaları Türk topraklarından geçiren, Süleyman Şah Türbesini IŞID’e terk eden ve Egedeki adalarımızın Yunan tarafından işgal edilmesine hiç ses çıkaramayan, Yahudiliğe Hizmet ve Yahudi Cesaret madalyaları ile onurlandırılmış (Yerli ve Milli) bir Hükümetten çok şey beklemek saflık olacaktır.

Tarih aynasından birazıcık geriye baktığımızda ise: 1895 yılı nüfus sayımında Barzani bölgesinde 2388 Yahudi bulunduğu gerçeği; yine Barzan bölgesinin Tevrat’ta geçen Peygamber Ezra’nın yaşadığı bölge olması ve yine Ezra’nın Tevrat’ı yazıya geçirdiği ve üstün Yahudi toplumunu ortaya çıkardığı bir coğrafya olması ayrıca dikkat çekicidir.

Ne ilginçtir ki, Dünyada ne kadar Yahudi izi varsa en derin olanları burada yer almaktadır.

Bütün bu çarpıcı gerçekler de göstermektedir ki, Türkiye’ye rağmen kurulacak olan devlet; adı “Bağımsız Kürdistan” olsa dahi, gerçekte Amerikan uydusu bir “Yahudi Devleti” olacaktır!

Irak’ın veya Suriye’nin kuzeyinde bağımsız bir Kürdistan demek, Türkiye’nin doğusunda ve güneydoğusunda “BÖLÜNMÜŞ BIR TÜRKIYE!” demektir.

Yani Beka Meselesi’nin ta kendisidir.

Bölünmüş bir Türkiye’nin önünü açan her kim olursa olsun, su katılmamış haindir!

Onun için bu oluşuma Türkiye’nin geç kalınmış olsa bile derhal müdahale etmesi gerekmektedir.

Söyledikleri sadece sözde kalsa ve devamını getirmese bile Sayın Bahçeli’nin referandumu savaş nedeni sayma önerisi yerinde bir öneridir.

Buna ilave olarak hiç vakit geçirmeden Barzani’ye ekonomik ve lojistik hayat sağlayan sınır kapılarının kapatılması, Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı’nın kapatılması ve Barzani’ye ait Türkiye’deki şirketlere el konulacağının açıklanması dahi bu referandumu engellemeye yetecektir.

Türk Hükümeti müdahale etmezse bile Türk Devleti ve Türk milleti bu işe kayıtsız kalmamalıdır.

Yani, Atatürk’ün dediği gibi; Milletin geleceğini yine milletin azim kararı kurtaracaktır.

Çünkü Türk milletinin gücü; devletin de hükümetin de gücünün çok üzerindedir. Bu nedenle, Türk milletinin evet demiyeceği bir ihanet projesi gerçekleşmeyecektir.

Kim ne derse desin eninde sonunda Kuzey Irak’ta bir Arap-Kürt-Türk hesaplaşması olacaktır!

Ve vakit yaklaşıyor!

Dananın kuyruğu çok yakında kopacak!

Eğer bir şeyler yapılmazsa görünen odur ki, bu kez DANA karşı tarafta, KUYRUĞU ise bizde kalacak!

Ak Parti Türkiyede Türk milletine rağmen kendi Parti Devletini kurabilir mi? Biraz zor…

Ama Barzani; Türkiye’ye rağmen, kendi devletini çoktandır kurmaya devam ediyor!

Hiç şüpheniz olmasın ki, bu kuruluş tamamlandığında milletimizin başına çok büyük bir çuval daha geçirilmiş olacaktır!

Herşey yine bizim, yani Türk milletinin alacağı kararlara bağlı…

CEVAP VER