ATATÜRK’ÜN BAKANI ŞÜKRÜ KAYA

0
44

Şükrü Kaya, Kemalizm’in önemli bir uygulayıcısı olarak modern, laik bir ulusal devletin yaratılmasına çabalamıştır. Laikliği, Halkçılığı, Devletçiliği birbirleriyle ilişkili ele alarak dine dayalı devletten ulus devlete, şeriat hukukundan insan haklarına ve demokrasiye dayalı çağdaş yönetime geçilmesinde önemli rol sahibi olmuştur.

Kaya, şehir, belediye ve köylerin gelişimi için önemli kararları hayata geçirmiştir. Vilayet İdaresi Yasası, Belediye Yasası, Belediyeler Bankası Yasası hakkında bilgi veren Kaya, yerleşim yerlerinin modernleşmesi hususunda fikirlerini belirtmiştir. Birbirine yakın köyler arasında Tam Teşekküllü Belediyeler kurarak bu teşekküllerin müdür, nüfuz memuru gibi bir ilçe belediyesinde yapılan işlerin burada da yapılmasını sağlamıştır. 750 tane kurulan bu belediyelerin 1500’e çıkarılması planlanmıştır.

Kaya, Cumhuriyet yönetimin devraldığı nüfus, iskan sorunlarını modern bir ulusal devlet yaratma anlayışı içinde ele almıştır. Kaya merkez-yerel yönetimler ilişkisinde merkezin planlamasına önem vermekle beraber her şeyin merkez tarafından belirlendiği “sıkı merkeziyetçilik” anlayışı yerine belli görevler ve yetkilerin ayrımına dayanan bazı yetkilerin merkezden yerele devredildiği “yetki genişliği” esasını uygulamıştır.

Ona göre hürriyet, ulusal birliği bozucu, laikliği ve toplumun özgürlüğünü kısıtlayıcı bir şekil almadığı takdirde hak olarak ele alınabilirdi. Bu bakımdan Cumhuriyet’in devamlılığını engelleyen feodalizmi ve gericiliği besleyen davranışları devletin otoritesiyle engellemeye çalışmıştır.

Topraksız ve az topraklı köylüye toprak verilmesi için gerekli düzenlemeleri ortaya koymuştur. Feodal ilişkilerin yerini laik, çağdaş ilişkilerin almasına çabalamıştır. Toplumun çağdaş, özgür düşünen bireylerden oluşabilmesi için Şapka yasası, bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair yasa, efendi, bey, paşa gibi lakap ve ünvanların kullanılamayacağına dair kanun gibi hukuki yeniliklerin oluşturulmasında ve hayata geçirilmesinde önemli çabaları vardır. Laikliği “devlet işlerinde ve ulus işlerinde dini tesirleri kaldırmak”  olarak tanımlamıştır.

Kaya, köylünün emeğinin ağa tarafından sömürülmesine karşı çıkmıştır. Muğla’nın Köyceğiz ilçesinin tamamıyla çiftlik ağalarının elinde olmasını doğru bulmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına katkı sağlaması, şapka, bazı kisvelerin giyilemeyeceği, efendi, bey, paşa gibi ünvanların kaldırılması, köylüye toprak dağıtılması ile ilgili yasalar aracılığıyla toplumsal düzenin laik ve çağdaş bir yapı haline gelmesindeki çabaları, bu çalışmanın yapılmasını teşvik eden etkenler arasındadır.

Kaya, felsefi anlayışını “tarihte deterministiz, icraatta pragmatik maddiyetçiyiz” diyerek ortaya koymuştur. “Tarihte deterministiz” açıklamasıyla, doğanın ve toplumun belli yasalar kurallar dahilinde hareket ettiğini vurgulamıştır. “Pragmatik maddiyetçilik” düşünce akımları arasında akıl yürütmek yerine sorunları günlük hayatın pratikleri içinde halletmeye öncelik vermiştir.

Kaya’nın materyalizm anlayışında dinler, “işlerini bitirmiş, vazifeleri tükenmiş, yeniden uzviyet ve hayatiyet bulamayan müesseselerdir.” Kaya, laikliğin çerçevesini ve hududunu “dinin memleket işlerinde müessir ve amil olmamasını temin etmemek” ile sınırlamıştır. Bu açıdan laiklik, dinin devletten bağımsızlaşmasından ziyade devletin ve toplumsal hayatın dinden bağımsızlaşmasıyla sınırlı olarak anlaşılmıştır. Ona göre dinler, “vicdanlarda ve mabedlerde” kalmalı, “maddi hayat ve dünya işine” karışmamalıydı.

Şükrü Kaya 10 Ocak 1959’da hayata gözlerini yumdu.

CEVAP VER