Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

0
19

Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Çocuğunuzun diğer çocuklara oranla bazı zorlukları olduğunu bilmelisiniz. Gerçeği gizlemeye çalışmak ve sorunları konuşmaktan kaçmak, çocuğunuzda sadece ‘ondan rahatsız olduğunuz’ ve ‘memnun olmadığınız’ fikrini doğurur. Sorunun en erken dönemde bilinmesi ve kabul edilmesi onunla etkili ve faydalı mücadele edilmesini sağlayacaktır.

Çocuğun yaş ve gelişim düzeyine göre bazı günlük aktivite ve işlerin alışkanlık haline gelmesini sağlayınız. Bu işlerin kurallarını ve yapılacağı saatleri belirleyiniz. Kural ve zamandan taviz vermemeye çalışınız. Evde uyulması gereken bu kurallara sizin gibi çocuğa bakan bakıcının ve diğer aile bireylerinin de uyması gerekir. Bu yaklaşım yaşamın bütün alanlarında kuralların hâkim olduğu hoşgörüsüz ve tavizsiz bir ortam oluşturmak ve her faaliyeti takvime bağlamak olarak anlaşılmamalıdır. Böyle bir ortam yaşamı çekilmez hale sokar ve zaten kurallara uyma ve alışkanlık kazanma konusunda zorluk yaşayan çocuğu tamamen karşı gelmeye ve uyumsuzluğa itebilir. Ev içindeki kurallarınız zaman içinde çocuğun yaşı büyüdükçe ve ihtiyaçları değiştikçe değiştirilmelidir.

İlkokul dönemi ve sonrasında evde oluşturmaya çalıştığınız kural ve alışkanlıklar konusunda çocuğunuz ile konuşun ve tartışınız. Karar alma aşamasında onun da katkılarını isteyiniz. Birlikte aldığınız bir karara çocuğunuzun uyması daha kolay olacaktır. Dikkat Eksikliği olan bir çocuğa koyacağınız kurallar temel ve olmazsa olmaz nitelikte olmalıdır. Bu nedenle fazla sayıda ve detaylara inen kurallar koymayınız. Diğer taraftan Dikkat Eksikliği olan  çocukların bir kısmı polemik yapmayı çok sever ve sizi sürekli bu polemiğin içine sokmaya çalışırlar. Böylece sizi asıl konudan uzaklaştırıp kendi mesajlarını vermek ve amaçlarına ulaşmak isterler. Buna asla izin vermeyiniz. Doğru bildiğiniz konularda az ve öz konuşunuz. Tartışmaya girmeyiniz.

Anne baba olmanın en hassas ve can alıcı noktalarından biri de çocuğa onu daima seveceğinizi ve bağlı olduğunuzu hissettirmenizdir. Çocuğunuz hoşlanmadığınız bir şeyler yapsa da onu kayıtsız şartsız sevdiğinizi düşünmelidir. Çocuğa sadece uyumlu davrandığında sevgisini belli eden ve onu ödüllendiren anne babalar mutlak sevgi anlayışından uzaktırlar. Sevgilerini şarta bağlamaları ve çocuğa bu mesajı vermeleri ilişkiyi zedeler ve telafisi mümkün olmayan yaralar açar.

Çocuğa vereceğiniz en değerli ve önemli hediye onunla birlikte olduğunuz ve istediği eylemleri beraberce yaptığınız zaman dilimleridir. Çocuğunuzla her gün bir müddet tüm işinizi bırakıp, tamamen onu hedef alarak ilgilenmelisiniz. Her çocuk için aranan ve istenen bu tablo özellikle DEHB’si olan çocuklar için daha çok önem kazanır. Özgüvenleri az, çevresi tarafından sevilmediği ve istenmediği duygusu yaşayan çocuklar daha fazlaca ilgi beklerler. Önemli olan çocukla geçireceğiniz sürenin uzunluğu değil, ilişkinin kalitesidir. İlişki kısa süreli olsa dahi vakit dolu dolu geçiyor ve çocuk bundan zevk ve haz alıyorsa hedefe ulaşılmış demektir. Yoksa akşama kadar anne-baba ile beraber olan ancak kendisine bir dakika dahi olsa özel vakit ayrılmayan çocuklar bu ilişkiden gerekli ve yeterli doyumu alamazlar.

Çocukla geçireceğiniz bu zaman dilimi içinde onun seçtiği faaliyetleri tercih ediniz. Çocukların anne babaları ile oynamayı ne kadar sevdiklerini bilirsiniz. Birlikte oyun oynarken onun seçtiği oyuncak ve aletleri kullanmanız ve sabırla bu oyunu devam ettirmeniz gerekir. Onun oyun dünyasına dışarıdan girip bozgunculuk çıkaran kişi olmayınız. Çocuğunuzla birlikte geçireceğiniz zamanlarda yapabileceğiniz ortak faaliyetler nelerdir;

 

Sizinle  birlikte oyun oynama,

Birlikte dışarıya çıkmak, tiyatro, sinema, oyun bahçesi vb. yerlere gitmek,

Birlikte gideceğiniz yerlerde çocuğunuz algı ve düşüncelerini geliştirmeye yönelik sohbet etmek,

Hikâye ve masal kitabı okumak,

Okuduğunuz kitapları çocuğunuzla birlikte yorumlamak,

Çocuğunuzun izlemek istediği çizgi filmleri birlikte seçmek ve izleme süresini yine birlikte belirlemek,

Sohbet etmek, konuşarak paylaşmak,

Çocuğunuzun söylediği her konuyu dikkatle dinlediğinizi hissettirmek,

Çocuğunuzla konuşurken göz teması kurmak.

 

Çocuğunuzla ilgilendiğiniz bu kısacık süre içinde başka şeylerle ilgilenmeyiniz. Örneğin, televizyon seyreder ya da gazete okurken çocuğunuzla oynayamazsınız. Bunu yapmaya çalışmanız hem sizi hem de çocuğunuzu rahatsız eder. Çocuk yalnız onunla ilgilendiğinizi ve yalnız ona zaman ayırdığınızı düşünmelidir (Devam edecek)

Film ve Kitap Yorumları

Küçük Prens, Antonie De Saint Exupery tarafından 1943 yılında Newyork’ta bir otel odasında yazılmıştır. Kendisi de bir pilot olan Fransız yazarımız, Küçük Prens adlı başka bir gezegenden gelen bir çocuğun gözünden büyüklerin yanlışlarını anlatır. Küçük Prens kitabı yazarın 6 yaşında iken Yaşanmış Öyküler adlı bir kitapta, avını yutan bir boğa yılanının resmini anlatarak başlar. Bundan esinlenerek fil yutmuş bir boğa yılanı çizer. Büyüklere “korktunuz mu” diye sorar. Herkes bir şapkadan korkmayacaklarını söyler. Hiç kimse onun fil yutan bir boğa yılanı olduğunu anlamaz. Bunun üzerine büyükler tarih, aritmetik, coğrafya, dil bilgisine yoğunlaşmasını söyler ve yazarımızın resim yeteneği kaybolur.  Yıllar sonra büyür ve pilot olur. Sahra Çölü üzerinde giderken bir uçak kazası yapar, motorunun bir parçası bozulur. Yardım isteyecek kimse yoktur. Ölüm kalım meselesi olur, çünkü yanında sadece 8 günlük suyu kalmıştır.

Küçük prens kitabı da hem çocukların hem de özellikle büyüklerin okuyup anlamlar çıkarması gereken bir kitap. Kitap, büyüklerin hatalarına, yaptıkları yanlışlıklara eleştirel göndermeler yapan, düşünmeye ve sorgulamaya iten bir kitap. İnsanların büyüdükçe çocuk ruhunu nasıl unuttuklarını anlatıyor. Henüz okumadıysanız, hemen bir tane kitabı alın ve her satırının üzerinde düşünerek okuyun.

Psikolog Nursel Tunç

CEVAP VER