CAMİ…

0
26

CAMİ…

İstanbul’un en yüksek tepesine, Türkiye’nin en büyük camisini yaptılar…

Adı Çamlıca Camii…

Geçen gün de görkemli bir törenle açılışını yaptılar.

Çamlıca ve etrafında çok yoğun bir nüfus ve cemaat olmadığı halde 57 bin 500 metrekarelik bir alana oturtulan caminin kapasitesi tam 65.000 kişi..

Yani kapasite olarak, Türkiye’nin en büyük stadı olan Olimpiyat Stadı ile yarışıyor.

Olimpiyat Stadı’nın kapasitesi ne? 80.000 kişi. Hiç doldurabildik mi? Hayır!

Hemen dine, imana veya camiye karşı olduğumu sanmayın. Zira hiçbirine karşı değilim.

Tabi ki, kutsal kitabımız Kur’ân pek çok âyetinde Müslümanları iyiliğe ve hayır işlemeye teşvik eder. Yapılacak iyiliklere önce ana-babadan, yakın akrabadan başlamayı, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara yardımcı olmayı öğütler.

“Hayır işleyiniz ki kurtuluşa eresiniz.”(Hac 77) buyurur.

Evet, bu manada yüce dinimiz, Müslümanlar için cami ve mescit yaptırmayı da üstün tutar.

Fakat aynı din; yol, köprü ve çeşme yaptırmayı da, Müslümanların sıkıntılarını gidermeyi de en az cami yaptırmak kadar üstün tutar ve en az onun kadar tavsiye ve teşvik eder.

Zira “Müslüman; Müslümanın İhtiyacını görendir.”

“Kim bir Müslümanın sıkıntısını giderirse Allah da kıyamet günü onun bir sıkıntısını giderir.”

Öyle ki; İbn-i Abbas’tan rivayet edildiği üzere Sevgili Peygamberimiz buyuruyorlar ki: “Müslüman bir kimsenin yardımına koşup, onun ihtiyacını karşılamak, on sene itikafta kalmaktan daha hayırlıdır.”

İyilik ve ihsanda öncelik ise; en yakında ve en elzem olandadır.

Peki, ülkemizin birçok yerinde en elzem olan konu yeni, lüks ve devasa camiler yaptırmak mıdır?

En önemli derdimiz bu mudur?

Müslümanların, Allah’ın “namaz kılın” buyruğu önemsendiği kadar, “adaleti ayakta tutun, öfkenizi yutun, kul hakkı yemeyin, yakınlarınıza yardım edin, yalan söylemeyin, okuyun, tembellik etmeyip çalışın, kendinizi ve çevrenizi temiz tutun, zandan ve zinadan kaçının ya da iyiliği emredip kötülükten sakındırın” gibi yüzlerce buyruğu da göz ardı mı edilmelidir?

İslam’ın şartı yalnızca beş tane midir?

Kur’an’ın “Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir”(Bakara 85) uyarısı dikkate değer bir uyarı değil midir.

Bütün bunları niye mi yazdım? Çünkü madalyonun bir de öteki yüzü var da ondan.
Bu ülkede çalışanların % 43’ü asgari ücretle çalışıyor ve bu ülkedeki asgari ücret; dünya ülkelerinin pek çoğundan daha az bir alım gücüne sahiptir. Bir de asgari ücretin çok daha altında çalışmak zorunda kalanlar var. Dahası işsizler var, tam 4 milyon 668 bin kişi işsiz! Bunların külliyatlı bir bölümü ne yazık ki yiyecek ekmeğe dahi muhtaç yaşıyor!

21’inci yüzyıldayız… Ama insanlar hala çöpleri ayıklayarak, pazarlar kalktıktan sonra kalıntıları karıştırarak yiyeceğini çıkarmaya çalışıyor! Enflasyon % 20’nin üzerinde, gıda enflasyonu % 32, İşsizlik oranı % 14,7, genç işsizlik oranı çok daha vahim % 26.7! Yani bu şu demek, en üretken çağındaki her 100 gençten 27’si işsiz, evleri de aşsız! Üstelik bu rakamların, gerçekte çok daha yüksek olduğunu, körler ve sağırlar dahi biliyor!

E hani komşusu açken tok yatan bizden değildi?

E hani israf haramdı?

Diğer yandan bu ülkenin kışın ısıtılamayan, şadırvanı ve abdesthanesi olmayan camileri var. Tuvaletlerine pislikten girilmeyen ve tuvaletlerinde hala sabun bulunmayan camileri var. Ve dahi hala daha bu ülkede, gaz varillerinden minaresi olan, hatta minaresi bile bulunmayan camiler var.

Hal böyle iken, böylesine devasa ve böylesine şatafatlı bir işe neden giriştiler?

Amaçları Allah’ın adını mı yüceltmek?

Hayır?

Öyle olsaydı Yüce Allah’ın emrettiğini yaparlardı, nefislerininkini değil! Çünkü İslam’daki en büyük cihat nefse karşı yapılandır.

Ne diyor Yüce Allah: “Ey Kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayın.”(Maide 77)

Görülen odur ki, amaçları; kendilerini ölümsüz kılacak simge bir eser bırakmak!

Asıl amaçları, Allah’ın adını yüceltmekten ziyade kendi adlarını yüceltmek.

Ben iddia ediyorum, AKP bu son seçimi eze eze alsaydı Çamlıca Camiinin adı Recep Tayyip Erdoğan Camii olacaktı…

Fakat olmadı, her zamanki gibi hevesleri yine kursaklarında kaldı ve olmadı.

Belki de o adını yalnızca siyasetlerine alet etmek istedikleri Yüce Allah, bu duruma razı olmadı ve aynı Yavuz Sultan Selim Köprüsündeki gibi, Çanakkale Köprüsündeki gibi, Marmaray’daki, Avrasya Tünelindeki ve İstanbul Havalimanındaki gibi, burada da olmadı.

İsmi olmadığı gibi, ala ile vala ile yaptıkları açılışta bile, bu cami ne yazık ki dolmadı.

Peki, bu camiye ne kadar para harcandı? 350 milyon lira gibi rakamlar dile getirilse de tam olarak bilemiyoruz. Fakat görünen o ki, cami gibi harcanan para da büyük.

Kimin parası? Halkın.

Halka soruldu mu? Hayır!!!

Şu ala ile vala ile yaptıkları açılış var ya…

Türkiye’deki yandaş ve kandaşların yanı sıra, Katar’dan Gine’ye ve Senegal’den Filistin’e kadar birçok ülkeden davetli vardı.

Kim yoktu?

Türkiye’nin en büyük camisinin, en büyük tepesine dikildiği, Türkiye’nin en büyük şehrinin belediye başkanı yoktu!

Niye yoktu?

Davet edilmedi!

E hani Müslüman Müslümanın kardeşiydi?

Cenaze namazında, cuma namazında ve dahi cami açılışında bile bir araya gelemiyorsak eğer…

Ne yazık ki, bu kadim topraklardaki İslam da, kardeşlik de çoktan ölmüş demektir!

Hüküm Allah’ın.

Başımız sağ olsun!

Son bir not: Şair Nef-i’ diyor ki:
“Bize kâfir demiş Müftî Efendi,
Tutayım ben ana diyem Müselmân,
Vardıkda yarın Rûz-i Cezâ’ya,
İkimiz de çıkarız anda yalan!”

Anlayan anladı…

CEVAP VER