AB SÜRECİ NE OLMALI

0
31

Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki üyelik müzakeresini geçici olarak dondurdu. Bazılarımız tedirgin oldu “içe mi kapanıyoruz?” diye. Dahası “demokrasiden koptuğumuzu” düşüneni bile var. Hatta Cumhurbaşkanı Başkanlık’a yol alırken AB’yi emniyet subabı olarak görenlerimiz rahat uyuyamıyorlar. Atatürkçülerimizin içinde “diktatörlüğe karşı dayanak noktamız AB” diyenlerimiz var. Dayanak noktamızın millet olmadığını söylemenin başka bir ifadesidir bu. Bu dostlarımız yanılıyorlar. Şöyle ki:

AB’nin bir “müktesebatlar manzumesi” olması dışa değil kendisine yöneliktir. AB’nin bizi on yıllardır kapısında bu manzumeleri gerekçe göstererek bekletmesi daha demokratik bir Türkiye değil, ordunun, laikliğin, Kemalist devrimlerin ağırlığından arındırılmış bir Türkiye içindi ve Tayyip Erdoğan’a bu sebeple üstün cesaret madalyası vermişlerdi.

AB’yi “demokrat” bulanlarımız AB’nin, AKP’yi Haziran ayaklanmasına kadar desteklemesini AB’nin laikliğe önem vermesiyle açıklayamayacaklarına göre AB’nin AKP’yi desteklemesinin başka sebepleri vardı. Sebep, BOP planında, NATO’nun içinde yer alsa da hala Kemalist Devrimi savunan çıkışlarıyla orduydu. Sivilleşme bahanesiyle ordu kumpaslara uğratıldı.  O zamanlar AB, AKP, FETÖ hepsi ortaktı ve kimse kimseyi kandırmamıştı. Her şey isteyerek ve bilerekti. Şimdi ise RTE ve AKP, AB’ye, ABD’ye tavır alıyor diye AB’yi başımıza demokrasi meleği mi yapacağız!

Soralım:

PKK’yi hala Avrupa’da destekleyen kim?

“Ermeni Soykırımı iddiası yalandır” demeyi cezalandıran kimlerdi?

Suriye’de Esat’ı diktatör ilan edip, ciğer yiyenlere para, silah yardımı yapanlar mı laikliği savunacak.

Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki “Kürt Koridoru”nu inşa edenler AB ülkeleri değil midir?

PKK’lı belediyeler hendek kazar, okulları yakarken onları destekleyen milletvekillerini gözaltına alındı diye TBMM’Yİ kimseye sormadan işgal eden büyükelçiler kim?

PKK’ye, şeriatçı örgütlere destek olan AB değil mi?

Atatürk dönemini “diktatörlük” olarak niteleyen AB’dir. AB ilerleme raporlarında “cemaat, tarikatlara izin verin, Kemalist otoriterliği yıkın” denilmektedir. Şimdi bu AB bizi diktatörlükten koruyacak, öyle mi!

15 yıldır AKP iktidardaydı da şimdi mi akıllarına geldi. Onların yeni ayıldığını mı düşünüyorsunuz yoksa?

Acaba Türkiye’nin zorunluluklarını dikkate almak durumunda kaldığı PKK, FETÖ ile mücadele ettiği için mi AKP’yi hedef alıyorlar?

Biz bunu deyince bazılarınız “AKP’ye çalışmakla” suçlayacaksınız ama biz dün de AB’nin emperyalist birlik olduğunu, AB kapısında parçalandığımızı söylüyorduk. Bugün RTE ve AKP tutarsız da olsa PKK, FETÖ ile mücadele ediyor diye AB’den mi medet umacağız?

Bizim ilericiliğimizi, devrimciliğimizi “AKP karşıtlığı” mı belirleyecek yoksa emperyalizme tavır mı?

Mustafa Kemal Atatürk emperyalizme tavrı “bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!” sözüyle belirtmişti. Mehmet Akif Ersoy emperyalizm için “tek dişi kalmış canavar” diyordu.

Biz Cumhuriyet Devrimini, laikliği, bağımsızlığı savunacağız. Bu yönde de AKP’nin laiklik karşıtı, Lozan’ı, Misak-ı Milli’yi tartışmaya açan, milleti kutuplaştırıcı politikalarına da muhalefet edeceğiz ama bunu AB’yi kurtarıcı görürsek işte o zaman parçalanırız.

Emperyalist AB’den demokrasi beklemek gülünçtür. Demokrasi millet egemenliğidir.  AB, Afganistan, Pakistan, Irak, Suriye, Mısır, Libya, Tunus vs ülkelerde milletlerin kendi egemenlikleri yönünde yönetimlerini seçmesine izin vermezken demokrat oldukları nasıl söylenebilir!

Millet etnik, dini ayrıştırmalardan kurtulmuş, yurttaşlık kültüründe birleşmiş ülkelerde olanaklıdır. Bizim yurttaşlık anlayışımızı parçalayan ise AB, ABD’dir.

AB’nin müktesebat, standart kıtası olması kendisi içindir. Kendi vatandaşlarının esenliğini düşünürken binlerce sığınmacının denizde boğulmasını maç izler gibi seyretmekten de çekinmemişlerdir. Kaldı ki oralarda da evsiz, sokaklarda donan veya donmaktan kurtarılan yüzbinler vardır.

AB aday üyeliğinden vazgeçince içimize kapanmayacağız, aksine ilişkiler dürüstlük temeline oturacak, belki de eskisinden çok ticaret yapacağız. Bu AB’yi de rahatlatacaktır. 80 milyonluk bir ülkenin işsizliğini, tarım, sanayi politikalarını dert edinmek kendilerini de yormaktadır. Kendi içlerindeki Türkiye’nin üyelik sürecine ilişkin tartışma sona erdiğinde rahatlayacaklardır.

Peki AB’den koparsak dünyadan yalıtılmış mı oluruz? Komşularımızla ve diğer ülkelerle işbirliği geliştirmeyecek miyiz?

Orası da bir başka yazının konusu olsun.

CEVAP VER