Bayram günün de bir şiire ne dersiniz?

0
58
ÇATIK KAŞLI APARTMANLAR
Şişmanlamış nefretimi ceketimle gizledim.
Lakin kolları kısa geldi.
Emin olmak için düğmelerini de ilikledim.
Fakat nafile…
Anlaşılan duygu diyetleri yapmam gerekli.
Yasını tutan sokak lambalarının bakışlarından hızlı adımlar ile kaçıyorum.
Çatık kaşlı apartmanlar homurdanıyorlar, bizsizliğe dair.
Meçhulden esen bir şeker kokusuna teslim oluyor burnum.
Kaldırım taşları senin parfümünü sıkmışlar, vay alçaklar.
Kuşkularım beni terletiyor, çıkarsam mı ki şunu?
Çatılardan göz yaşı damlıyor kafama.
Otuz üçüncü sayfanın ilk paragrafına sapıyorum.
Bir tereddüde takılıyor ayağım ve devrik bir cümle gibi oluyorum.
Üstüm başım kafiye oluyor, her yanımdan şapır şapır heceler süzülüyor.
Nefretimi gizlediğim ceketin kolları uzuyor.
Şairler sokağında yım hepsi bana gülüyorlar.
Olur böyle şeyler deyip silkeliyorlar üzerimden kafiyeleri.
Ceketimin kolları yine kısalıyor.
“Gel şiir içelim şurada” diyorlar.
Benden önce namım giriyor içeriye,
İlhamı göç etmiş şair…
“Nasıl seversin şiirini?” diye soruyorlar.
“Günde iki dörtlük, bol virgüllü” diyorum.
Kinayeler fondip yapılıyor buruşuk dudaklarda.
Yaşlı bir dayı küfür sarıyor parmaklarının arasında, sonra onu bir türkü gibi içiyor.
Dumanı silüetin oluyor bir an, önce burnun dağılıyor sonra gözlerin gri bir belirsizlik oluyor.
Parsellemişsin ya aklımı o yüzden dalıp gidiyorum sonra.
Ahın rıhtımıma yaklaşıyor, yükü ağır.
İçinden tanıdık kervanlar iniyorlar,şimdi göğsüm bir hayli kalabalık.
Sevgi çıplak ayaklar ile bilmediğim bir yöne koşuyor.
Geri dönsün diye dua ediyorum.
Martılar yürümeyi tercih etmişler bu gün.
Duraklarda bekleyen özneler, motorlu bağlaçlara binip yüklemlerine doğru yol alıyorlar.
Atkısına beresine bürünmüş çocuklar umut topları fırlatıyorlar birbirlerine.
Yıllar sonra özleyecekleri kahkahalar savuruyorlar.
Kaldırımlar gittikçe seyrekleşiyor.
Sanki şehir eteklerini toplamış benden kaçıyor.
Bazı bacalarda umut yükseliyor.
Birazdan çatlaklardan sızan mutluluk sesleri kulağıma çalınacak.
Oysa ben sensizlik arazisine yaptırdığım, her yanından özlem esen derme çatma bir keşmekeş de yaşarken…
Buğulu camlarda amatör kalpler peydah oluyorlar.
Akşam yavaş yavaş merhametin üstünü örtüyor.
Yanaklarında ki gece kondular bir bir lambalarını yakıyorlar.
Gerdanından yaşlı vapurlar yılgın yılgın akıyorlar.
İstemesemde ayaklarım beni patikama doğru sürüklüyor.
Kalbim bedenimi hırpalıyor.
Hasret farklı bir dili kullanıyor.
Kabul ediyorum, bu şehir seni bana çok fena anlatıyor.
Okuduğunuz şiir şair Murat Gür’e ait. İsterseniz bu güzel şiirin yazarını tanıyalım. Murat Gür 1982 Mersin doğumludur. Evli ve 2 çocuk babası olan Murat Gür, ‘ Yazmak benim için hep bir tutku olmuştur en başından beri. En sıkıcı ders kitaplarının arka kısmında başlayan şiir deneyimim bu zamana kadar heyecan ile devam etti.’ diyerek yazma serüvenini açıklıyor.  Aklım dan firar eden cümlelerden derlediği 50’nin üzerinde şiiri,  6 öykü, 1 hikaye ve 13 bölümünü yazdığım bir roman çalışması var. Fakat yazarın henüz hiç basılı eseri bulunmamaktadır.
Kurduğu youtube kanalından şiirlerini seslendirmeye başladı.
Biz de Haberde İstanbul olarak Murat beyin  bir şiirini sizlerle paylaşmak istedik.
https://www.youtube.com/watch?v=F3cuYVxed8A&feature=youtu.be&fbclid=IwAR0On9GQMyvheL7Q7xkEmrSOCrxRmlEdfP1Frz4Bm03k_WHtcPjdqXBUYH0
 
Aa

CEVAP VER