Laiklik Üzerine Anlamlı Bir Kitap

0
36

Araştırmacı yazar Mustafa Solak’ın Laikliği Doğru Anlamak Kitabı Kaynak yayınlarından çıktı. Kitap Hakkında görüşlerini araştırmacı yazar Aydın Tonga kaleme aldı. Laiklik hakkında merak ettiğiniz sorularınıza cevap bulabileceğiniz baş ucu kaynağı.

Laikliği Doğru Anlamak

Laiklik, iktidarın kaynağının “ilahi” olduğu söylemine açık bir biçimde karşı çıkmış ve iktidarı insana, onun aklına ve genel olarak topluma bırakmıştır. Elbette bu durum hiç kolay yaşanmamış, dahası “teokratik” rejim güçleri iktidarlarını korumak için her türlü savaşı vermişlerdir.

Geçtiğimiz günlerde Mustafa Solak imzasıyla raflarda yerini alan “Laikliği Doğru Anlamak” adlı kitap, laikliği derli toplu okumak, tarihsel kimliğini yerli yerine oturtabilmek ve günümüzde laiklik bağlamında ortaya çıkan tartışmaları eleştirel bir gözle değerlendirebilmek adına oldukça anlamlı bir çalışma olmuş.

“Laikliğin Tarihsel Gelişimi, Cumhuriyet’in Kuruluşundan AKP’ye Laiklik, AKP Döneminde Laiklik, Cumhuriyetçilerin Laiklik Hataları ve Partilerin Laikliğe Bakışı” adlı beş bölümden oluşan kitapta laiklik öncelikli olarak düşünce, siyasi ve sınıfsal kökeni itibariyle ele alınmış, akabinde yakın geçmişte ve günümüzde laiklik ekseninde ortaya çıkan sorunlar tartışılmış ve okuyucuyla buluşturulmuş. Gerek kullanılan kaynaklar gerekse de literatüre olan hakimiyeti ile göz dolduran kitap, bu alanda yayınlanan çalışmalara da büyük katkı sağlayacaktır diye düşünüyoruz.

Laiklik ilkesine zarar verecek olgulardan birisi de hiç şüphesiz eğitimde bilim ve aklın, çoğulcu ve demokratik niteliğin terk edilerek din ve özellikle belirli bir din yorumu odaklı öğretimin egemen kılınması olacaktır. Solak, kitabında bu tehlikeye dikkat çekerek, eğitim alanında yaşanan olumsuz dönüşümün sonuçlarını büyük bir ustalıkla gözler önüne sermiştir.

İmam hatip okullarının müfredat ile birlikte düşünüldüğünde İmam Hatip okullarının artışının hayra alamet bir sonuç doğurmayacağı ise gün gibi ortadadır. Solak, kitabında bu durumu şu yalın ifadelerle dile getirmektedir:

“Bu okullar, müftülüklere ve camilere personel yetiştiren meslek okulları olduğundan laikliğe aykırı değildir. Bu kişilerin mesleğini yapması için dini eğitim alması normaldir ve bu eğitimin devletin gözetimi altında yapılması daha sağlıklıdır. Fakat bu okulları ihti­yacın ötesinde açmak, müfredatını laikliğe aykırı düzenlemek, di­ğer okullara alternatif olarak göstermek yanlıştır. Avrupa Birliği’n­de ve ABD’de de bu tür okulların olduğunu söyleyerek bu okulların sayısını normal sayanlara şunu hatırlatalım ki hiçbir ülkede sayı 2002-2015 arasındaki 13 yıllık bir sürede beş katına çıkmamıştır.”

Kitabın “Cumhuriyetçilerin Laiklik Hataları bölümünde yazar dindar ve dinci ayrımı yapıyor. Laikliğin “din-devlet ayrımı” olarak anlaşılmasına karşı çıkarak Cumhuriyet’i kuran kadroların tanımladığı gibi “din-dünya işleri ayrımı” olarak tanımlanmasını savunuyor. Çünkü tarikat ve cemaatların sivil toplum alanı olarak kabul edilen toplumsal yaşamda örgütlenerek zamanla devleti fethettiğini belirtiyor. Yazar cumhuriyetçi kesimi “gerçek islam tartışması islamcıların işi değildir” bölümünde uyarıyor. Çünkü bu, hem dini gerekçelerin onay merkezi haline sokarak siyasallaştırıyor hem de laiklik karşıtlarına cesaret veriyor. Bunun yanında “Sol İlahiyat” savunucularıyla ortak dil geliştirilebileceğini iddia ediyor.

Bu bölümde yazar şu soruları sorarak Cumhuriyetçileri düşündürüyor:

Laiklik İslam Toplumlarında Tutunabilir mi? Tarikatlara Saygı Duymak Ne Anlama Gelir? Din İşleri Cemaatlere Bırakılamaz mı? “İslam Kardeşliği” Sözü Neyi Gizliyor? Din Eğitimi Eksik Olduğu İçin mi Ahlak Eksik? Serbest Kıyafet Özgürlük mü?

Kitabın son bölümünde meclisteki partilerin laiklik anlayışı ele alınıyor. Partilerin cemaatlere saygılı olmak, tekke ve zaviyeleri açmak, devlete saygılı tarikatlardan bahsederek tarikat ve cemaatler arasında ayrım yapmak, Şeyh Sait anmaları düzenlemek, “özgürlükçü laiklik”, “inançlara saygılı laiklik” gibi ifadelerle laikliğin özgürlükçü, inançlara saygılı olmadığı algına hizmet etmek gibi neoliberal çizgiye yönelmelerini açıklamaya, daha da önemlisi bunların işe yaramadığını ve laiklik karşıtı kesimlere cesaret verdiğini belirtiyor.

Yazar, 15 Temmuz FETÖ darbesi ile laikliği daha rahat anlatabileceğimiz bir döneme girdiğimizi savunuyor.

“Laikliliği Doğru Anlamak” gibi oldukça iddialı bir başlıklı okuyucuların karşısına çıkan bu kitap, eğitim alanı başta olmak üzere pek çok alanda laiklik bağlamında yaşanan olumsuz süreçleri titizlikle ortaya koymuş diyebiliriz.

 

Araştırmacı-yazar

Aydın Tonga

haberdeistanbul@gmail adresinden ve kaynak yayınlarından ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER