BOŞUNA YORULMAYIN…

0
5

BOŞUNA YORULMAYIN…

Nasıl ki, insanlar için kader anları vardır ya…

İşte milletler ve devletler için de böyle kader anları vardır.

Hiç şüphe yok ki Dandanakan (1040), Malazgirt (1071), Miryakefalon(1176), İstanbul’un Fethi(1453), 1. ve 2. Kosova Meydan Muharebeleri(1389/1448), Talas Savaşı (751), Varna Meydan Muharebesi (1444) ve Dumlupınar (30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi) zaferleri, Türk milleti için tam da böyle zaferlerdir.

Çünkü:

Dandanakan Zaferi; Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu sağlamış ve Türklüğün önüne İslam dünyasının hâkimiyeti yolunu açmıştır.

Malazgirt zaferi ise; Dünya tarihini değiştiren önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Eğer bu muharebeyi Türkler kaybetmiş olsalardı, büyük bir ihtimalle yüzlerce yıl Orta Asya’ya sıkışıp kalacaklardı. Bu yönü ile Malazgirt Zaferi, Anadolu’nun fethi ve ebedi Türk vatanı haline gelmesi sonucunu doğuran müstesna bir olaydır.

Bu zaferden yaklaşık 100 yıl sonra 1176 yılında kazanılan Miryakefalon zaferi de; Türklerin Anadolu’da kalıcı olmalarını sağlamıştır. Dolayısıyla bu zafer; hem Türkler hem de Bizans için, bir bakıma Malazgirt zaferinin tasdiki ve tescili olmuştur.

Türk tarihinin ikinci Malazgirt’i olarak kabul edilen Miryakefalon zaferiyle artık, Türklerin bir daha Anadolu’dan sökülüp atılamayacağı bütün beyinlere kazınarak, nesillerden nesillere intikal edecek büyük bir algı oluşturulmuştur. Bu Savaş’ın galibi eğer Bizans olsaydı, büyük bir ihtimalle Anadolu’daki Türk varlığı yok olurdu ve Viyana kapılarına kadar dayanan Müslüman Türk’ün ilerlemesi hayal dahi edilemezdi.

Diğer yandan, İstanbul’un Fethiyle birlikte; Doğu Roma İmparatorluğu tarihe gömülmüş ve Türkler bu imparatorluğun mirası üzerinde tek söz sahibi millet haline gelmişlerdir. Ayrıca iki parça halinde olan Türk yurdu yani Anadolu ve Rumeli birleştirilerek bir bütün haline getirilmiştir. Bu bütünleşmeden doğan güç ilerleyen zamanlarda viyana kapılarına kadar dayanacak olan güçtür.

Şüphesiz ki, bu zaferlerin en yenisi ve en parlağı; 30 Ağustos 1922’de kazanılan Dumlupınar Başkomutanlık Meydan Muharebesi Zaferidir. Çünkü bu zaferle, Anadolu’nun; Türk milletinin ezeli ve ebedi yurdu olduğu, dost ve düşman herkese (en iyi anlayacakları dilden) bir kez daha gösterilmiştir. Esasen Türk tarihine yeni ve çağdaş bir devlet hediye eden ana neden de işte bu büyük zaferdir.

Eğer biz Türkler bu zaferi kazanamamış olsaydık; çok büyük bir ihtimalle ne Anadolu Türklüğü, ne de bağımsız bir Türk devleti kalacaktı!

Yine, Türk ve Türk Devleti’nin yok olduğu bir Anadolu coğrafyasında; pek tabi ki, İslam’dan, camiden ve imamdan da bahsedilmeyecekti!

Fakat gelin görün ki, son yıllarda 23 Nisan’ları, 19 Mayıs’ları 29 Ekim’leri ve 30 Ağustos’ları görmezden ve duymazdan gelmeyi ve hatta engellemeyi alışkanlık haline getirmiş olanların, bugün Malazgirt’i en şaşalı şekilde kutlamaya yöneldiklerine şahit oluyoruz.

Maalesef ki, uzun bir zamandır Türk milliyetçiliğini ayaklar altına alanlar tarafından; Türk milliyetçiliğini gölgelemek için ümmetçilik, Cumhuriyet’i gölgelemek için Osmanlıcılık ve Atatürk’ü gölgelemek için Abdülhamitçilik ikame edilmeye çalışılmaktadır.

Yalnızca bu kadar mı?

Ne yazık ki, hayır!

23 Nisan’ı gölgede bırakmak için, aynı tarihlere rastlayan Kut Zaferi,

19 Mayıs’ı gölgede bırakmak için 29 Mayıs İstanbul’un Fethi,

Ve 30 Ağustos’u gölgede bırakmak için ise 26 Ağustos Malazgirt Zaferi özellikle ön plana çıkartılmak isteniyor!

Oysa bunların hepsi, bizim değerlerimiz, bizim başarılarımız ve bizim zaferlerimizdir.

Şimdi sözüm; bizim değerlerimizle bizi bölmeye, bizim başarılarımızla bizi düşman etmeye çalışanlara:

Öncelikle siz ne yapmaya çalıştığınızın farkında mısınız?

Emin olun biz de farkındayız.

Eğer kendinize bu milletin ve bu toprakların kaderini değiştirerek, kendi çıkarlarınıza hizmet edecek yeni bir zafer arıyorsanız boşuna yorulmayın.

Çünkü büyük zaferler büyük adamlar ister.

Yeni Alparslanlar, yeni Kılıçarslanlar, yeni Fatihler, Sultan Murat’lar, Kanuni’ler ve yeni Mustafa Kemaller ister.

Hepsinden de önemlisi gerçekten milli, yerli, tarafsız, tutarlı ve dahi namuslu devlet adamları ister.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerleri ile husumeti olan içimizdeki İrlandalılara sesleniyorum: Sizler bu maya ve bu kumaştan o kadar uzaksınız ki, BOŞUNA YORULMAYIN.

Su akacak ve yolunu bulacaktır.

Çünkü:

Koyunların değil, Bozkurtların yurduyum ben,
Taa Cengizden, Mete’den beri orduyum ben.

Büyük Türk Milleti’nin ve Kutlu Türk Ordusu’nun Zafer Bayramı Kutlu Olsun.

CEVAP VER