Bennu Yıldırımlar ile Sanata Dair

0
115

Haberde İstanbul Gazetesi adına Bennu Yıldırımlar ile gerçekleştirdiğimiz röportajdan  daha çok sıcak ve samimi bir sohbet havasında geçti kahvelerimizi yudumlarken.

ALEKSİA YLMZ: Konservatuara girme nedeninizi merak ediyoruz. Tiyatro tutkusu mudur sizi yönelten?

BENNU YILDIRIMLAR: Ben lisede -Erenköy Kız Lisesi- matematik bölümündeydim. Böyle bir düşünce gelişti bende. Ben oyuncu olmadan “Ah! Nasıl devam edebilirim, ah! keşke oyuncu olabilsem” diye büyük emellerle girmedim. Denemek istedim. Çünkü o dönemlerde belediyelerin konservatuarları vardı. İstanbul Belediye Konservatuarı yılların konservatuarıydı. Ben girdikten bir sene sonraİstanbul Üniversitesi’ne bağlandı. Belediye konservatuarının özelliği hem bir üniversiteye gidebiliyorsun hem de konservatuar eğitimi alabiliyorsun idi. Hazırlık sınavına bayağı bir kişi alındı-otuz küsur. Çok da güzel dostluklar vardı.Fakat hazırlıktan sonra bu otuz insan sene sonu altı yedi kişiye indirgeniyordu. Hazırlık sınıfına girmemi uygun gördüler. O dönem yine bir üniversite sınavına hazırlığım var ama hep ona yardımcı hep belediye konservatuarı devam edecek duygusu ile eski Yunan Dili Edebiyatı bölümünü kazandım. O dönem yeni Yunan Dili Edebiyatı yoktu. Sonradan Ankara’da açıldı.

ALEKSİA YLMZ: Peki yeni Yunan Dili ….

BENNU YILDIRIMLAR: O dönem yeni Yunan Dili Edebiyatı yoktu. Sonradan Ankara’da açıldı. Birde arkeoloji merakım vardı. İkisini birlikte iki sene götürmeye çalıştım. O sırada bizim konservatuar İstanbul Üniversitesi’ne bağlanmıştı. Fakat hem eski Yunan Dili Edebiyatı hem konservatuar bayağı daha da donanımlı bir şekilde çok yoruldum bu iki senede. Edebiyat fakültesinden ayrıldım, tekrar sınava girdim. Lisansa kabul edildim. 1990 yılında da konservatuardan mezun oldum. Ama kazanamasaydım bir sene sonra veya daha sonraki senelerde deneme isteği duyar mıydım? Duymazdım gibi geliyor bana.

ALEKSİA YLMZ: Neden peki?

BENNU YILDIRIMLAR: “Yeteneksizmişim, bir daha denemeye gerek yok.” derdim.  Ama benim dönemimde deneyenler oldu-beş altı kez. Bu  beş altı kez deneme demek beş altı sene demekti.

ALEKSİA YLMZ: Genelde öyle misiniz? Hırs yapmaz mısınız?

BENNU YILDIRIMLAR: Israrcılığım vardır. Sanat olunca jüri üyelerinin sende ışık görmemesini saygıyla karşılıyor insan. Yaşta on yedi olunca…

ALEKSİA YLMZ: Yaşın genç olmasından dolayı çabuk pes eder insan.

BENNU YILDIRIMLAR: Ee tabi canım. Ben girdiğimde benim sınıfımda herkes yirmili yaşlardaydı. O dönemlerde farklılık oluyor yaşlarda. Bu yüzden biraz daha geç girmenin avantajı vardır bence.

 

ALEKSİA YLMZ: Peki ailenizde sanatla uğraşan var mı?

BENNU YILDIRIMLAR: Müzikle uğraşan, Kemal amcam var. Galiba bütün her şey O’na yukarıdan gelmiş. (gülüşmeler) Hem resim hem de müzikte çok iyidir.  Babamda piyano çalmayı ondan görerek başlamıştı. Bir yetenek var ama kulak var sanırım.

ALEKSİA YLMZ: Oyunculuğa geri dönersek, senaryoda sizi etkileyen ilk şey nedir?

BENNU YILDIRIMLAR: Hikayeyi okuyunca, “Evet, bu hikayeye inanıyorum. Bunun nedenlerini kabul ediyorum. Bu nedenler benim de kabulüm. Bu karakteri yaratırken bu nedenler benim çok işime yarayacak. İyi bir senaryo, iyi bir ekip, iyi bir yönetmen, iyi bir yapımcı” diye düşünüyorum. Bunların hepsi de iyi olunca ortaya güzel bir proje çıkıyor.

ALEKSİA YLMZ: Hangisi daha etkilidir sizce, iyi bir yönetmen mi yoksa senaryo mu?

BENNU YILDIRIMLAR: Sinema mı yoksa diziden mi bahsediyorsunuz?

ALEKSİA YLMZ: Aslında ikisi de ama sinema daha ağırlık olsun. Çünkü bazen izlediğimizde bazı projeler tatmin etmiyor bizi.

BENNU YILDIRIMLAR: Benim hissettiğim daha uzun bir ön çalışmanın yapılamaması ile ilgili diye düşünüyorum. Mesela yönetmen senaryosunu yazabiliyor. Çok sevdiği bir senaryo üzerinde yıllarca da çalışabiliyor. Fakat bir oyuncuya teklif getirildiğinde senin bu işe iki hafta içinde hazır olmanı istiyor. O beş sene çalışmış, sen iki haftada bu işe konsantre olmalısın. Belki senin beş seneye ihtiyacın yok ama, demek istediğim senin yeterliliğinle onun yeterliliği bir olmayabilir. Sinema yönetmen işidir. Onun gözündendir her şey. Onun dünyasını kavraman gerekir. Her şey sıkıştırılmış zamanlara hapsolduğunda belki sizin için yetersiz şeyler olabiliyor izleyici olarak.

ALEKSİA YLMZ: Çok düşündürücü… Sanki adaletsizlik var. Bir beş seneye, sonra iki haftaya bakarsak oyuncuya büyük iş düşüyor bu durumda.

BENNU YILDIRIMLAR: Ee tabi, oyuncunun işi söylediğiniz gibi zor oluyor bu durumda. Nasıl hep bildiğiniz, kendinizi daha güvende hissettiğiniz şeyleri tekrar etme riskiniz oluyor. Bu sefer izleyici de “Kendini tekrar etti” demeye başlıyor. (gülüyor) İzlediğiniz filmde oyuncu yapamadı gibi görülse de zamanın yetersizliği ve içinde bulunma durumuyla onu bir denkleştirmek gerekiyor. Her film içinde durum böyle değil tabi kii.

HAKAN KAYAR: Peki şöyle bir sıralamanız var mı? Bu sene dizilerde, filmlerde drama oynadınız, kötü karakter sergilediniz. Bir sonraki projede de komedi oynayayım. Seyircinin gözünde hep aynı karakterle kalmayayım deyip, seçicilik yaptığınız oluyor mu?

BENNU YILDIRIMLAR: Seçiciliği elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum. Ama bu sene dram gibi çok fazla seçeneğinizin olmadığı yerde o seçicilik çok işlemiyor.

HAKAN KAYAR: Şemsi İnkaya’yı bilirsiniz. Yıllarca komedi oynadı. Sonrasında bir “Üvey Baba” ile farklı bir karakteri, kötüyü oynadı…

BENNU YILDIRIMLAR: Evet, kendisi çok iyi bir oyuncudur. Maalesef Yeşilçam’da da yıllarca komedi de oynayınca ve sevilince seyirci sizi öyle kabul ediyor-her daim öylede istiyor. Ben genelde dram oynuyorum. Sonrasında bir programda veya sahnede kahkahalarla güldüğüm zaman “Neden gülüyor bu” diyebiliyorlar. O tipik seyirci diyeyim ben, kendi hayatımızda da dram olarak devam etmemizi istiyor.

HAKAN KAYAR: Uzun süreli dizilerde o karakter üzerinize yapışıyor kalıyor …

BENNU YILDIRIMLAR: Seyircinin hoşuna gidiyor bu. Kendini görüyor, kendini güvende hissediyor.

HAKAN KAYAR: Yaprak Dökümü’ndeki Fikret rolüyle seyirciyi ele geçirmiştiniz.

(gülüşmeler)

BENNU YILDIRIMLAR: Yaprak Dökümü… Tabi ayrı bir şey. Yaprak Dökümü’nde oynarken aynı zamanda İstanbul ŞehirTiyatrosu’nda da oynuyorum. Orada daha farklı roller oynama şansınız var. Seyirci dizideki karakterinle sahnedeki diğer karakterini görünce küçük bir şaşkınlık geçirebiliyor. Sahnedeki karakteri de izleyince televizyondaki karakter gibi tiyatrodaki karakteri de izleyince keyif alıyorlardır umarım. Çünkü hayat bir karakterle geçmiyor. Bizim bile içimizdeki karakterin değişen yanları ne kadar fazla. Hepsini topluma yansıtamıyoruz- yansıtmak da iyi olmaz.

ALEKSİA YLMZ: Oyunlarda mesaj vermek kaygısı, oyunun kalitesini ne kadar etkiler sizce?

BENNU YILDIRIMLAR: Ee tiyatro bir edebiyat türüdür. İyi yazılmış klasiklerden söz ediyorum veya günümüz edebiyatçılarının iyi yazılmış oyunlarından söz ediyorum. Sizin ele alışınız, yazarın dünyayı nasıl görüşü ile çok etkilidir. Tabi ki size yakın görüşteki yazarları ele almak her zaman avantajlıdır. Her insanın kendine ait bir dünya görüşü vardır. Ters gelen şeyleri de yapmak istemezsiniz. Ancak ters gelen karakterlerin çatışmasını izleyenler açısından, belli etmeme açısından önemli diye düşünüyorum. Size ters gelen bir karakteri de oynayabilirsiniz. Hayat sadece iyilerden ibaret değil. Kötülerde olacak ki çatışmayı, ikilemi ortaya çıkarmamız yarar sağlıyor.

ALEKSİA YLMZ: Mutlaka oynamak istediğiniz bir oyun ve rol var mı?

BENNU YILDIRIMLAR: Oyunculukla uğraşan insanlar biraz maymun iştahlıdır. Sorduğunuz zaman bir çok şey söylerler. Benimde oynamak istediğim liste vardır elbette. Mesela benim açımdan uzun zaman oldu tekrar bir Çehov oynamak isterim. Çok seviyorum. Rus klasiklerinden olabilir. Yani insanın istemesinin sonu yok. İstiyorum da istiyorum (gülüşmeler)

ALEKSİA YLMZ: Oyuncu her rolü oynamakta ister yani?

BENNU YILDIRIMLAR: Tabii… Mutlaka daha yakın olduğu karakterler vardır.Ama benim şansım bugüne kadar çok güzel ekiplerle çalıştım. İşte bu yüzden hiç zorluk yaşamadım. İnsan sonuçta özlüyor.

HAKAN KAYAR: Ekip işi demişken, İstanbul Şehir Tiyatrosu ve 12.Gece diyecek olursak…

BENNU YILDIRIMLAR: Evet, en son yaptığımız iş Shakespeare’in 12.Gece’si. İki senedir oynuyoruz. Bu senede devam edeceğiz. Orada da çok güzel bir ekip çalışması yapıldı, yapılıyor. Serdar Biliş yönetiyor. Ve kendisinin yönettiği bir başka oyunda mutlaka oynamak isterim. O ruh güzel; birlikte iki ay geçiriyorsunuz, bir şey çıkıyor. O çıkardığınız şeye sonuna kadar riayet ederek kaç defa oynuyorsanız aynını yapmaya çalışıyorsunuz. Böyle bir deli iş işte…

HAKAN KAYAR: Ben bu oyunun final sahnesini gördüm. Seyircideki o coşkuyu, sizlerin selamlamadaki enerjinizi gördüm. Hatta Aleksia’ya bu oyunu mutlaka izlemeliyiz dedim.

BENNU YILDIRIMLAR: Evet, çok güzeldi. Müziklerimiz de çok güzeldir. Ben bu yaz kızımın yanına İngiltere’ye gittim. Orada bu oyunu izledim. Yine çok şen şakrak izledik ve ayaktaydık.

HAKAN KAYAR: Oynadığınız oyunu, kendi rolünüzü orada da izlemek heyecan vericidir herhal.

BENNU YILDIRIMLAR: Oradaki oyunda güzel bir konseptti. Bizim oyuna benzeyen yanları da vardı. Eğlenceli oluyor. Bir defa oynadığınız oyunu fazla İngilizce düşünmeden izlemek güzel. (gülüyor) İzlerken sözlerini tam olarak biliyorsunuz.

ALEKSİA YLMZ: Hazır kızınızdan söz etmişken, O’nun sanata olan ilgisi nedir?

BENNU YILDIRIMLAR: Çok ilgisi var. (gülüyor)

ALEKSİA YLMZ: Kendisini yönlendirdiğiniz oluyor mu?

BENNU YILDIRIMLAR: Yani yönlendirmek derken saygı duyuyorum. Müzikle çok küçük yaştan itibaren ilgilendi. Doğal olarak müzik insana daha evrensel geliyor. O yolda ilerler diye düşünüyorsunuz ama sonra “ben şarkı söylemek istiyorum” dedi. Önce piyanoyla başlamıştı, sonra keman, şarkı söyleme derken “müzikal oyuncusu olmak istiyorum” dedi. Şimdi drama eğitimi almak istiyor. Son durak bu. (kahkaha ile gülüyor)

HAKAN KAYAR: Bu soruyu sormamızdaki amaç şuydu; bir röportajınızda “ailem destek olmadı ama, köstek de olmadı” demişsiniz…

BENNU YILDIRIMLAR: Evet, işte bir ailede oyuncu olur. İşte derler ki “teyzesine, halasına ilgi duyuyor”, bizde oyunculuk üzerine kimse bir şey yapmadığı için “nasıl yaparsın, aç kalırsın” derler ya, öyle tipik bir şeyle karşılaşmadım. Aç kalacaksak hep birlikte kalacağız (gülüyor)

ALEKSİA YLMZ: En büyük hayalinizin bir tiyatro sahibi olmak olduğunu duyduk. Günümüz Türkiyesi’nin, iktidarın sanata ve sanatçıya bakışı malum. Hala bu hayaliniz devam ediyor mu?

BENNU YILDIRIMLAR: Neden olmasın? Gerçekten dişini tırnağına takıp tiyatro salonu açan çok arkadaşımız var. Yaptıklarına gururla bakıyorum. Çünkü geriye çok önemli bir şey bırakacakalar.

ALEKSİA YLMZ: Özel tiyatro mu düşünüyorsunuz yoksa eğitim amaçlı bir salon mu?

BENNU YILDIRIMLAR: Açıkçası çok etraflı düşünmedim. Öyle bir olanak olsa eşimle karşılıklı olur bu işler. Ama böyle bir olanağı iyi şartlarda özel tiyatrocu arkadaşlara sağlamak iyi olur. Keşke Taksim çevresindeki bütün tiyatrolar ayakta olsa. Taksim maalesef eski cazibesini yitirdi.Şimdi her şey Kadıköy’de daha çok. Bakırköy Şehir Tiyatrosu’nda arkadaşlarımız var. Gittiğimiz zaman iyi oyunlar görüyorsunuz. Yani tiyatroya ilgi azalmış değil.

ALEKSİA YLMZ: Kimi tiyatrocular bunun tam tersini savunuyor. Kimisi de sizin gibi ilginin olduğunu söylüyor.

BENNU YILDIRIMLAR: İyi yapılan oyuna geliyorlar. Siz yapmaktan vazgeçmeyin yeter ki. İzleyicimiz var İstanbul’da. Bunu devam ettiren izleyicimiz var. Sorun para da değil. İki saatini oldukları dünyadan ayırıp, bunu gerçekleştirenler var.

ALEKSİA YLMZ: Yinede en genel düşünce Türkiye’de tiyatroya ilginin olmaması.

BENNU YILDIRIMLAR: Büyük şehirlerde böyle bir sorunun olduğunu düşünmüyorum. Bilet bulmakta zorlanılıyor. Birazda televizyon bağımlı bir toplum olduğumuz için ilgi yokmuş gibi zannedilebilir ama çıkıp gidildiğinde oluyor bu işler. Kötümserliğe yer yok. Hele bu dönemde. Gerçekten kurtuluş noktamız sanat. O bölgelere gittiğinizde, o insanların da geldiğini düşünün. Büyük mutluluklar içinde ayrılıyorsunuz oyun sonunda. Hepimizin hayatları rutin. Gidişat açısından da hepimizin sıkıntıları aynı. Böyle iyi oyunlar izlediğinizde, içimizde umudu büyütmemize neden oluyor.

ALEKSİA YLMZ: Yönetmen olduğunuzu varsayarsak, oyuncunuzdan istediğiniz her rolü siz oyuncu olarak oynar mısınız?

BENNU YILDIRIMLAR: Var böyle yönetmenler. Yönetmen olmayı düşünmüyorum. Bunu tercih etmezdim yönetmen olarak. Karşınızdaki bünye farklı olabiliyor. Aile yapısı farklı olabiliyor. Önemli olan sizin içinizden yaptığınız karakteri algılayıp, sizin vücudunuzdan çıkabilecek o algının yansımasını bulabilmektir önemli olan.

ALEKSİA YLMZ: Bu soruma ek olarak sanatta kural var mıdır size göre, olmalı mı?

BENNU YILDIRIMLAR: Ne anlamda? Kural deyince akla hep garip bir şey geliyor.

ALEKSİA YLMZ: İlk akla gelen “öpüşmem, sevişmem” kuralları….

BENNU YILDIRIMLAR: Kişisel seçenekler diye düşünüyorum. Bence gereksiz sahnelerde olmamalı. İnsanların itiraz etme hakları var, olmalı diye düşünüyorum.

ALEKSİA YLMZ: İtiraz ediyorummm…

(gülüşmeler)

BENNU YILDIRIMLAR: İtiraz etme hakkım var. Şöyle düşünün; baştan aşağı böyle bir şeyle döşenmiştir ele aldığınız senaryoda böyle bir şeyi yapabilir misiniz? Kendinizi sorgulamanız lazım. Önünüze gelen her şeyi kabul etmek zorunda değilsiniz. Hayır da diyebilmelisiniz.

HAKAN KAYAR: Okul geçmişinizde edebiyat var. Tiyatroyla da uğraşıyorsunuz. Oyun yazma gibi bir ….

BENNU YILDIRIMLAR: Benden çok büyük beklentiler duyacağınızı sandınız galiba (gülüyor). Oyun yazmak, yönetmenlik ve saire… Hayır oyuncu olarak devam ediyorum, edeceğim. Bir şey yazsam saklamam (gülüyor)

ALEKSİA YLMZ: Son olarak babanız Vedat Yıldırımlar hakkında bir sorumuz olacak. Ben şahsen kendisini tanımak şerefine nail oldum. Çok naif, çok tatlı bir insan.  Tek çocuksunuz, baba kız ilişkinizi merak ediyoruz.

BENNU YILDIRIMLAR: Evet, tek çocuğum. Kendisi genç bir baba, her ne kadar O “ben yaşlandım” dese de genç duran bir genetik yapıya sahibiz. Kendisini görseniz ona da öyle yaşlı demezsiniz. Bazen yaşlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Tabi ki ben karşı çıkıyorum. Evet genç ve okuyan bir beyni var. Çok fazla okur hem de. Bir çok şeyi danışabileceğim çok özel bir insan. Herkes babasına danışır ama benimki daha fazla bilgilidir diye düşünüyorum. Özellikle siyaset ve dünyanın nereye gidiyor oluşunu danıştığım oluyor. Çocuksu merakını kaybetmemiş çok özel bir insandır. Nazım’ın şiirlerinde olduğu gibi şaşırarak devam ediyor oda benimle. Belki bana da fazla şaşırıyor “Bu çocuk benden mi diye” (gülüyor). Onu şaşırtmaya devam ediyorum. Dördüncü sınıfta bitirme oyunuma gelmişlerdi. Çehov’un “Üç Kız Kardeş” oyununu oynuyordum. Beşinci senenin sonunda “İyi bir şeye karar vermişsin.” dedi. (gülüşmeler). Çok duyarlı bir insandır kendisi. Bende duyarlıyım ama ben daha sosyal bir insanım.

HAKAN KAYAR: Son soru demiştik ama sohbetimizi bitirmeden tek kelime ile Küba desem size.

BENNU YILDIRIMLAR: (heyecanlı bir şekilde) Kübaaaaa! Evet, Küba. Yirmi iki yıllık evliyim ve hayalimizde hep Küba’ya gidiyoruz. Umarım bir gün gideceğiz.

ALEKSİA YLMZ: Umarım bu dileğiniz gerçek olur. Çok teşekkür ediyoruz bu güzel sohbet için.

HAKAN KAYAR: Çok teşekkür ederiz Bennu hanım ve bu sohbete vesile olan sevgili babanız Vedat Yıldırımlar’a da gönülden sevgilerimizi, saygılarımızı gönderiyoruz.

BENNU YILDIRIMLAR: Bende teşekkür ederim. Keyifli bir sohbetti.

 

RÖPORTAJ: Aleksia Ylmz & Hakan Kayar

CEVAP VER