ATATÜRK VE ENVER PAŞA

0
10

 Türk tarihinde birbiri ardı sıra çok önemli görevler üstlenmiş olan bu iki tarihsel kahramanı birlikte ele almak ve bugünün koşullarında ortak bir çerçevede değerlendirme yapmanın zamanı gelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih sahnesinden çekilmesinden sonra ortaya çıkan otorite boşluğu alanının geleceğe dönük olarak ele alındığı bu aşamada, giderek Atatürk ve cumhuriyet düşmanlığının hızla tırmanması, Amerika Birleşik Devletleri’nin hegemonyası altında yeni bir Avrasya sürecinin başlatılması, Yeni Osmanlı vizyonu ile kamuoyunda tırmandırılmaktadır. Bir anlamda yeniden bir Osmanlı İmparatorluğu yapılanmasına gidilmek istenmekte ama bu kez, Türklerin egemenliğinde değil, ABD’nin öncülüğünde bir Osmanlı yapılanması özlenmektedir. Amerikanın, Osmanlı İmparatorluğu süreci Okyanus ötesi rüzgârlarla tırmandırılırken, Kemalizme savaş açılmakta, Postmodern Kemalist dönem görünümünde, yeniden eski Osmanlı hinterlandına Amerikan gücü ile geri dönülmek istenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti ulus devletine karşı çıkılırken, Osmanlı topraklarında daha geniş bir bölgesel federasyonunun oluşum süreci öne çıkarılmakta, Atatürk karşıtlığı tırmandırılırken, Osmanlı dönemine olan övgüler artırılarak bir anlamda Osmanlı‘ya geri dönüş özendirilmektedir. Saltanat ve hilafetin yasalarla kaldırılmış olduğu unutularak, dıştan destekli cemaatler aracılığı ile Osmanlı özlemi her geçen gün daha yüksek düzeyde basın ve medya aracılığı ile toplumun önüne çıkartılmaktadır.

Atlantik emperyalizmi ve Siyonizm’in kontrolünde bütün dünyaya dayatılan küreselleşme akımı doğrultusunda postmodernizm akımı öne çıkarılmakta, bu çizgide Atatürk’ün modern Türk devleti ve çağdaş cumhuriyeti geride bırakılarak, Post Kemalist dönem adı altında Osmanlı‘ya geri dönüş, ABD ve İsrail öncülüğünde bütün Osmanlı coğrafyasına empoze edilmektedir. Bu durumdan en fazla zarar görmekte olan Atatürk Cumhuriyeti, giderek yeni bir saltanat ve cumhuriyet çekişmesinin içine iteklenmektedir. Bugünün öne çıkan değerleri olarak postmodernizm çizgisinde görüşleri savunan, işbirlikçi ve mandacı gayrimüslim okumuşlar topluluğu, büyük patronların ve emperyalizmin istekleri doğrultusunda yeni Osmanlıcılığa soyunarak, Atatürk ve cumhuriyet karşıtı koronun içindeki yerlerini almaktadırlar. Bu doğrultuda, Osmanlı hanedanı öne çıkarılmakta, İsrail’in din devleti olması nedeniyle Türkiye’nin laik rejiminin devre dışı bırakılmasıyla, yeniden İslam dünyasını tekelden merkezi olarak kontrol edebilecek bir halifelik rejimi arayışına yönelinmektedir. Osmanlı hanedanının geri dönüşü ve halifelik rejiminin yeniden oluşturulması tartışmaları arasında Osmanlı devletinin son hükümetini oluşturan İttihat ve Terakki Partisi ile onun önde gelen yöneticileri de günümüzün tartışmaları içerisinde fazlasıyla yer almaktadırlar. İttihat ve Terakki örgütünün üç önemli adamı olan Enver, Talat ve Cemal Paşalar günümüzde yeniden hortlatılan Ermeni ve Kürt sorunları nedeniyle, yürütülmekte olan tartışmaların fazlasıyla içinde yer alarak, Türkiye Cumhuriyetinin ortadan kaldırılmasından sonra yeniden Osmanlı’ya dönüş aşamasında izlenecek yolların belirlenmesi ve geçmişin muhasebesi sırasında Atatürk ve arkadaşlarıyla karşı karşıya getirilerek değerlendirmelere ve geleceğe dönük yeni plan ve programlara konu yapılmaktadırlar.

          Tam bu aşamada  Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönem yönetimini temsil eden İttihat ve Terakki Partisinin lideri olan Enver Paşa  ile Kuvayı Milliye hareketinin önderi  ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucu cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün karşılaştırılmasının yapılmasında, Türk devletinin ve  toplumunun  gelecekteki ulusal çıkarları açısından yarar bulunmaktadır. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, Enver Paşanın naaşının Orta Asya steplerinin bulunduğu Tacikistan’dan getirilerek, İstanbul’da bir anıt mezar çatısı altında koruma altına alınmasının, günümüzün siyasal koşulları açısından son derece anlamlı olduğu açıktır.  Enver Paşa yıllarca sadrazam olarak yönettiği ama batışını önleyemediği Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olan İstanbul’a dönerken, Yeni Osmanlı vizyonu gündeme gelmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları dışına yönelerek Osmanlı hinterlandında yepyeni bir siyasal yapılanmanın arayışı tırmandırılmıştır. ABD’nin Avrasya hegemonyası ve İsrail’in Orta Doğu bölgesinde kendine bağlı bir federasyon oluşturma projeleri doğrultusunda, Enver Paşa figürü, Atatürk ve arkadaşlarının öncülüğünde son Osmanlı Meclisince alınmış bir Milli Ant doğrultusunda çizilen ulusal sınırların daha kolay aşılabilmesini sağlamıştır. İstanbul’un gayrimüslim burjuvazisi ve sermayesi, Atatürk’ün milli devletine karşı çıkarlarken, İsrail öncülüğünde bölgenin Müslümanlarını ikna edebilmek için geliştirilen Yeni Osmanlı vizyonunu kendi çıkarları doğrultusunda Yeni Bizans projesine dönüştürerek kullanmaya çalışmışlardır. Bir anlamda Atatürk geride bırakılırken, Enver Paşa imajı öne çıkarılmış ve O’nun gerçekleştirmeye çalıştığı bir Avrasya hegemonyası arayışına girilmiştir. Eski Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının merkezi olan İstanbul’da yaşayan gayrimüslim azınlıklar sahip oldukları zenginlikler aracılığı ile Adriyatik kıyılarından Çin Seddine kadar, yayılmış olan Türk ve Müslüman nüfus çoğunluğundan yararlanarak, ABD ve İsrail öncülüğünde tam bir Avrasya hegemonyası arayışına girişmişlerdir. Böyle bir tutum değişikliği, kendiliğinden Atatürk’ten uzaklaşmayı ve Enver Paşa arayışını siyasal gündemin önüne çıkarmıştır. Türk kamuoyu yıllarca soğuk savaş döneminin batı kaynaklı yönlendirmeleriyle oyalandığı için, bu yeni yaklaşım hemen anlaşılamamış ve yeniden Atatürk ile Enver Paşa karşılaştırmaları yapılmaya başlanmıştır. Küreselleşmeden yana olan gayrimüslim azınlıklar, sermaye çevrelerinin güdümündeki liberal kesimler ile dini cemaatler el birliği içinde, Yeni Osmanlıya doğru yön değiştirirlerken, Atatürk cumhuriyeti ile ulus devlet karşıtlığını daha da artırmışlardır.

         Hedefte Atatürk Bulunmaktadır

            Atlantik emperyalizmi ve İsrail Siyonizm’in Avrasya ve Orta Doğu hegemonya planları doğrultusunda gündeme getirdikleri Yeni Osmanlı yaklaşımı çerçevesinde Atatürk’e karşı bir alternatif arayışında, Enver Paşa figürünün kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Dünyanın merkezi coğrafyasında koskoca bir imparatorluk batıran bir adamın, bu yıkıntılar içinden yepyeni bir devlet kuran Atatürk ile karşılaştırılmak istenmesi tamamen emperyalist planlara uygun olarak gündeme getirilmekte ve Türk devletinin kurucusunun Türk ulusu içindeki olumlu imajı yıkılmak için uğraşılmaktadır. Orta Doğu ve Avrasya coğrafyalarının merkez ülkesi konumundaki Türkiye’yi, bu alanlarda kendi emperyalist projeleri için kullanmak üzere zorlayan Siyonistler ve emperyalistler, Atatürk’ün devlet modelini devredışı bırakabilmek üzere ellerinden gelen her yolu denemeye kalkışmaktalar ve bu doğrultuda geliştirdikleri politik yaklaşımları da Türk kamuoyuna baskı ile empoze ederek Türk devletinin gücünü ve olanaklarının kendi çıkarları doğrultusunda değerlendirmek istemektedirler.

Atatürk‘ün Türk halkının gözünde küçük düşürülmesi sağlanırken, ulusal cumhuriyet devleti için de kötülemek ve çökertmek operasyonları birbiri ardı sıra uygulamaya konulmaktadır. Yasalar her gün zorlanırken, Anayasal rejim ve hukuk devletinin asgari düzeydeki varlığı tartışma alanına getirilmekte, devletin temel çekirdeğini oluşturan anayasanın değişmez maddelerinin bile ortadan kaldırılması için birbiri ardı sıra girişimler öne çıkarılmaktadır. Atatürk ile beraber onun öncüsü olan devletin kurucu partisi köşeye sıkıştırılarak etsiz duruma getirilirken, Osmanlı İmparatorluğu’nu batıran son hükümetinin kurucusu olarak Enver Paşa ve İttihat Terakki partisi göklere çıkarılmaktadır. Enver Paşa’nın İstanbul’da anıt mezarının kurulmasından sonra, artık bütün Avrasya hegemonyası plan ve programlarında örnek lider ve devlet adamı olarak Enver Paşa öne çıkarılmakta, Atatürk’ün adı bile ağızlara alınmamaya çalışılmaktadır.

Binlerce yıllık Türk tarihinin önde gelen kahramanlarından birisi olarak Enver Paşa, cemaatçi ve Osmanlıcı kesimler tarafından yüceltilirken, Osmanlı İmparatorluğunun topraklarının beşte biri oranında orta boy bir ülkede, çağdaş bir ulus devlet kurmak başarısını, her türlü olumsuz koşula rağmen başarmış olan Atatürk küçümsenmeye çalışılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün böylesine bir haksızlığa uğratılmasına ve dıştan güdümlü bir senaryo ile Türk halkının gözünden düşürülmesine hiç bir vatansever Türk vatandaşının izin vermesini beklemek mümkün değildir. Mustafa Kemal dışarı, Enver Paşa içeri diyenlerin gerçekçi değerlendirmeler yapabilmeleri açısından, bu durumu dikkate almalarında büyük yarar vardır.

Devam edecek.

Prf. Dr. Anıl ÇEÇEN

 

CEVAP VER